Miraç, Hz. Peygamberimizin Yüce Allah’ın huzuruna yükseltilerek taltif edilmesi mucizesidir. “Miraç” kelimesi, Arapça’da “yükseğe çıkmak” anlamına gelen “uruç” kelimesinden türetilmiş olup sözlükte “yükselme, yükseğe çıkma aracı” demektir. Dini bir terim olarak miraç, Hz Muhammed (sav) efendimizin Yüce Allah tarafından göklere yükseltilip kendi huzuruna çıkarılması ve bu arada birçok ilahi sırlara ve tecellilere mazhar kılınması olayını ifade eder. “İsra”, gece yürüyüşü demektir. Peygamberimiz (sav) efendimizin bir Burak la Cebrail (a,s) ile beraber Mekke deki Mescidi Haramdan Kudüs teki Mescidi Aksaya kadar gecenin bir kısmında yaya olarak gitmelerine İsra denir. Miraç, hicretten bir yıl önce Hz Muhammed’in (sav) peygamberliğinin 12. inci yılında Recep ayının 27. gecesinde meydana gelmiştir. Müslüman bilginlerinin çoğunluğu Miraç’ın hem ruhen, hem de bedenen meydana geldiği kanaatindedirler. Hz Hatice validemiz ve peygamberimizin amcası Ebu Talip’in vefatından sonra müşriklerin efendimize Karşı sözlü ve fiili saldırılarını artırdığı döneme rastlamıştır
Kur’an-ı Kerim’de Miraç mucizesinin Mekke’den Kudüs’e kadar kısmından söz edilmektedir. Allah bu konuda şöyle buyurdu:
“Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitendir ve görendir.” (İsra,1)
Yaygın görüşe göre İsra ve Miraç olayı, şöyle cereyan etmiştir:
Hz Peygamberimiz, Kabe’nin yanındaki hatim veya halası Ümmü Han’ın evinde uyku ile uyanık bir halde iken Cebrail (as) geldi. Peygamberimizin göğsünü yarıp zemzem suyu ile yıkadı. İman ve hikmetle doldurdu. Hz Peygamberimiz bir Burak’a bindirildi. Cebrail (as) ile beraber Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya gittiler. Burada Peygamberimiz bütün peygamberlere imam olup beraber 2 rekat namaz kıldıktan sonra yüksek makamlara çıkılacak bir Miraç, bir manevi yükselme aracı kuruldu. Sema kapıları açıldı. Peygamberimiz, 1. katta Hz Adem a,s ile 2. katta. Hz İdris a,s ile 5. katta Hz Harun a,s ile 6. katta Hz Musa a,s ile 7. katta ise Hz İbrahim a,s ile görüştü. Sidretül müntehaya gelindiğinde Cebrail (as) “Ey Muhammed, buradan itibaren Allah’a gitmen sana aittir. Ben buradan ileri gidemem” dedi ve ilahi huzurun eşiğine varan yolu gösterdi.
Peygamberimiz “refref” denilen özel bir binekle Allah’ın huzuruna getirildi. Ona yaklaştırıldı. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan edilmektedir:
“Sonra (Muhammed) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki, (birleştirilmiş) iki yay arası kadar hatta daha da yakın oldu”. (Necm, 8-9)
Yüce Allah, “Konuş ya Muhammed” buyurdu. Başlangıçta heyecandan korkan Peygamberimiz, Allah’ın kendisine verdiği sekine ile rahatlayıp namazlarda birinci ve ikinci oturuşlar da okuduğumuz Tahiyyat Duası’nın birinci cümlesini söyledi: “Selam ve hürmetlerimiz, namaz ve her türlü dualarımız, hayır, hasenat ve iyiliklerimiz Allah içindir. Yüce Allah, “Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun ey nebi” buyurdu. Peygamberimiz de “Allah’ın Selamı, bereketi ve rahmeti bizim ve senin yararlı davranışlarda bulunan Müslüman kullarının üzerine olsun” dedi. Bu söyleşiyi gıpta ili dinleyen Cebrail (as) “Ben şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak ezeli ve ebedi olan Allah vardır. Hz Muhammed’de onun kulu ve elçisidir” dedi. Yani Tahiyyat Duası, Peygamberimizle Yüce Allah arasında geçen bir konuşmadır.
Peygamberimize bu gece cennet ve cehennem, arşı ve kursi gösterildi. Kendisine Allah’ın 12 emri tebliğ edildi. Bu on iki emir şunlardır:
1- Allah’tan başkasına kulluk etmemek,
2- Anaya-babaya iyi davranmak,
3- Hısıma, yolda kalmışa, yoksula hakkını vermek,
4- Cimri ve israfcı olmamak,
5- Evladını yoksulluk korkusuyla öldürmemek,
6- Fuhuş ve zinaya yaklaşmamak,
7- Cana kıymamak,
8- Yetim malına doğru olmayan bir surette yaklaşmamak,
9- Ahdi yerine getirmek,
10- Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat etmek,
11- Hakkında bilgi sahibi olmadığı bir şeyin ardına düşmemek,
12- Yeryüzünde gurur ve kibirle yürümemek, büyüklük taslamamak.
Bununla beraber kendisine beş vakit namazın farz oluşu, Allah’a eş, ortak koşmayanların günahlarının bağışlanacağı müjdesi verildi. Bakara Suresi’nin son iki ayeti armağan edildi. Peygamberimiz, şehitlerin ve muttakilerin ruhları ile meleklerin barınağı olan Cennetül Me’va’yı da görme şerefine nail oldu. Cebrail’in (a,s) direktifiyle cenneti hak edenlerin erişecekleri mükâfatları ile cehenneme atılmaya müstahak olanların acı akıbetlerini sergileyen ilginç görüntüleri seyretti. Yedinci kat semadan Kudüs şehrine inildi, buradan Mekke’ye dönüldü. Peygamberimiz (sav) efendimiz ertesi gün gördüklerini anlatınca putperestler ona inanmadılar. Mescid-i Aksa ve o taraftan gelen bir kervan hakkında sorular yönelttiler. Efendimiz, Mescid-i Aksa ve kervan hakkında doğru bilgi verdiği halde kabullenmediler. Bu meseleyi Hz Ebu Bekir’e götürdüler. Hz Ebu Bekir, İsra ve Miraç hakkında bilgisi olmadığı halde, “Eğer bu konuştuklarınızı Hz Peygamberimiz söylüyorsa muhakkak doğrudur” diyerek sarsılmaz bir imana sahip olduğunu gösterdi ve bu sebeple “Sıddık” lakabına layık görüldü.
Peygamberimiz (sav) efendimize hiçbir insana nasip olmayan mazhariyetlere erişmesini sağlayan miraç, önemli hükümleri ve prensiplerin tebliğine zemin oluşturması bakımından İslam tarihinde çok önemli bir yer tutmuştur. İslam’ın geleceği bakımından da müjdelerle dolu bir olay özelliği taşımaktadır. Zira Peygamberimizin en sıkıntılı dönemine rastlayan bu mucize ile Allah rızası için iman mücadelesi veren ve elinden gelen çabayı harcayan müminlere ümit ve başarı mesajı vermiştir. Nitekim akabe biatleri, hicret ve Medine’nin yurt edinilmesi gibi güzel gelişmeler miraçtan sonra gerçekleşmiştir. 17.02.2023 tarihi (Cuma günü) Miraç Kandili’dir. Bu vesileyle mübarek gecenin ülkemize, İslam âlemine, tüm insanlığa hayırlar, barış ve esenlikler getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.
Yorumlar
Kalan Karakter: