ÇANAKKALE ZAFERİ VE ŞEHİTLİK


Bu makale 2021-03-16 09:52:22 eklenmiş ve 482 kez görüntülenmiştir.
TAHSİN ÖTGÜÇ

 

Bundan 10 yıl önce 18 Mart 1915 tarihinde Rusya, İngiltere, Fransa, Yunanistan, Amerika, Belçika gibi birçok devletlerden oluşan ihtilaf birliklerinin Çanakkale boğazında başlattıkları taarruzu kahraman Türk ordusu, 250 bin şehit vererek durdurmuştur. Müslüman Türk ordusu, bu üstün başarısıyla Çanakkale boğazı geçilmez destanını yazdırmıştır. 6 yüz yıl her gittiği yerde adaleti, din ve vicdan hürriyetini hâkim kılan Osmanlı İmparatorluğu’na karşı büyük bir kin ve nefret besleyen gayri Müslim devletler, Balkan muharebelerinden sonra İstanbul’u alıp Türkiye’yi bölüp parsellemek niyetiyle kendi aralarında şer ittifakı yapmışlardır. Bir şeyi unutmuşlardı Müslümanların yardımcısı Allah’tır. Ancak kâfirlerin yardımcısı yoktur. Muhammed suresi,11. kıyamete kadar, hakla batılın mücadele ettiği dünya üzerinde Allah, Müslümalara yardım edecektir inşallah.

1912 yılında balkan savaşlarından mağlup ayrılan Osmanlı ordusu dünyanın en büyük harbi olan birinci dünya savaşına katılmak istemiyordu. 1914 yılında başlayıp 1918 yılının sonuna kadar devam eden mezkûr harbe 24 ülke katılmıştır. Devrin başkomutan vekili olan Enver paşa balkanlardaki yenilgiyi hafifletmek için 1914 yılındaki birinci dünya harbine katılmak taraftarıydı. Osmanlı devletinin müttefiki bulunan Almanya devletine ait bir savaş gemisi, Fransa devletinin sahillerini bombalalıyıp Çanakkale boğazından içeri girdi. İhtilaf devletleri bunu, savaş sebebi sayarak Çanakkale Boğazı’na taarruza başladılar. Böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa katılmış oldu.

Çanakkale boğazını geçmek için bütün güçlerini kullanan ihtilaf devletleri orduları, günlerce boğazı top mermisi ve diğer silahlarla adeta ateş çemberine almışlardı. Buna karşılık veren Osmanlı Müslüman Türk ordusu yorgundu ama pes etmemişti. Zira bu ordu içinde görev yapan askerler ölürsem şehit kalırsam gazi olurum düşüncesine hâkimdi. İşti bu ruhla Balıkesirli Seyit Onbaşı, yanındaki 250 kg tek bir top mermisini topun ağzına yerleştirip 

“Bismillahi Ya Allah” diyerek topu ateşlemiştir. Bu ateş sonucunda İngiliz savaş gemisi isabet alıp batmaya başlamıştır. Bu durumu gören diğer birlikler Osmanlı ordusuna yeni birlikler geldi, bu yorgun halimizle onlarla baş edemeyiz düşüncesiyle Çanakkale boğazından geri çekilmişlerdir.            

Netice olarak Müslüman Türk ordusu ve onun güzide askerleri üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirdiler ve ehli küfrü Çanakkale boğazına dolayısıyla İstanbul’a sokmadılar. Canları pahasına direndiler. Binlerce şehit verdiler, yüz binlerce gazi oldular ama ezanımızı susturmadılar. Müslüman Türk milletini tutsak yaptırmadılar. Osmanlı devletinin topraklarını böldürmediler. Müslüman Türklerin düşmanlarını sevindirmediler. Müslüman Türklerin sesini dünyaya ilan ettiler. İşte bunun için onları daime şükranla, minnetle yâd ediyoruz. Ruhları şad olsun. 

Şehitlik, dinimizde fevkalade yüce bir mertebedir. Peygamberlik mertebesinden sonra gelir. Allah yolunda hayatını feda eden Müslüman kimseye şehit denir. Böylelerine şehit denmesi, ya cennete gireceklerine şahadet edildiği, yahut vefat anında  bir kısım rahmet meleklerinin hazır bulundukları yahut da kendisi için Allah’ın huzurunda olduğu halde rızıklandırılacağı içindir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Onlar Rableri katında diridirler ve rızıklanmaktadırlar.” (Ali İmran,169).  

Allah yolunda mücadele ederken hayatını feda eden kimseye Allah’ın verdiği büyük bir nimettir şehitlik. Said ibni Zeyd (r.a.) anlatıyor. Allah’ın elçisini dinledim, şöyle buyurdular:

“Malını müdafaa ederken öldürülen şehittir. Nefsini müdafaa ederken öldürülen şehittir. Dinini müdafaa ederken öldürülen şehittir. Ehlini (eşini) müdafa ederken öldürülen şehittir.” (Kütübi Sitte 1152) Yüce Allah şefaatlarına nail eylesin. Şehidin yeri cennettir. Allah (cc) şehidin, kul hakkı dışında tüm günahlarını bağışlamıştır. Çanakkale zaferinin yüz altıncı yılında tüm şehit ve gazilerimizi, şükranla, minnetle anıyoruz.                                                                                                               

                                                                                                                             .

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›