Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın ve 16 arkadaşı ile Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici ve 9 arkadaşının, Taşkömürü üretimindeki sorunların çözüm yollarının tespiti ile Türkiye Taş Kömürü Kurumu'nun içinde bulunduğu durumun araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve (10/13,53) esas numaralı “Meclis Araştırması” açılması 1 Şubat 1996 tarihinde kabul edilmiştir.
Araştırma Komisyonu yaptığı çalışma sonucunda 68 sayfadan oluşan bir rapor hazırlamıştır. Taş kömür Havzasının tüm tarihsel süreci ele alınarak, Türkiye Taşkömürü Kurumu ve Taşkömürü üretimi konusunda neler yapılması gerektiğini altı sayfadan oluşan sonuç bölümünde açıklamıştır. Bu önerilerden büyük bir bölümü, neredeyse tamamı hiç dikkate alınmamıştır. Yaşama geçirilmesi konusunda adım bile atılmamıştır.
Raporun sonuç bölümünde yer alan önerilerden bir tanesi olan; “TTK için işletmesi rezerv itibariyle ekonomik olmayan sahalar özel sektöre redevansla olarak açılarak havzanın ve Türkiye'nin taşkömürü üretimine katkıda bulunması sağlanmalıdır.” Önerisinin nasıl yaşama geçtiğini birebir yaşadığım bir anı ile size aktarayayım.
Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesinin Azdavay’daki üretim ocaklarından bir tanesi olan Söğütözü üretim sahasında Kurum tarafından üretilen kömür Kastamonu Şeker fabrikasına satışı yapılmıştı. Ama Şeker Fabrikası bu kömürü şartlarına uygun olmadığı için teslim almamıştı. Kömür bir yılı aşkın sahada duruyordu. Sonrasında bu üretim sahası “redevans sahası” olarak bir özel firmaya verildi. Bu işletmeci sahada ATİM tarafından üretilmiş olan ve Kastamonu Şeker tarafından alınmayan kömürü, kendi firmasının kömürü olarak bu Kastamonu Şekere sattı. Satışı yapılan bu kömür yaklaşık olarak 1500 Ton. İlginç değil mi? Her ikisi de Devlet Kurumu olan bu iki işletme nedense uyum içinde olamıyor. Olmamasının nedeni ise uygulanan ekonomik program olabilir mi? Bu özel şirket söz konusu sahaya bir liralık yatırım yapmadan en ucuz maliyetle kömür alınacak parselleri plansız programsız kullanarak, tüm sahayı tahrip ederek üretim yaptı. Sonucunda pastanın kremasını aldıktan sonra sahayı terk etti.
Araştırma Komisyonunun çözüm önerileri ve sonuç bölümünde yazılanların onda biri yaşama geçirilebilseydi Taşkömüründeki bugün yaşadıklarımızla karşılaşmazdık. İşin bir de Taşkömürü üretimini yapanlara karşı yapılan psikolojik haksızlıkları anlatayayım. Amasra üretim sahasında görev yapan guruplu işçilerin barınmalarını sağlayan tesislere “pavyon” adı veriliyor. İşçiler mesai haricindeki bu sosyal tesislerde barınıyor ve ihtiyaçları karşılanıyor. Üç öğün yemek ihtiyaçları Kurum tarafından ücret karşılığında karşılanmakta. Sayın Orhan Çaça’yı burada anmadan geçemeyeceğim. Pavyonlarda barınan işçilerin yaşam ve barınma kalitesini artırmak için olağanüstü çaba sarfetti. Maden işçileri bu nedenle kendisine çok teşekkür ederler her zaman. İşte o dönemde gıda satın alma komisyonunda raportör olarak bulunmaktaydım. Komisyon maden işçilerin yemek ihtiyacını karşılamada kullanılan bulguru üçüncü sınıf kalitede olmasını, Kurum içinde satış yapan ekonomada ise (çoğunlukla üst ve orta düzey personel alışveriş yapar) satılacak bulgurun lüks kalitede olmasını istedi. Ben üstüme vazife olmadığı halde “sizler insan madenci hayvan” mı diye söyleyince, o an raportörlük görevim sonlandırıldı. Kurumdaki yöneticinin üretim işçisine bakışı bu olunca bu günlere neden geldiğimiz daha iyi anlaşılır.
Kurumun tamamında sürdürülen ve yönlendirilen “erken emeklilik” ve zaman zaman da “zorunlu emeklilik” uygulaması sürdürüldüğünden emek açığı oluşmuştur. Yapılan emek takviyesi ise ne yazık ki gruplu işçi olmamış çoğunlukla madenciliğe yatkın olmayan ve bölge dışından alınan işçilerle karşılanmıştır. Merkez Atölyelerindeki emek gücü azaldıkça Kurumun maden teçhizatı ihtiyacı Kurum dışından temin edilme aşamasına geçilmiştir. İşte HEMA firması Taş kömür ile tanışması ürettikleri “maden direği” satışı ile olmuştur. Bundan sonra Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi çok sık HEMA Firmasını duymaya başlamıştır.
1996 yılında TBMM Araştırma Komisyonu Raporu yayınlandıktan sonra geçen sürede Taş kömür Havzasının iyileştirilmesi için alınan tedbir olmadığından; tüm havza tüm hızıyla çöküş yaşamıştır. Yaklaşık on beş yıl sonra TBMM tarafından bu kez “tüm madencilik sorunları” için yeni bir araştırma komisyonu kurulmuştur. Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu 13 Ocak 2010 tarihinde çalışmalarına başlamış ve dört aylık çalışma süresi içinde yaptığı çalışmalar sonucunda düzenlediği rapor 13 Mayıs 2010 tarihinde yayınlanmıştır. Toplam 780 sayfa olan bu raporda Taş kömürüne ayrılan bölüm sadece ama sadece iki paragraf. Ama HEMA firmasının taş kömür konusunda görüşlerini ve Termik Santralın zorunluluk olduğunu anlatan bölüme dört sayfada yer verilmiş. Komisyon raporuyla taş kömür politikalarının hangi yönde olduğunu açık ve net belirtmiştir. Kısacası bu raporla taş kömür üretiminin tamamen ithalata yöneltildiğini kabul edilmiştir. Uzun vadede ise taş kömür üretiminin özel sektöre devredildiğini ortaya koymuştur.
24 Ocak ekonomik kararları ile başlayan taş kömür üretiminin çökertilmesi politikası adım adım uygulanmıştır. Havzada üretim neredeyse durmuş konuma gelmiştir. En sonunda havza tamamen özel sektöre devredilecektir. Dünyadaki ekonomik gelişmelere göre eğer yer altı madenciliğine yatırım yapılacaksa bunun da sadece özel sektör ile olacağı ilan edilmiştir. Hatta özel sektör yeraltı madenciliğinden kar elde etmesi için ne gerekirse yapılmasına izin verileceği anlaşılmaktadır.
Bu yazı dizisinin son yazısında Amasra üretim sahasında yer alan Amasra Müessesesi ile HEMA Maden Firması’nın geleceklerini anlatacağım.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…
Yorumlar
Kalan Karakter: