Türkiye Taşkömürü Kurumu web sayfasının tarihçe bölümüne bir bakalım;
2005 yılı bölümünde yazılanlar.
İmtiyaz sınırlarımız içinde rodövans usulü işlettirilmesi öngörülen, küçük ölçekli toplam 22 sahanın ihalesi ve 2005 yılı sonuna kadar firmaları ile sözleşme imzalanarak yer teslimi yapıldı. Ayrıca, şubat ve Mart aylarında onaylanan ihale sonuçlarına göre: Alacaağzı-Kandilli HEMA Endüstri A.Ş; Gelik Senklinal Dik Kanadı Sahaları EREN Holding A.Ş; Amasra-B HEMA Endüstri A.Ş firmalarına 20 yıllığına verildi.
2006 yılı bölümünde yazılanlar.
Rodövans karşılığı işletmeye verilen 24 küçük ölçekli sahada çalışmalara devam edilmiştir. 2005 yılında rodövans karşılığı işletmek üzere sözleşme imzalanan büyük ölçekli 3 sahadan Amasra-B sahasının yer teslimi yapılmıştır. Gelik Dik Kanat sahasını işletmeye alan firma sahada işletilebilir rezerv bulunmadığı iddiası ile menfi tespit davası açmıştır.
İşin püf noktası menfi tespit davası. Eren Holding A.Ş. rodövans karşılığı işleteceği saha için 160 MW Termik Santral lisansını aldı. Sonrasında ise menfi tespit davası ile yerli kömür üretilemediğinden ithal kömür ile termik santralden elektrik enerjisi üretme hakkına sahip oldu. İlk önce 2x615 MW ZETES II projesi yapılmış, ardından 2x660 MW olan ZETES III revize edilerek 2x700 MW’a çıkartılmıştır. Daha önce vazgeçilen 700 MW gücünde ZETES IV 2015 yılında tekrar gündeme geldi ve önceki yatırımları kullanma avantajı ile ÇED süreci başlatıldı. Böylece Eren Enerji 160 MW ile başladığı yatırım parça parça ekleyerek yaklaşık 3.000 MW’lık ithal kömür ile çalışan bir proje portföyüne dönüştü. Şimdi kendi limanına sahip Akışkan Yatak teknolojili 160 MW, Süper Kritik Pulverize Kömürlü 2x615 MW ve 2x700 MW olmak üzere toplam 2.790 MW’lık kurulu güce sahip ünitelerle termik santral oldu.
Kökleri 1984’e dayanan rodövans yolu ile kömür üretim politikası, sahaların özel sektöre daha fazla açılması ile 2000’lerden sonra rodövans yolu ile elektrik üretim modeline dönüştü. Elektrik üretimi için öncelikle TKİ’nin işletmediği sahalar ile başlandı. Kömür rezervi arama çalışmaları ile yeni bulunan yataklar da gündeme gelmeye başladı. Doğal olarak rodövans modeli ile elektrik üretimi, beraberinde gelen diğer uygulamalar ile aslında yeni bir yüksek karbon pazarında özel sektörün oyuncu olmasının önünü açtı. 2005 sonrası bu politikalar üç önemli bacaktan oluşmaktadır.
- Özel sektör yatırımlarına kapasite artışı.
- Kamu santrallerini özelleştirme yoluyla yatırıma açılması.
- Rodövans modeliyle elektrik üretimine açma ve hazırlama.
Özel sektör tarafından lisans almış ilk projeye ek proje yaparak, mevcut kapasite arttırılarak ya da her iki yöntemi de kullanarak yatırım bölgesindeki kapasite artışıdır. Eren Enerji’ye ait Zetes projeleri bu iki durumun kullanıldığı klasik bir örnektir. Rodövans sahasından kömür üreteceğini ve bu kömürle elektrik enerjisi arz edeceğini taahhüt ederek bu avantajı ile ÇED süreci başlatıldı. Böylece Eren Enerji 160 MW ile başladığı yatırıma; parça parça ekleyerek yaklaşık 3.000 MW’lik ithal kömür ile çalışan bir Termik Santrala sahip oldu.
2006 yılında Gelik Dik Kanat sahasında işletilebilir rezerv bulunmadığı iddiası ile açılan menfi tespit davası unutulup gitti. Arayanı da yok, soranı da yok, araştıranı da yok. Ama yerli kömür ile elektrik enerjisi üreteceğini söyleyerek yola çıkan firma, şimdi ithal kömürle üretim yapıyor.
Darısı HEMA’nın başına diyemeyeceğiz.
Bugüne kadar kömür üretmeme konusunda “cambaza bak” oyununu sergileyen HEMA, ne oldu da kömür üretimine yöneldi? Eren Enerji’nin uyguladığı çözüm yönteminin bir başka şeklini dayatarak sonuç almayı mı düşünüyor? Önünde çok az bir zaman var. 2030 yılına kadar Termik Santral Projesini gerçekleştirmek zorunda. Neden 2030 yılı önemli? İşte bunu önümüzdeki yazılarda anlatacağım.
Yorumlar
Kalan Karakter: