Aday değil Bartın kazanmalı. Bartın kazandığında aday kazanıyor zaten. Sayın Mansur Yavaş, Belediye Başkanlığı görevine Ankara’nın Beypazarı ilçesinde başladı. 1999 yılında Sayın Mansur Yavaş MHP’nin adayı olarak Beypazarı, yine aynı yıl Sayın M. Rıza Yalçınkaya Bartın’ın Belediye Başkanları oldu. Beypazarı kazandı ki Sayın Mansur Yavaş başarılı oldu siyasi yaşamında. Burada önemli olan adayın kazanması değil, Belediye Başkanı olduğu kentin kazanması. Kent kazanırsa eğer, kenti yöneten Belediye Başkanı kazanıyor zaten. Bizler kazanan Belediye Başkanı’nı değil, kazanan bir kent’in yöneticisini seçmeliyiz.
Hatırlayacağınız gibi Bartın 1991 yılında Vilayet oldu. Vilayet olduktan sonraki Belediye Başkanımız Sayın M. Oğuz Pir, sonrasında Sayın M. Rıza Yalçınkaya ve Sayın Cemal Akın seçimle Başkan olmuşlardır. Seçimle gelen Belediye Başkanları Milletvekilliği seçimleri için istifa ettiklerinden; önce Sayın Cemal Abanalı sonra Sayın Ahmet Altıntel ve şimdi de Sayın H. Fahri Fırıncıoğlu Belediye Meclisi kararı ile Belediye Başkanlığı görevine gelmişlerdir.
Şimdi görev yapan bu Belediye Başkanlarının simgeleşen eserleri ile hatırlayalım.
Sayın M. Oğuz Pir döneminde düzensiz ve plansız konut büyümesi yaşanmış ve bu dönemin simge eseri de Galla Pazarındaki “uzay çatı sistemli” kapalı Pazar yeridir.
Sayın M. Rıza Yalçınkaya döneminde ise konut büyümesi yaşanan yerlere alt yapı ve üst yapı hizmeti götürülmüştür. Bu dönemin simgesel eseri yıkılan eski cezaevi arazisine demir ferforje darabalı “Cumhuriyet Alanı” yapılmasıdır. Ayrıca bu dönemde bulvar ve caddelerde “demir ferforje” düzenlemeleri de simgesel duruma gelmiştir.
Sayın Cemal Akın’ın görevde bulunduğu süreçte en çok göze çarpan renkli aydınlatmalar olmuştur. Ayrıca tarihi “Bartın İskelesinin” bulunduğu mevkide yapılan görkemli “Taş Han” simgesel bir eser olarak yerini almıştır.
Klasik ve olması gereken Belediye faaliyetlerini konu etmek istemiyorum. Bu faaliyetleri dahi üstesinden gelemeyenler zaten düşünülmemeli. İşin en acı tarafı da her Belediye Başkanımız bir önceki Belediye Başkanı ile kendisini karşılaştırmasıdır. Keşke Sayın M. Rıza Yalçınkaya kendisini o zamanki başarılı Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’la karşılaştırabilseydi. Keşke Belediye Başkanlarımız Park ve Bahçeler Müdürlüğünün yapacağı hizmetlerle kendilerini kısıtlamasalardı.
Gömleğinizin ilk düğmesini yanlış ilikten başlarsanız diğer tüm düğmeler yanlış iliklenir. İşte biz de böyle bir yanlışlıkla işe başladık. 1991 yılında vilayet olduk ama çok gecikerek 1/100.000 Çevre Düzeni Planına 2009 yılında sahip olduk. Tam 18 yıl uyuduk ve uyutulduk.
2002 yılına kadar DSP, MHP, ANAP koalisyon Hükümeti vardı. Bartın İl Genel Meclisinde görev yapan seçilmiş İl Genel Meclisi Üyelerinin aklına bile gelmedi bu plan. Sonrasında ise Ak Parti Hükümetleri. Bu dönemlerde İl Genel Meclisinde ezici bir çoğunluk Ak Parti’ye aitti. Uzun yıllar düşünülmedi bile. Aslında yapılması gereken Bartın İlinde bulunan tüm STK’ların, tüm meslek odalarının, tüm esnaf odalarının, tüm kooperatiflerin, tüm sendikaların, tüm işverenlerin, tüm belediyelerin oluşturacağı büyük bir platformla Vilayetin Anayasası olacak bu Çevre Düzeni Planı tartışmaya açılmalıydı. Ama nerde. Sanki ticari bir sırmış gibi kapalı kapılar ardında hazırlanan ve bizi hapseden son derece yetersiz bir Çevre Düzen Planı yürürlüğe girdi.
1990 yıllarda Bartın Orman Fakültesinde okuyan Mühendis arkadaşların bir kısmı Bartın’a görevleri gereği geldiler. Şimdi bu arkadaşlara bir sorun “okuduğunuz yıllardaki Bartın’la şimdiki Bartın arasında ne fark var” diye. Lütfen tüm Belediye Başkan aday adayları sorun bu soruyu kendilerine. Size verecekleri yanıt sizleri hiç mi düşündürmeyecek. Ben sordum kendilerine. Hiçbir fark yok, sadece konut sayısı artmış dediler. Doğru değil mi bu yanıt.
Sadece Çevre Düzeni planı mı; bu plan akabinde yapılan 1/25.000 Çevre Düzeni planı ve deniz kıyılarında bulunan Mugada, Kızılkum , Çakraz gibi sahillerde yapılan 1/10.000 ve 1/5.000 imar planlarında yine aynı yöntem uygulandı. Kapalı kapılar ardında yapılan planlamalardı bunlar. Bir Vilayetin uzlaşma, birlikte hareket etme ve ortaklaşa hareket yeteneği bu planlarla sağlanır. Toplumun tüm kesimleri ortak çıkarları doğrultusunda uzlaşır ve böylelikle plan ortaya çıkar. Bu planların tamamı vilayetimizin mutabakat metinleridir. Bu metinler bizleri hem şehri yapar.
Ama ne yazık ki, bunlardan ders alınmadan Bartın Merkez İlçe İmar planı yapıldı. O kadar yüksek oranda itirazla karşılaştı. Bir imar planı yapıyorsunuz, bu plan içinde yer alan nitelikli tarım arazisi oranı %50, işte bu orana sahip plana plan demenizde olanaklı değil.
Ayrıca son günlerde “Bartın Irmağı Koruma Amaçlı İmar Planı” adlı bir sorunumuzda ortaya çıktı. Önümüzdeki yıllarda Bartın’ın gelişmesinin önünde en büyük engel olacak bir plan bu. Yaşayıp göreceğiz.
Peki olan ne. Geçmişte Belediye Başkanlığı yapanlar, Bartın Belediye Meclisinde görev yapanlar, İl Genel Meclisinde görev yapanlar ve siyasi partilerin yöneticiliğini yapanlar şimdi önümüze açık veya gizli aday adayı olarak sunuluyorlar. Hepsi de kazanacak aday olarak değerlendiriliyor. Sanki 1991 yılından sonra yaşanan bu süreçlerde payları yokmuşçasına.
Bu da yetmezmiş gibi bulundukları seçimle gelinen meclislerde; görev yapıp da en ufacık bir katkı vermeyenlerde sosyal medyada arzı endam ediyorlar.
Tüm adaylara çağrım. Vilayetimizin etrafında bulunan Zonguldak, Karabük, Sinop ve Kastamonu vilayetlerinin yirmi yıl önceki durumları ile bir de şimdiki durumlarına bir bakın. Göstermiş oldukları gelişmeleri bir görün ve düşünün. 1991 yılından bu yana Vilayetimize ne katkımız oldu diye bir kere daha düşünün.
Seçmene olan çağrım. Sayın seçmen kazanacak adaya değil, sizlere ve kente hizmet ederek “Kent’e kazandıracak” adayı tercih edin. Sizler klasik Belediyecilik hizmetlerinin kat ve kat üzerinde hizmeti hak eden vatandaşlarsınız. Açın gözünüzü, çevrenizdeki il ve ilçelerin nasıl geliştiğini görün. Ondan sonra da bir de Vilayetimizin haline bir bakın.
KAZANACAK ADAY DEĞİL, KAZANACAK KENT OLMALI.
Yorumlar
Kalan Karakter: