Amasra Taşkömürü İşletme Müessesi’nde (ATİM) HEMA firması ile 2005 yılında yapılan redevans anlaşmasından sonra hiçbir yatırım yapılmamıştır. Sürekli emeklilik ve yerine üretim işçisi alınmaması nedeniyle norm kadro altında çalışmalarını sürdürmektedir. Aslında sahanın tamamen HEMA firmasına teslim edilebilmesinin şartları hazırlanmaktadır.
Açık kaynaklardan konu hakkında bilgi edinmeye çalışırsanız bu sonuca ulaşmak çok kolaydır. Şimdi bu açık kaynaklardan bir tanesi TTK sayfasında yer alan “Amasra Detaylı Rödevans” adlı belgedir. Bir diğeri ise TBMM Araştırma Komisyonunun 2010 tarihli Raporunda HEMA Firması adına açıklama yapan Sayın Şerafettin Yılmaz’ın ifadeleridir.
Bartın ili sınırları içinde, Amasra Merkez, Kazpınarı Köyü ve Gömü Köyü civarlarında bulunan, 3 noktada faaliyet göstermekte olan ve HEMA tarafından işletilmekte olan kömür ocağı, Zonguldak E28 C1 ve C2 paftalarında, 16° Kuzey v e 22° Kuzey enlemleri ile 46° Doğu ve 50° Doğu Boylamları arasında bulunmaktadır. Sayın Şerafettin Yılmaz, “TTK (A) sahası dediğimiz kısımda Türkiye Taşkömürü belirli bir zamandan beri burada çalışma yapıyor. Onun 400 metreye kadar kısmı TTK’ye ait. TTK sahasının da 400 metre altındakiler bize verildi” demiştir. Amasra Rödevans sahası ismi ile kastedilenin 400 metre altındaki kömür rezervini ifade ettiğini öğreniyoruz.
Amasra Detaylı Rödevans belgesinde HEMA firmasının 400 metre üstündeki alanda kendi projesi için yararlanmak amacıyla TTK’ya başvuru yaptığını ama kabul edilmediğini öğreniyoruz. Ama çok ilginç bir bilgiye de yine HEMA Firmasının 2012 yılında hazırlattığı “ANNEX K Traffic Study - AMASRA, HEMA- KÖMÜR OCAKLARI ULAŞIM ETÜDÜ VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI” belgesinden ulaşıyoruz.
Bu çalışmada yer alan bir bölümü aynen aktarıyorum;
“3.2. Tesis Kapasite Özellikleri Proje kapsamında, fiilen maden çıkartımı başlamamıştır. Hedeflenen nihai üretim, nakliyeye esas olarak, 4,2 milyon ton/yıldır. Kuyulardan çıkan kömürün işlenerek nakliyeye esas ürün haline gelmesi kademeli olarak 4000 ton/gün olarak başlayacak olduğu yatırımcı tarafından bildirilmiştir. Söz konusu üretim Zonguldak’ta bulunan Çatalağzı Termik Santrali (ÇATES) ve Eren Termik Santrali ile Bartın Çimento Fabrikasına nakledilecektir. Kuyulardan çıkartılacak kömürlerin, yukarıda sözü geçen termik santrallere nakliyesi deniz yoluyla yapılacaktır. Bunun için tesis planlarında Tarla ağzı limanı istikametinde görünen taşıyıcı bantlar ile nakledilecek olan kömür, burada yapılacak liman ile gemilere yüklenecek ve müşterilere ulaştırılacaktır. Kuyulardan cevher çıkartılmasının haricinde yatay galerilerden de yüzey kömürü çıkartılacaktır. Bu üretimin, Temmuz 2012 tarihli çalışma sürecinde günlük 400 ton olacağı ve miktarı değişmeyeceği işveren tarafından bildirilmiştir. Ancak, bu revizyon çalışması kapsamında söz konusu yüzey kömürü üretiminin günlük 600-1200 ton arasında olacağı bildirilmiştir. Buradan çıkartılacak söz konusu kömür kara yolu ile Bartın Çimento Fabrikasına nakledilecektir. Yine işveren tarafından bu revizyon çalışması kapsamında gerek kuyularda gerekse yüzey kömürlerinde bugün itibariyle (Haziran 2014) üretimin olmadığı projelerin hazırlık safhasında olduğu bildirilmiştir. Günlük 4 vardiya olarak çalışılması planlanan tesiste, faaliyet başlangıç yılı hedefi olan 2014 yılı için 20 araç / vardiya olarak personel servisi planlanmaktadır. Bu konuda işveren tarafından bildirilen kademeli artış hedefi bir sonraki başlık altında verilmektedir.”
Kendi redevans sahaları olan 400 metrenin altından kömür çıkartacaklarını ve bunun yanı sıra yüzey kömürlerinden de günlük 400 ton kömür üreteceklerini açıklıyorlar. Şimdi burada en önemli söz “yüzey kömürleri” ifadesidir. Demek oluyor ki ATİM yetki sahasında var olan bir kömür rezervi HEMA firması için rezerve edilmiş. İşin en acı yanı da bu. 2005 yılından bu yana en ufacık yatırım yapma, üretim işçisi alma ve sürekli olarak zarar etmesi için elinden geleni yap, sonrada günde 600-1200 ton üretim yapabilecek bir sahayı HEMA firmasına hediye et. Hediye ettikleri saha 400 metre üzerinde kalan ve ATİM yetki sahasının içinde bulunan bir üretim bölümüdür. Peki, bunu neden yaparlar. ATİM yetkililerine bu soruyu Bartın halkı sormalı.
ATİM, Büyük Madenci Yürüyüşü’nden sonra Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun deneme üretim sahası olmuştur. Yeraltı madenciliğinde şimdiye kadar verim alınmayan, bilimsel bir yaklaşımdan uzak daha çok ticari amaçlı projelerin uygulama sahası olmuştur. ATİM sahasında uygulanan hangi proje başarılı olmuştur diye sormuyor hiç kimse. Eğimli bir ayakta bile tam mekanizasyon uygulaması yapmışlar ama ne yazık ki başarılı olmamıştır. Sadece bu değil hiçbir proje başarılı olmamıştır. Var olan üretim ayaklarında farklı farklı projeler uygulansa da yeni bir üretim sahası için yatırım da yapılmamıştır. Yeni bir üretim ayakları hazırlanamamıştır. Yukarıda bahse konu alan bölüm bile yok farz edilmiştir. Sonucunda ilk fırsatta kapatılacak bir üretim sahası haline dönüştürülmüştür.
Bu yazı serisinin son yazısı olacak bölümde ise “yeraltı taş kömür işletmeciliğinin” nasıl olması gerektiği konusundaki önerilerim olacaktır. Bu önerilerim benim değil; TBMM Araştırma Komisyonu Raporunda (1996 yılı) belirtilenlerdir. Ayrıca hem yazılarımda hem de sosyal medya hesabımda sürekli tekrarladığım “Cambaza bak” deyimi ile nelere dikkat çektiğime ifade edeceğim. Eğer olanak sağlanırsa Eybey Medya’nın televizyon yayınında “Taş kömür” konusunu sizlere tüm açıklığı ile anlatacağım.
Yorumlar
Kalan Karakter: