Barış Partisi 10 Aralık 1996 yılında CHP eski Milletvekili ve iş adamı Ali Haydar Veziroğlu öncülüğünde kuruldu. Veziroğlu ’da genel Başkanlığa getirildi. 1999 yılında yapılan Genel Seçimde yüzde 0,25 oy oranı ile başarılı olamadı. 9 Mayıs 1999 yılında yaptığı kongre ile kendisini feshetti.
Bu siyasi Partinin doğmasının arka planındaki gelişme; İzmit Körfez geçişi ve bağlantı yolları dahil ihalesi ve o zaman Bayındırlık Bakanı olan CHP’li Yaşar Topçu’yla başlayan kavgadır. Sayın Veziroğlu bu ihalenin kendi firmasına verilmemesi nedeniyle 120 ton ağırlığında örnek 5 binlik banknotlardan oluşan 501 trilyonu (devletin zararı) bastırarak bunları TIR’larla Ankara’dan İstanbul’a göndererek iktidarı suçluyor; gazetelere ve billboardlarda 500 bin dolarlık tepki reklamı veriyordu. İşte bu olaylardan sonra Barış Partisi kuruldu.
Aktif siyasete halen daha sürdüren Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sayın Yılmaz Büyükerşen’in yazdığı “Zamanı Durduran Saat” adlı kitabından Barış Partisi hakkında neler söylemiş bir okuyalım.
"Barış Partisi'nden bir teklif yapıldı. 1990'lı yılların sonlarına doğruydu. Bir gazeteci dostum, Eskişehir'e gelerek, Ali Haydar Veziroğlu isimli CHP eski milletvekillerinden birinin benimle Ankara'da muhakkak görüşmek istediğini bildirdi. Ne için görüşmek istediğini merak etmiştim. Birlikte Ankara'ya gittik. Çankaya'ya çıkan bulvar üzerinde büyük bir binanın mükellef döşenmiş üst katında Ali Haydar Veziroğlu bizi bekliyordu. Hoşbeşten sonra, bana kurduğu Barış Partisi'nden bahsetti. Türkiye'nin hemen her tarafından partisi için il merkez binaları olduğundan, hepsinin emrine özel parti binek arabaları verildiğinden, hepsinin donatıldığından ve buralarda görev yapacak sekretarya kadrolarının tayin edildiğinden uzun uzun bahsetti. Mevcut partilerin, Türkiye siyasetini tıkadıklarını, kendisinin hepsinden ümidini kestiğini, yepyeni dinamik bir partiyi oluşturmak için varını yoğunu tahsis etmekte olduğundan söz etti ve hiç beklemediğim şekilde, dolar üzerinden maaşlı olarak bu Partinin Genel Başkanlığını kabul etmemi istedi. Şaşırmış kalmıştım. Kısa bir sessizlikten sonra, hayatımda ilk defa bir patronun kurduğu Siyasi Partiye maaşlı Genel Başkanlık atama teklifini duyuyordum. Tahmin edebileceğiniz gibi, böyle bir görevi kabul edemeyeceğimi bildirdim." (Sayfa 425-426)
2002’de yapılan Genel seçimlerde AK Parti’nin en yüksek sayıda Milletvekili kazanmasının en önemli nedeni olan Genç Parti’yi de değerlendirmeye almak gerekir. Türkiye'de 1992'de Hasan Celal Güzel tarafından Yeniden Doğuş Partisi (YDP) adıyla kurulan ve 2002'de Cem Uzan ve arkadaşları tarafından "Genç Parti" (GP) adını alan siyasi partidir. 2002’de yapılan Genel Seçimlerde %7.25 oyla kendisi barajı geçemese de Ak Partinin başarısını sağladı. Cem Uzan bu Partiyi sadece kendi ailesinin ve kendi şirketlerinin güvencesi için seçime soktu ama başaramadı. Bir kere kaybetmişti, artık geriye dönüşü yoktu. Bu kadar oy almasının o günkü siyasal şartlar, Partinin giderlerini karşılayacak ekonomik güç ve en önemlisi tüm Ülkeye yayılmış Şirketlerinin kuruluşlarında çalışanları Partisinin örgütlenmesinde kullanmış olması. Ne ilginçtir ki, Genç Parti’de siyaset yapan iki arkadaşın yolları şimdi Bartın Memleket Partisinde buluştu ve ikisi de il ve ilçe başkanı oldular.
Herhangi bir yasal düzenleme yapılmazsa, önümüzde erken veya zamanında yapılacak genel seçimlerde “ittifak” sistemi uygulanacağı bilinmektedir. En son yapılan Genel Seçimde eğer ittifak sistemi olmasaydı CHP Milletvekili Sayın Aysu Bankoğlu Milletvekili seçilemeyecekti. Doğal olarak AK Parti iki Milletvekilliğini kazanmış olacaktı. İşte bu noktada ittifak dışında seçime katılacak siyasi partilerin dayandıkları tabandan almış olacakları her oy diğer ittifaka yarayacaktır. Bu nedenden dolayı ittifak dışında yer alan Siyasi partilerin alacakları mikro oylar çok büyük öneme ve değere sahiptir.
15 Haziran 2021 tarihinde internet üzerinden görsel yayın yapan Eybey Medya Bartın TV’de Sayın Ahmet Oktay’ın moderatörlüğündeki yayına Memleket partisi İl Başkanı Sayın Mustafa Çelik ve Merkez İlçe Başkanı Sayın Hacı Gölbucaklı katılmıştır. Bu Tv yayınının çözümü 17 Haziran 2021 tarihinde Bartın Halk Gazetesinde yayınlanmıştır. Bartın siyasal yaşamında çok büyük bir yere sahip CHP eski Milletvekili Sayın M.Rıza Yalçınkaya ile ilgili bölümü gazetede yazıldığı şekilde aktarıyorum.
Gazeteci Mustafa Ahmet Oktay’ın Hacı Gölbucaklı’ya tüm kamuoyunda bu hareketin içinde CHP’nin eski Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya’yı da olacağı yönündeki beklentiyi anımsatarak bu süreçte neler yaşandığını sorması üzerine Gölbucaklı, şunları söyledi:
“Tabi ki ben bu yola çıkarken Rıza abinin de görüşlerini aldım. Hatta Sayın İl Başkanım ile birlikte Ankara’ya gittiğimizde kendisini aradım, buluştuk. Bize salıklar verdi siyasetteki yeni bir oluşum ile ilgili yapmamız gerekenler konusunda. Rıza abinin kendince bazı mazeretleri var. Ama bizi çıktığımız bu yolda fikirleriyle ve deneyimleriyle yalnız bırakmayacağını da biliyorum. Sayın Genel Başkanımız Muharrem İnce’nin bile kendisine ‘Ağabey’ dediği bir isim Rıza Yalçınkaya. Ben önümüzdeki günlerde Rıza Yalçınkaya’nın da Muharrem Bey’in yanında olacağını tahmin ediyorum. Hatta ben 2-3 hafta kadar önce Ankara’ya gidip Sayın Genel Başkanım ile görüştüğümde bir açık kapı bıraktı. Ben kendisine ‘Rıza abi ile görüştünüz mü’ diye sordum. ‘Ben önümüzdeki günlerde aramızda olur diye düşünüyorum. Biz Rıza abi ile görüşüyoruz’ dedi. Ben de yaklaşık 50 yıldır tanışıyorum ve sürekli görüşüyorum. Bundan sonra da başımız da ağrısa, aklımıza bir şey de takılsa yine Rıza abi, yine Rıza abi… O bizim için her zaman duayenimiz, abimiz. Önümüzdeki dönemde Rıza abinin de bizlerle birlikte olacağını umut ediyoruz.”
Şimdi öğreniyoruz ki; bu açıklama Sayın M.Rıza Yalçınkaya’dan habersiz yapılmış. Burada amaçlanan Sayın Yalçınkaya’nın siyasi gücünden yararlanmak için bir algı yaratılmak istenmiş. Açıklamanın üzerinden sekiz ay geçmiş olmasına rağmen Sayın Yalçınkaya’ya halen daha CHP üyesidir.
Bu algı yaratma çalışması yetmemiş ki eski Genç Partili yeni Memleket Partili arkadaşları yeni bir algı çalışması içine girmişler. Bu algı çalışmasının açık ve net örneğini Bartın Halk Gazetesinin 6 Ağustos 2021 tarihinde yayınlanan “Vicdan, Sağduyu ve Hoşgörü ile Başarabiliriz” başlıklı köşe yazımda uzun uzun açıkladım. Bu yazımda Bartın AK Parti yöneticilerine seslenmiştim. İşte o seslenişten bir bölüm;
“Orman yangınları konusunda tedbir almayan, çözüm üretmeyen, koordinasyon kuramayan bu idarenin yetkili birimleri konuşacak durumda değilken, çıkıyor bu siyasetçiler bu felaket üzerinden siyasi rant sağlama ve kendi acizliklerini örtmek için terör seviciliği bile yapmaktan kaçınmamaktadırlar. Terör ‘korku’ demektir, terör ‘kaos’ demektir, terör ‘karışıklık’ demektir. Bunu bildikleri halde terör örgütünün ismini kullanarak onların reklamını yaparak istedikleri gücü onlara verdiklerinin farkında olmaları gerekirdi. İl Başkanından güç alan bazı AK Partililer de sosyal medyada orman yangını ile yapılan mücadeleyi eleştirenlere “Şerefsizlik ve vatana ihanetle” suçlayacak kadar ileri gitmektedirler. Siyasi çıkar için terör seviciliği yaparak; teröristlerin hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmaktadırlar. Vatandaşların tamamı terörü lanetler ve yakalanarak yargının önüne çıkartılmasını ister. Sadece terör örgütünün bu orman yangınlarının üstlenmesine dayanarak bu söylemlerde bulunmaları işgal ettikleri makamlarla uyumlu değildir. Belki şu an yaptığınız siyasi olarak sizleri kurtarır ama tarih önünde sorumlu olacaksınız.”
Memleket Partisi’nin değerli yöneticileri 14 Ocak 2022 tarihinde Bartın Hergün Gazetesi’nde yayınlanan söyleşisinde HDP’yi ötekileştirerek aklınca CHP ve Millet İttifakı Partilerini ilişkili göstermek çabasına girmişler. Bu arkadaşlara bilgilendirme amaçlı bir uyarı yaptığınızda aynı asılları gibi sanki ellerinde ölçüm aleti varmışçasına sizleri terör örgütü propagandacısı durumuna düşürdüklerini zannediyorlar.
Ne kadar algı yaratmaya çabalasanız da başarılı olamayacaksınız. Bunu bilin istedim.
Yorumlar
Kalan Karakter: