“Sen beni Toros’la geldim diye cıvata mı sandın?”
“Bakacaaaağızzzzz.”
Sosyal medyanın viral videosu.
Sanırım izlemeyen kalmamıştır.
İzlerken gülmeyen de.
Bazıları da “Bu kadar olmaz” demiştir.
Ama oluyormuş.
Belki videonun etkisinden.
Belki egodan.
Belki yer, hudut bilmemezlikten.
Belki kişilerin nüfusuna fazla güvenişinden.
Belki de şişede durduğu gibi durmayan alkol yüzünden.
Bartın’da da “Bakacaaağızzzz” olayları artmaya başladı.
Çevirmede yakalanan,
Hastanelerde sıra beklemek istemeyen,
Kurumlarda “Olmaz” diyen memurla tartışan,
Kısaca işine gelmeyen cevabı alan herkes.
Eline telefonu alıyor.
Başlıyor “Valiyi arayacağım.”
“Vekili arayacağım.”
“Bakanı arayacağım.” Demeye.
Bartın iyi ki 22 yıl sonra bir bakan çıkarmış.
Çıkarmasa ne yapacaktı bilmiyorum.
Önüne gelen ya “Bakanı arayacağım” diyor.
Ya da etrafına “Bakan benim yanımda” mesajları veriyor.
Sanki, Bakanında tek işi gücü Bartın’mış gibi.
Bir ülkenin yargı sistemi kendisine emanet değilmiş gibi.
Adaletin herkese adil tecelli etmesi gereken bir Bakanlıkta görev yapmıyormuş gibi.
Gerçi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Bartın’a ve Bartınlılara verdiği değer ve önem malum.
Kendisi görevinin ve sorumluluğunun ne kadar büyük olduğunun farkında.
Ama Bartın, kendisinin artık bir milletvekili olmadığının
Sadece bir ile değil, 81 ile sorumluluğu olduğunun
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a en yakın isimlerden biri olarak tüm ülke için çalışmak zorunda olduğunun bilincinde değil.
Bartın’a Yılmaz Tunç’un bakan olması çok yakıştı.
Ancak Bartınlılar bu ağırlığı kaldıramadı.
Bunun için herkesin ağzında bir “Sen beni cıvata mı sandın?” muhabbeti var.
Hele birine gıcık oluyorsa o kişi hepten yandı.
Bu seferde başlıyor tanıdığı nüfuslu ve mevkili kişiler üzerinden o insanı tehdit etmeye.
Sanki tanıdığı nüfuslu kişilerin kendisinden başka işi yokmuş gibi.
Sanki bu kişileri tanıyor diye karşısındaki insan ona ayrıcalıklı davranacakmış gibi.
Sanki bu nüfuslu kişiler onun bir sözüyle dediğini yapmak için emrine amade gibi.
Normal karşılıyorum desem olmuyor.
Garip karşılıyorum desem olmuyor.
Şaşırmıyorum desem o da hiç olmuyor.
Herkeste anlamlandıramadığım bir şuur kaybı.
Ne kadar meraklıyız; mevkilerimizi, makamlarımızı, mesleklerimizi, paramızı, nüfusumuzu bir başka insanın üzerinde güç olarak kullanmaya.
Demek ki bütün bunlara sahip olmasak kimseye sözümüzü geçiremeyeceğiz.
Ya da kimsede sözümüzün kıymeti olacak kadar değer ve saygımız yok.
Ya egolarımız gözümüzü kör etmiş,
Ya da cehaletimize esir düşmüşüz.
Oysaki olay çok basit.
Değerimizi, saygınlığımızı, kişiliğimiz ve karakterimizle ortaya yansıtmak.
Bizi biz yapan şey tanıdıklarımız, mesleklerimiz, paramız, makamımız değil.
Bunların hepsi üzerimizdeki hırka sadece.
Hırka çıktığında hepimizin krallığı çıplak.
Vezir olmanın yolu kendini tanıyıp bilmekte.
Kendini bilmeyene kalan tek şeyse rezillik.
Yani vezir olmakta elimizde rezil olmakta.
Aslında tek yapacağımız şey cıvata olmamak.
İnsan olmak.