17 Ağustos 1999 saat 03.02… Tüm Marmara bölgesinde yaşanan ve Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilen 7,4 şiddetinde bir deprem… 2010 yılında yayımlanan Meclis Araştırma Raporu’na göre 18 bin 373 kişi öldü. 48 bin 901 kişi ise yaralandı. Ülkemize bu felaketin maddi yükü yaklaşık 20 milyar dolardır. Ayrıca 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişi evsiz kalmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Ülkemiz halen daha bu felaketin yaralarını saramamıştır.
Deprem olduğunda TTK Amasra Taşkömürü İşletmesi’nde yer altı işçisi olarak çalışmaktaydım. Deprem sabahı tüm arkadaşlar gibi üzüntülüydük. Haberler geldikçe üzüntümüzde katlanarak artıyordu. Depremin üçündü günü zorlamalarla Kuruma karar aldırtarak kurtarma ekibi olarak gönderilmemizi sağladık. Sadece Amasra’dan dört ekip olarak yola çıktık. Çok geç gönderilmemize rağmen görev yerimiz olan Sakarya İline ulaştık. Depremde karayolunun yer yer tahrip olduğunu da gördük. Beraberimizde bir madencinin klasik alet edevatı var. Kazma, kürek, bıçkı, demir testere ve demirden büyük manivela ve yol marangozlarının kullandığı balyozlar. Ekiplerin başında maden teknikeri ve ekip içinde maden nezaretçisi, ustalar ve yardımcı işçiler. Kısacası ekip çalışmasına yatkın madenciler. Sakarya’ya ulaştığımızda kriz masasına ulaşmamız gerektiğini bildiğimizden, ilk önce kriz masasının nerede kurulu olduğunu öğrendik. Kriz masası vilayet merkezindeki valilik binasının önü. Tam bir ana baba günü. Gıda getiren, su getiren, araç ve gereç getiren aklınıza ne gelirse herkes burada. Bizi yönlendirecekler diye saatlerce bekledik. Sonrasında benim de içinde bulunduğum ekibe bir depremzede yakını geldi. Durumunu anlattı ve yardım talep etti. Kriz masasından bir görevlendirme gelmeyince depremzedeye yardıma gittik. Diğer ekiplerde aynı şekilde yardıma gitti. Elimizdeki teçhizatlarla ne kadar başarılı olabilirsek o kadar başarılı olduğumuza inanıyorum. Ama AKUT gibi ekipleri gördükçe “kurtarma ekibinin” eğitiminin ne kadar önemli olduğunu da gördük.
Bu depremde görevlendirildiğimiz Sakarya İlinde haberleşme, temiz su, kanalizasyon ve yolların tahrip olduğunu gördük. Konutların kalitesizliği ve imar planlarının çarpıklığı gözler önüne serilmişti. Fay hattının tam üzerine konut yapılmasının sonuçlarını gözlemledik. Deprem sonrasında yapılacak tüm işlemlerde korkunç bir organizasyon bozukluğu ve koordinasyonsuzluğu yaşadık. Bu yaşadıklarımız ileriki günlerde yaşanmaz, bunlardan ders çıkarır, ders alırız diye umutlandık ve avunduk.
1999 Düzce Depremi, 2003 Bingöl Depremi, 2011 Van Depremi, 2020 Elâzığ Depremi ve 2020 İzmir Depremi... Son olarak da 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Pazarcık 7.7 ile Elbistan 7.6 depremleri... Tüm bu depremlerde, deprem sonrasındaki işleyişte 1999 yılından bu yana hiçbir ilerleme kaydedemediğimizi gördüm.
1999 Marmara Depremi sonrasında, Ülkemizde yaşanacak depremler için deprem öncesi yapılması gereken iş ve işlemler için yürürlüğe konulan deprem vergisi var. Özel İletişim Vergisi 17 Ağustos 1999'da Marmara’da yaşanan depremin yol açtığı ekonomik kayıpları gidermek için getirilen ve günümüzde hala alınan tek vergi. Deprem vergisi olarak nitelendirilen bu uygulama ile 1999-Temmuz 2022 arasında 83 milyar 621 milyon 940 bin TL toplandı. Bu tutarın ilgili yıllar TCMB yıllık ortalama ABD Doları Efektif Alış Kuru karşılığı 38 milyar 196 milyon 739 bin dolar civarında. 1999'dan beri tahsil edilen ve yıllık ortalama kurlarla 38,2 milyar dolara tekabül eden tahsilatla tanesi 50 bin dolarlık 763 bin 934 konut inşa edilebilirdi. TBMM Deprem vergilerinin nerelere harcandığının tespit edilerek depremlerdeki can ve mal kayıplarını önleyecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi verilmiş ancak iktidar tarafından kabul edilmemiştir. Bu vergilerin nereye harcandığı halen daha bilinmemektedir.
27. Yasama Dönemi’nde, yani Temmuz 2018'den bu yana deprem ile ilgili Meclis'e sunulan tüm Araştırma Önergelerine baktım. Toplam 75 önerge sunulmuş. Bunlardan 46'sı CHP'ye, 17'si HDP'ye, 8 İYİ P.'ye, 3'ü MHP'ye ve 1'i de AKP'ye ait. Peki 75 önergeden kaçı mı kabul edilmiş? Deprem ile ilgili verilen toplam 75 önergeden her partinin birer tane yani sadece 5'i kabul edilmiş. (AKP’nin Haziran 2020'de; CHP, HDP, İYİ P. ve MHP önergeleri Kasım 2020’de) 71 önerge ise yıllardır "gündemde" başlığında bekletiliyor. Bu önergelerin başlıkları sizlere de ilginç gelecek.
Malatya fayı üzerinde meydana gelebilecek olası bir depremin etkilerinin en aza indirilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi, Gaziantep ve çevresinde meydana gelebilecek bir depremin risklerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi, Hatay ve çevre illerindeki deprem riski bulunan yerlerin tespit edilerek alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi, Adıyaman ili ve çevresindeki yapıların depreme dayanıklılığının araştırılması ve olası bir depreme yönelik hazırlıkların planlanması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. TBMM çatısı altında yer alan Milletvekillerimiz ellerinden geleni yapmaya çalışmışlar. Peki, ne olmuş, iktidar tarafından gündeme alınmamış.
1999 yılından sonra yapılan konutlarda, depreme dayanıklı konut üretimi için; olası bir deprem karşısında yapı denetimlerinin ve müteahhitlerin mesleki sorumluluğu ile ilgili mevzuatların yeterli olup olmadığının incelenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi verilmiş. Sanki bu mevzuatta eksiklik yokmuşçasına bu önerge de iktidar tarafından kabul edilmemiş.
Şimdi yüz yüze kaldığımız acı bir gerçek var. Bu acı gerçek karşısında hiçbir şey olmamışçasına kabullenmemiz isteniyor. Ben kabul etmiyorum. Etmeyeceğim. Bunları anlatmaya devam edeceğim. Timsah gözyaşları dökenlere de inanmayacağım.
1999 yılından bu yana tam tamına 24 yıl geçmiş. O günden bugüne değişen hiçbir şey yok. Boşu boşuna geçen koskoca 24 yıl.
Yorumlar
Kalan Karakter: