CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün “baskıların, sansürün ve cezaevlerinin gölgesinde” karşılandığını belirtti. Gazeteciliğin Türkiye’de gerçeği yazmanın bedelini ödemek anlamına geldiğini vurgulayan Bankoğlu, 1961 yılında yürürlüğe giren ve gazetecilerin haklarını güvence altına alan 212 sayılı yasanın “ruhundan bugün eser kalmadığını” söyledi.
Bankoğlu şunları söyledi:
“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü ne yazık ki bu yıl da baskıların, sansürün ve cezaevlerinin gölgesinde karşılıyoruz. Türkiye’de gazetecilik, gerçeği yazmanın bedelini ödemek anlamına gelmiştir. 1961 yılında gazetecilerin haklarını güvence altına alan 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği o günün ruhundan bugün eser kalmadığı gibi AKP iktidarı, 10 Ocak’ı, baskı, sansür ve ekonomik kuşatma günü haline getirmiştir.
“Türkiye Düşünce Hapishanesine Döndü”
AKP iktidarı, cezaevlerini gazetecilerle dolduğu yetmezmiş gibi ülkeyi düşünce hapishanesine dönüştürmüştür. Bugün onlarca gazeteci, sadece halkın haber alma hakkını savunduğu için yolsuzlukları deşifre ettiği için, adaletsizlikleri haber yaptığı için demir parmaklıklar arkasına atılmıştır. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında son sıralarda can çekişmektedir. Saray’ın bülteni olmayı reddedenler, gününü adliye koridorlarında ifade vermekle geçirmektedir.
“İletişim Başkanlığı Gazetecileri Fişlemektedir”
Gazetecilik mesleği bugün sadece siyasi değil, devasa bir ekonomik abluka altındadır. Sektörde sendikalaşma oranı yok denecek kadar azdır. Gazeteciler, düşük ücretlerle, mobbing altında ve iş güvencesinden yoksun çalıştırılmaktadır. Gerçekleri dile getiren kuruluşlar sürekli bir baskı ve kapatılma tehdidine maruz bırakılırken medya sahipleri, gazeteciyi güvenceden yoksun bırakıp bir sömürü düzeni kurmuştur. Basın kartı, akreditasyon silahı olarak kullanılmakta ve İletişim Başkanlığı, Saray’ın onaylamadığı gazetecileri fişlemektedir.
“Yerel Basın Can Çekişiyor!”
Başta Bartın olmak üzere Anadolu’nun sesi olan yerel gazetelerimiz, artan kağıt maliyetleri ve Basın İlan Kurumu’nun bir ceza sopasına dönüşen ambargoları altında can çekişmektedir. Yerel basın susarsa şehir susar. İktidar ve onun yereldeki kurumları, ilan kesme cezalarıyla yerel medyanın boğazını sıkmakta, onları kendisine biat etmeye zorlamaktadır. Gazeteciler yereldeki bir sorunu, sıkıntıyı ve skandalı haberleştirdiğinde anında tehdit edilmekte ve dışlanmaktadır. Üstelik ekonomik kriz nedeniyle kağıt alamadığı için matbaasını kapatan yerel işletmecilerin de maliyetleri her geçen gün artmaktadır.
Biz CHP olarak; hapislerde çürütülen gazetecilerin, işten atılan muhabirlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Gazetecilik suç değildir; ve biz, basın özgürlüğünü lütuf değil, demokrasinin en temel şartı yapacağız. Hukuksuz basın kartı yönetmeliklerini kaldıracağız. Gazetecilerin sendikal haklarını anayasal güvence altına alacağız. Gerçeklerin üzerini örtebileceğinizi sananlara karşı kalemini satmayan tüm basın emekçilerimizin haklarını savunacağız. Bu karanlığı halkın haber alma hakkına sahip çıkan özgür gazetecilerin kalemleriyle aydınlatacağız. Baskıya rağmen mesleğini onurla sürdüren tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor; Uğur Mumcu’dan Metin Göktepe’ye kadar kalemini halktan yana kullandığı için hedef haline getirilen gazeteciler başta olmak üzere hayatını kaybeden tüm gazetecileri saygıyla anıyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: