Bartın'da yaşamak ayrıcalıktır. Konum olarak Türkiye'nin en güzel coğrafyasında yaşamaktır.
Bartın, Batı Karadeniz’in önemli bir yerleşim merkezi olması yanında, Limanı vasıtasıyla da bölgenin dünyaya açılan kapısı konumundadır. Dünyanın ve ülkemizin en önemli madenlerinden olan ve büyük bir bölümü ilimizde var olan ve ne yazık ki yeraltından çıkartılmayı bekleyen taş kömürüne sahiptir. Yıllık ortalama 3 milyon ton üretim yapacak hacmi vardır.
Tarih dersen var, en geniş su havzası var, bereketli toprakları var, eşsiz kumsalları var, geniş deniz sahili var, ormanı var, milli parkı var, doğa turizm var, yetenekli ve çalışkan işgücü var hepsi var. Ama hepsinden önemlisi EGO sorunu var.
Böylesine güzel bir coğrafyada bulunan Bartın, neden gereken değeri alıp, markasını yaratamıyor sorusuna yanıt arayalım.
1. Ego sorunu başlıca sorun olup, yükselenin aşağıya çekilmesi nedeniyle yeni projelerin öne çıkamadığı, rasyonel akıllar ve vizyonlu düzgün insanlar öne çıkamadığı, kolektif çalışma yapılamadığı için; gelişmişlik adına yukarıda yazdığım tüm değerleri barındırmasına rağmen markalaşamıyor, il kimliği oluşturulamıyor.
2. Bartın’ birkaç kişi dışında (en fazla üç ya da beş kişi) başkası yönetemez, başarılı olamaz algısıyla veya manipülasyonuyla, İl’de yeni vizyoner yönetici insanların ve düşüncelerin önü kapatılıyor.
3. Çıkar guruplarının (siyasi, ekonomik, kültürel, dinsel, etnisite) İl’in dinamik unsurlarıymış gibi öne çıkartılıp; Bartın’ın gelişimi engelleniyor.
4. Bartın'da, STK'lar bilinçli olarak toplumsal işlevden uzaklaştırılarak; kişilerin ya gizli ajandaları için ya ego tatmini yerler ya da parti, dinsel (tarikat-cemaat), yerel etnisitelerin (Uluslu olmak, Arıtlı olmak gibi) arka bahçesi yapılarak toplumsal işlevini yitirtilerek sönümleniyor.
5. Tüm bunların bedeli olarak;
a) İl statüsünü kazanmış, ama halen daha ilçe kalmış Bartın.
b) Sanayi, turizm, tarım, hayvancılık gibi gelişmenin dört göstergesine sahip olan ama ürettiği katma değere sahip çıkamayan bir Bartın.
c) Üzerinde nakliye yapılabilen bir akarsuya sahip, Kara, Deniz ulaşımı ile kendisine ait limanı olan; ama lobisi olmayan bir Bartın.
d) Kendi adını taşıyan "Bartın Üniversitesi’ne” sahip ama toplumsal alt yapısını hazırlayamayan bir Bartın.
e) Küçük olsun ama hepsi benim olsun anlayışının hakimiyetini bir türlü kıramayan bir Bartın.
f) Amasra, Arıt, Ulus, Kurucaşile ve tüm sahilde tarihin sergilendiği yerleri varken, bunları Türkiye ve Dünyaya anlatamayan bir Bartın.
Daha fazla uzatabilirim ancak akla ilk gelenler bunlar kısaca YAZIK...Bartın’a, Bartınlıya, tüm İl’e, geleceğe, kalkınmaya en kötüsü de çocuklara ihanet ediliyor.
VİCDANI OLANA DUYURULUR.
Yorumlar
Kalan Karakter: