Toplumsal sistemin bir alt sistemi olarak düşünebileceğimiz mesleki kuruluşlarda, yönetim ve organizasyon etkinliğini belirleyen değişkenler son tahlilde sosyo-ekonomik ve kültürel kaynaklıdır diyebiliriz. Üstelik bu değişkenler aynı zamanda birbirleriyle içli dışlıdır ve etkileşim halindedir. Yönetim ve organizasyon kalitesi ise, mevcut iç ve dış olanak ve sınırlamaları bilerek etkili kararlar almak, belirlenen amaçlara ulaşma çabasında etkin olmak demektir.
Kamu Kurumu niteliğindeki Bartın Ticaret ve Sanayi Odası’nda (Bartın TSO) yönetim görevlerinin etkin olarak yerine getirilmesine ve başarılı olunmasına engel olan nedenler vardır. Bunların içinde kuruluş mensupları arasındaki ideolojik denebilecek tutum ayrılıkları ile “oligarşinin tunç kanunu” olgusu en önemlilerinden birisidir.
Özellikle 1980’lerden itibaren, meslek kuruluşlarının yönetimini üstlenmek hususunda, kuruluşun üyeleri arasındaki yıpratıcı tartışma ve mücadeleler çoğalmış, dini, siyasi, ekonomik görüş farklılıklarına dayanan gruplaşma (Bartın’da güçlü bir siyasi yapının ittifakı) eğilimleri ortaya çıkmıştır. Bu olgu, bu tür kuruluşlarda, üyeler arasında olması gereken dayanışma ve iş birliğini zayıflatmış, kuruluş yönetiminin fonksiyonel olmasını önlemiştir. Bartın TSO’nın asıl amacından uzaklaştığını düşünen pek çok üye, kuruluşla ilişkisini asgariye indirmiş, hukuki mecburiyetin ötesinde kuruluşla ilgilenme, faaliyetlerini takip etme vb. davranışlardan uzak kalmışlardır.
Meslek kuruluşlarında, zamanla amaç ve prensiplerinden sapma, belirli bir zümrenin hakimiyetinin sürdürme eğiliminin ortaya çıktığını ileri süren Robert Michels, bu eğilime “oligarşinin tunç kanunu” adını vermiştir. Demokrasinin bünyesinde oligarşik eğilimler mevcuttur. Meslek kuruluşlarında demokrasinin çok hızlı bir şekilde oligarşiye dönmesi kolay olmaktadır. Bu görüş demokrasi ile ilgili düşünüldüğünde kötümserlik olarak algılanabilir ama sendikalar ve odalar ile genel olarak yönetimin cazip olanaklar ihtiva ettiği diğer demokratik organizasyonlarda, seçilen yönetici kadrosunun devamlı yönetimde kalmak arzusu içinde olduğu, bunu sağlamak için de çeşitli tedbirler aldıkları yaygın bir olgudur. Şüphesiz, organizasyonun devamlılığı, tecrübeden yararlanma ve birtakım projelerin tamamlanması gibi nedenlerle seçilenlerin yeniden seçilmesi faydalıdır ancak, üyelerin her konuda bilgilendirilmesi, seçimlere katılmalarının teşvik edilmesi, iyi niyet ve tarafsızlıktan ayrılmamak kaydıyla. Ama bunların hiçbiri Bartın TSO’da mevcut değildir. Ortak payda yerine dar bir kadronun ortak çıkarı varlığını sürdürmektedir.
Bartın TSO üyelerinin, kuruluşun yönetim ve organizasyonu ile ilgili kayıtsızlığı ve ilgisizliğinin çeşitli nedenleri vardır. Organizasyonun olanakları, fonksiyonları ve önemi hakkındaki bilgisizlikten, kuruluşun yönetimine talip olanlar arasındaki çekişmeye taraf olmama arzusundan, sorumluluk alma ve riske girme arzu edilmediğinden dolayı çoğu üyeler, yönetimi belirleyecek seçimlere katılmadığı gibi, kuruluşun ne yaptığından ve ne yapması gerektiğinden de haberdar değildir. Böyle bir eğilim çoğu kere mevcut yöneticilerin de istediği bir durum olabilmektedir. Çünkü daha az üyenin katıldığı seçimlerde başarılı olmak daha kolaydır. Örgütlü bir gurup (dini, siyasi veya çok güçlü bir siyasi ittifakın) yönetimi kolaylıkla üstlenebilir. Genel kayıtsızlık ve ilgisizlik, mevcut yönetim kadrosunun, mevcut yönetim politika ve uygulamalarının değiştirilmesi için ciddi baskı gücü olacak bir olanaktan mahrumiyet olarak kabul edilebilir.
Demokratik gelenekler arasına giren seçim öncesi propaganda çalışmalarının oda yönetiminin daha etkili faaliyetler yapmasını sağlamak açısından olumlu olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü bu çalışmalar mevcut yönetimle ilgili kanaatleri etkilediği kadar, yönetime talip olanları, bu konuda iddia içinde bulunup, aday olanları da yeni sorumluluklar almaya, organizasyonun etkinliğini artırmak için çaba göstermeye hazırlar.
Kamu kurumu niteliğindeki Bartın TSO etkili ve verimli bir şekilde yönetilmesi toplum refahının önemli şartlarından biridir. İnsan ve toplum hayatı açısından çok önemli hizmetler üreten meslek mensuplarının bir araya geldiği bu organizasyonlar hem meslek mensuplarına hem de topluma yönelik sorumluluklarını, çağdaş yönetim ve organizasyon anlayışı çerçevesinde yönetildikleri ölçüde yerine getirebileceklerdir. Bu sonucun elde edilmesinde, meslek mensuplarının kendi kuruluşlarının yönetimine ilişkin katılım ve hassasiyetleri kadar, akademik kuruluşların, kitle haberleşme araçlarının ve genelde kamuoyunun konuya ilgisi de etkili olacaktır. Bartın TSO’nun, kamu yönetimince kanuni temellere dayandırılmasının gerekçesinde, bu kuruluşun toplumsal fonksiyonlarının ne kadar önemli olduğu gerekçesi vardır. Resmi düzenlemelerin, istenildiği kadar hayata geçirilmesi ise, konuyla ilgili herkesin söz konusu organizasyonların etkin çalışması hususunda göstereceği çabayla sınırlıdır.
Yazılarımda durum tespiti yaptıktan sonra çözüm önerilerimi aktarırım. Bu tespitler belki objektif olmayabilir, belki duygusal olabilir ama yararı konuyu tartışmaya açabilme özelliğidir. Bundan sonraki yazımda da örnekleriyle tespitleri yapmaya devam edeceğim. Şunu herkesin bilmesi gerekiyor. “Küçük olsun ama hepsi benim olsun” anlayışı yok olmaya mahkumdur. Bu anlayış mahkûm olduğunda bu anlayışa hizmet edenlerin ne durumda olacağıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: