İmar Barışı desem; bunu konuşmanın zamanı mı diyecekler.
Çarpık yapılaşma desem; saçmalama diyecekler.
Depreme dayanıksız konut imali var desem; şerefsizlik yapma diyecekler.
Deprem öldürmez tedbirsizlik öldürür desem siyaset yapma diyecekler.
Deprem sonrasında felaketzedelere geç ulaşıldı dediğimizde hain diyecekler.
Yapı denetimlerinde rüşvet çarkı işliyor dediğimizde hadi oradan diyecekler.
Ağzınızı açtığınızda en ağır hakaret ve suçlamaları yaşayacaksınız. Kısaca “susun” diyorlar. Her ne olursa olsun susun.
Tamam; susarız da anılarımız var, onlar susmuyor hiç.
1999 Büyük Marmara Depremi’nde iki gün geç de gitsek madencilerin kurtarma ekibi olarak gönderilmesini sağladık. O zaman müdürümüz olan Sayın Nedim Özturan, çekincelerini bize açıkladı. Gerekli alet ve edevatımızın olmadığını söyledi. Bizler, “ellerimiz var” dedik. “Lojistik destek sağlayamayız sizlere” dedi. “Olsun aç kalır sokakta yatarız” dedik. “Enkazdan canlı kurtarmak konusunda hiçbir eğitiminiz yok” dedi. Biz, “Ocakta arkadaşlarımızı göçükten almıyor muyuz?” diye sorduk. En son söylediği sözleri halen daha unutamıyorum. “Gittiğiniz yerdeki koşullar sizde ruhsal çöküntü yaşatacak, ruhsal travma yaşayacaksınız, döndüğünüzde ben sizden verim alamayacağım, eskisi gibi olmayacaksınız” dedi. 24 yıl önceki bir idarecinin konu hakkındaki görüşleriydi bunlar.
Sonrasında 12 Kasım Düzce depremi oldu. Madencileri bu sefer fazlaca gecikmeden deprem bölgesine gönderildi. Görevli olduğumuz afet sahasına ziyaretimize gelen Milletvekilimiz Sayın Hasan Gemici’den madencilerin böyle zamanlarda kullanabileceği alet, edevat ve teçhizat talep ettik. Sonrasında Kurumun tüm Müesseselerine bir iki ekibin ihtiyacı kadar demirbaşlar gönderildi. Bir kere daha deprem afeti olmasın ve kullanmak zorunda kalmayız dileklerimizle depolandı. Emekli olduğum 2004 yılına kadar bu malzemelerin rutin bakımları yapılarak muhafazasına devam edildi.
Bilindiği gibi Ülkemiz deprem ülkesi. 2003 Bingöl Depremi, 2011 Van Depremi, 2020 Elâzığ Depremi ve 2020 İzmir Depremi. Tüm bu depremler başta sık sık gündeme gelen İstanbul depremi ile bilim adamların gündemde tutmaya çalıştığı içinde bulunduğumuz Kahramanmaraş depremi hep hatırlatıldı. 1999 depreminden sonra Madencilere bu afet malzemeleri ile tatbikat yaptırabilirdi. Bildiğim kadarı ile yaptırılmadı. Deprem kullanmada kullanılacak teknik malzemelerin kullanılması öğretilebilirdi. O da yapılmadı. Yapılan bu malzemelerin periyodik bakımı ve depolaması. TTK Amasra’daki yöneticiler sinema yanındaki depoyu incelerlerse o demirbaşları göreceklerdir.
Deprem olduktan sonra bu büyüklükteki bir depremden sonra madencilerin sahaya çok acele ve hızlı şekilde gönderilmesi gerekirken çok önemli bir 30 saat kaybedildi. Bir taraftan 30 saatlik gecikme diğer taraftan da afet sahasındaki görev yerine intikalde geçen zaman. İşte bu zamanların değeri ölçülmez. Her dakika bir canlıya ulaşmak demektir. Milletvekili Sayın Deniz Yavuzyılmaz’ın uyarıları sayesinde TTK madencileri gönderme kararı aldı. Ama nasıl gönderme. Amasra’dan gönderilen madencilerin toplu taşıma araçlarına bindirilmesini gördük sosyal medyadan. Sahada kullanılacak ekipmanları göremedik. Klasik madencinin iş teçhizatı ve kazma kürekleri. Tamam yanında gönderemediniz ya peşlerinden gönderemez miydiniz? Bartın’da sosyal medya üzerinden yayın yapan haber sitesinde madencinin sahadaki isyanını izledik. Çok kısa süre yayında kaldı. Kaldırıldı. Kaldırılmasının nedeni ise o madenci arkadaşın zor durumda kalmasının istenmemesi olduğunu zannediyorum. Madenci arkadaş biz kurtarmaya geldik ama biz burada mağdur olduk serzenişinde bulundu.
TTK koskoca bir kurum. Felaket sahasına gönderdikleri madencilerin ihtiyaç duyacağı lojistik desteği karşılayabilecek güçtedir. Sahaya gönderdikleri madencilerin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak lojistik destek ile kurtarma operasyonlarında kullanacakları 1999 yılında Kuruma teslim edilen alet, edevat ve makineleri kullanmalarını sağlayabilirlerdi. Madenci üretim ocaklarında kullandıkları klasik iş elbisesi, iş teçhizatı, kazma, kürek, balyoz, testere, çekiç, balta ve ağaç tahkimat malzemeleri ile neler başarabildiğini 1999 yılında da ve içinde bulunduğumuz felaket sahasında da gösterdi. Keşke 1999 yılında TTK’ya teslim edilen araç, gereç ve makinaların sayısının artırılmış olarak madenciye destek verilebilseydi. Keşke koordinasyonda başarılı olunabilseydi.
Umarım TTK Yöneticileri böylesine büyük afetlerde Madencilerin görev sahalarına nasıl ve hangi şartlarda intikal ettirilecekleri konusunda eğitim verilir. Verilsin ki “saldım çayıra Mevla’m kayıra” denilecek duruma düşürülmesin madenci.
Madenci KAHRAMAN’dır.
Yorumlar
Kalan Karakter: