Taş kömürü dar bir "stratejik" kavramı içine sıkıştırılmamalıdır. Bir ülke için "stratejik maden" kavramından öte ülkenin doğal kaynaklarının ekonomiye katkısını artırmak için ulusal ve uluslararası platformlarda uygulanacak üretim ve pazarlama gibi unsurları içeren bir "strateji belirlenmesi" daha önemlidir. Taş kömürü ile ilgili strateji belirlenirken:
· Dünya rezerv büyüklüğü ve dağılımı,
· Taş kömürünün ve bu taş kömüründen üretilen ürünlerin ikame edilme şansı,
· Taş kömürünün sağlanabileceği diğer kaynaklar,
· Uluslararası pazarlara hakimiyet ve fiyatlar,
· Taş kömüründen elde edilen ürünlerin insan yaşantısı için gerekliliği ve kullanım alanları,
· Ürün ile ilişkili ticaret yapan ülkeler,
· Ürünün ülke ekonomisine katkısı,
· Savunma kapsamında kullanım alanı,
· Ülke ve hükümetin uluslararası saygınlığı ve ülkenin dünya ülkeleri içindeki fiziki gücü mutlaka değerlendirilmelidir.
24 Ocak ekonomik kararları ile taş kömüründe stratejinin yanlış belirlendiğini şimdi açık ve net gördük ve öğrendik. Ülkemizin enerji ihtiyacının %70 oranında dışa bağımlı hale geldik. Demir-Çelik sanayisinin en önemli girdisi olan taş kömüründe ise tamamen dışa bağımlı hale geldik. Ekonomik sorunların temeli olan cari açıkların neredeyse tamamı enerji üretiminde kullandığımız mal ithalatlarına yapılan ödemelerdir.
Taşkömürün üretilmeyip ithal edilmesinin en önemli savunucusu eski bakanlardan Zonguldak Milletvekili Sayın Tınaz Titiz’dir. Bu konudaki açıklaması; “Projemin kısa adı NPNP olup Sırpça ‘da (Nil Prodüksiyona Nema Problema) anlamına gelmektedir. Yani, "hiç üretim yapmamak ve karşılık olarak da hiç problemi olmamak" demektir. Daha açık olarak, Dünya fiyatlarına göre pahalı veya kalitesiz ürettiğimiz mal ve hizmetleri üretmeyip bunları ithal etmek ve arada doğan farkı vatandaşa dağıtmak olarak açıklanabilir.” demiştir. İfadesinin ilk bölümdeki taşkömürün ithal edilmesi gerçekleşmiş, ikinci bölümde ifade ettiği aradaki farkın halka dağıtılması bölümü ne yazık ki gerçekleşmemiştir. Gerçekleşmez de zaten. Sayın Tınaz Titiz’in Taş kömür havzası için alternatif çözümleri (kömür üretmemek) çok uzun süre havzaya dayatılmıştır. Geldiğimiz yer belli; bu kadar yıl geçtikten sonra.
Taş kömürünün üretilmesinin ve üretiminden vazgeçilmemesinin tüm gerekçelerini en derli toplu bizlere sunan belge; TBMM 1 Şubat 1996 tarihli Taşkömürü Üretimindeki Sorunların Çözüm Yollarının Tespiti ile Türkiye Taş Kömürü Kurumu'nun İçinde Bulunduğu Durumun Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi araştırma komisyonu raporudur. Bu raporun sonuç bölümünde Taş kömürünün üretiminin devam edilmesi ve yeni bir yapılanmaya gidilmesi aşağıdaki kelimelerle ifade edilmiştir.
TTK'nın orta ve uzun vade de kârlı bir kuruluş haline gelmesi TTK için yeni bir kuruluş yasası çıkartılmasıyla mümkün olacaktır. Bu konu, TTK'nın yeniden yapılanmasını sağlayan yeni bir kuruluş yasasıyla sağlanmalıdır. Özetle aşağıdaki önerilerin gerçekleşmesi sağlanmalıdır:
a) Profesyonelce çalışan bir yönetim,
b) Çalışanların yönetime sermayeyle eşit olarak katıldığı bir yönetim kurulu,
c) Siyasî müdahalelerin asgarî seviyede tutulduğu ve denetim düzeyinde kaldığı bir yapı,
d) TTK'nın kısa, orta ve uzun vadede yapılacağı işlerin planlanması,
e) Katma değerinin TTK'da kalacağı ve Pazarlama biriminin güçlendirildiği bir yapılanma.
f) TTK üretimini artırarak yaşamalıdır.
İlimizi ilgilendiren ve kamuoyunda gündemde olan Amasra Bölgesi taş kömür üretim havzasında üretim yapacak özel sektörün (Hema) bu üretimi yapabileceği konusundaki çekincelerdir. Yeraltı maden üretimi; maliyet açısında verimli değildir. Özel sektör kâr amaçlı olacağından, kar edebilmesi için sübvanse edilmelidir. Bu sağlanmazsa üretim beklemek çok hayalci olacaktır. Özel sektörün üretim yapması için Dünya kömür piyasasında kömür fiyatlarının artması gerekir. Yeraltı üretim maliyeti ne zaman dünya kömür fiyatlarının altında kalırsa özel sektör üretim yapar ve kar da elde eder.
Söz konusu edilen firma elinde bulundurduğu bu havzayı kömür üretmeden, elinde tutmak için (Hema Firması Dünya Kömür fiyatlarında fiyat artışının olacağı öngörüsüne sahiptir.) “Termik Santral” konusunu ortaya atarak tüm topluma “CAMBAZA BAK” oyununu oynamaktadır. Bir taraftan “Termik Santral” kurmanın avantajını istemekte, eğer olmazsa da elinde bulundurduğu bu zenginliği kömür üretmeden elinde tutma isteğidir. Dünya piyasalarındaki kömür fiyatlarının artma eğilimi göstermesi, yurt içi üretimin karlı seviyeye gelinceye kadar havzayı kaybetmek istememektedir. Kısacası KAZAN KAZAN stratejisini izlemektedir.
Bu kadar önemli bir konunun siyasal kazançları da oluyor ne yazık ki. Toplumun çevreye duyarlı kısmının tüm dikkati “termik santrale” toplanmakta ve bu konuda mücadele etmekte. Diğer yanda ise iş bekleyen yığınlarda “tuzu kurular” bu şirketin çalışmasını engelliyorlar diyerek toplumun tepkisini bu mücadelede yer alan çevrecilere yöneltmektedirler. Toplumun bu kesimleri karşı karşıya getirilerek, bu kesimleri dolaylı olarak temsil eden siyasi partilerin oy kaynağı haline dönüştürmektedirler. İş bekleyen geniş yığınlara özel sektörün neden kömür çıkartamayacağını anlatacak, yeraltı üretiminin sübvansiyon (destek) olmadan Dünya kömür fiyatları ile rekabet edemeyeceğini söyleyecek hiç kimse de bulunmamaktadır. Hema Firmasının kömür çıkartması sadece yapacağı üretimden kar elde etmesiyle olur. O şartlar da içinde bulunduğumuz zaman diliminde yok ne yazık ki.
Benim Hema Firmasına sorum açık ve net. Amasra üretim sahasından üreteceğinizin bir ton taş kömürünün ton maliyetini kamuoyuna açıklar mısınız? Ama bilin ki açıklamayı yapmayacaklardır.
Uzun bir süreden beri İlimizin yer altı zenginliği olan taş kömür konusunda yazılar yazmaktayım. Yazmaya da devam edeceğim. Ama sizler; binlerce kişi Amasra üretim bölgesinde çalıştı ve emekli oldu. Sizlerde emekli olduğunuz bu işyerine hiç mi vefanız yok. Bir tek vefalı ben miyim? Hiç mi iyi güzel anılarınız yok bu madenlerde. İşyerinize sahip çıkmak emeklinin de görevi. Bu zenginliğimizi bizlerden sonra gelen nesillere aktarmalıyız ki anılarımız yaşasın.
Yorumlar
Kalan Karakter: