Bunu da gördük: PAZAR ALIŞVERİŞİ KİLODAN TANEYE DÖNDÜ!

Hızlı fiyat artışlarının yaşandığı yerlerden biri olan pazar yerleri ve sebze meyve halinde vatandaşlar bütçelerine göre alış veriş yapabilmek adına çareyi eskiden kilo hesabı ile aldıkları ürünleri artık tane hesabı ile almakta buluyor.
Bu haber 2022-04-14 10:01:24 eklenmiş ve 1604 kez görüntülenmiştir.

 

YAĞMUR ALPER

Türkiye uzun yıllardır eşine rastlanmamış bir çarşı pazar ekonomisi ile karşı karşıya. İğneden ipliğe fiyatlar akıl almaz bir hızla yükselirken, vatandaşlar artan fiyatlar karşısında ne yapacağını bilemez durumda. Hızlı fiyat artışlarının yaşandığı yerlerden biri olan pazar yerleri ve sebze meyve halinde vatandaşlar bütçelerine göre alış veriş yapabilmek adına çareyi eskiden kilo hesabı ile aldıkları ürünleri artık tane hesabı ile almakta buluyor. Vatandaş fiyatların yüksekliğinden pazar ve hal esnafı ise müşterinin azlığı ve satışların düşüklüğünden şikayetçi. Tüm bunlar yaşanırken hükümet ise dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de yükselişini ve dolayısıyla da vatandaşın bütçesi üzerindeki yükünü artıran enflasyonun alınan önlemler sayesinde kısa süre sonra düşüşe geçeceğini, Kasım ya da Aralık aylarında ise iyileşmelerin herkesçe hissedileceğini söylüyor. Ancak vatandaş ve esnaf cephesinde bıçak kemiğe çoktan dayanmış durumda.

 

 

Pahalılıkta elimize su dökülmüyor

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Mart ayına ilişkin olarak açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) göre ülke genelinde enflasyon aylık bazda yüzde 5.46, yıllık ise yüzde 61.14 oranında arttı. Ancak ilimiz Bartın’da TÜFE, her zaman olduğu gibi yine Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Mart ayında Bartın’da TÜFE; yıllık yüzde 67,32, aylık ise yüzde 5,77 arttı. Doğal olarak bu durum fiyatlara otomatik olarak yansıdı. Gün geçmiyor ki yeni bir zam haberi gelmesin. Vatandaşı doğrudan ilgilendiren ve en fazla tepki çeken fiyat artışlarının başında ise gıda maddelerine yapılan zamlar geliyor.

 

 

Vatandaş da esnaf da mutsuz

 

Eskiden pazarda ya da halde elleri poşetlerle dolu vatandaşları görmek artık neredeyse hayal olmuş durumda. İnsanlar yüksek fiyatlar karşısında sadece günü kurtaracak şekilde ürünlerden azar azar alarak bütçesini denk getirmeye çalışıyor ama ne mümkün. Bu durumdan vatandaş kadar esnaf da memnun değil. Bir Pazar esnafı yaşanan tabloyu kendince şöyle özetliyor:

 

“Kalabalık çok, iş yok”

 

“Eskiden kilo kilo alınan domates, biber artık tane tane alınıyor. Kalabalık çok ama iş yok. 1-2 gün boyunca satmadığımız ürünler kuru mala benzemediği için illaki satacağız. Ucuz da versek vereceğiz, para kazanma gibi bir lüksümüz yok artık. Her gün daha da kötüye gidiyor. Mesela biber, yakın bir zamana kadar 3-5 TL’den sattığımız biber kilosu 30-40 TL’den satılıyor. Biber değil ama fiyatı acı. Vatandaş ne yapsın biz ne yapalım? Günü kurtaramıyoruz. Marketlerde mal durur, bekler ve para kazanılır ama Pazar yerlerinde iş öyle değil.”

 

 

Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık!

 

Bir başka esnaf ise bir zamanlar peynir ekmek gibi sattıkları muzun artık para kazandırmadığından yakınıyor. Esnaf, “Muzun kilosu 15-18 TL. İnanın para kazandırmıyor. En ucuz domates 20-25 lira. Biz bunları tezgâha koymak zorundayız ama vatandaş da haklı. Biz satamamaktan onlar alamamaktan…” derken adeta gözleri doluyor.

 

 

Kar bir yana ürün tezgâhta kalıyor

 

Yıllarını halde geçirmiş bir başka esnaf ise “Üzülüyorum bir yerde problem var ama ben de bilmiyorum, insanlar istediklerini alamıyorlar. 35 TL olan biberlerden para kazanmıyorum, salatalık 18-20 lira, ondan da para kazanamıyorum, alışımız 16 lira ve 1-2 lira kar masrafları asla kurtarmıyor. Domates desen o daha kötü. Hemen çürüyor, atmak zorunda kalıyoruz. Şu anda ondan da zarardayız. Allah’ın mantarı desen onun bile 450 gramı 13 TL. Milletin alım gücü kalmadı. 2 bin, 2 bin 500 TL alan emekli ne yapsın? Bakın hal bomboş tek tük müşteri var” diyerek haldeki boş koridorları gösterdi.

 

 

“Deprem, sel gördüm böyle pahalılık görmedim”

 

Fiyat artışlarından en az vatandaşlar kadar şikâyetçi olan hal esnafı, “Geçen gün küçük bir çocuk gelmiş ve muz çalmış, ben şimdi bu çocuğa ne diyebilirim? O da muz yemek istiyor. Saldım gitti gariban. Uzun süredir tezgâha gelip de ‘şunu da alayım, bunu da alayım’ diyerek Pazar çantasını dolduran bir müşteri görmedim. Gelen giden bir iki parça ondan, iki üç parça bundan ki çoğu da kiloyla değil, alış veriş yapıp cebindeki parayı yetirmeye çalışıyor. Sadece biz değil marketler de aynı şekilde enflasyondan etkilendi. Biz bolluk ile büyüdük ama bundan sonrası için endişeliyim. Gelecek nesiller için üzülüyorum. Biz sel de gördük, deprem de, çeşit çeşit ekonomik kriz de… Ama inanın böylesini görmedik. Fiyat artışlarına yetişmek mümkün değil” dedi.

 

Bir dokunduk bin ‘ah’ işittik

 

Esnafın dertli olmasına neden olan unsurlardan biri de dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de Ekim ayından itibaren hızla yükselen ve şu an itibariyle neredense 3 katına çıkan akaryakıt fiyatlarının ürün maliyetlerine olan etkisiydi. 6-7 ay kadar önce 500-600 TL mazot yakılan bir mesafe için şimdi bin 500 TL ödediğine dikkat çeken esnaf, bunun da ürün fiyatlarını yukarı taşıdığını söyledi. Söz konusu hal esnafı, “Türkiye nasıl üretsin? Bir torba gübre 600-700 lira olmuş. Mazot fiyatları almış başını gitmiş. Çiftçi tarlasını nasıl sürsün? Herkesin arsası boş, hayvancılık desen zaten öldü. Bir çuval yem 250-300 lira, halk bunu nasıl versin? 16 tane büyükbaş hayvanım vardı bir zamanlar, şu anda sadece 1 tane var. O da ailemin, süt-yoğurt gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için… Her şey bitti” diyerek dert yandı. Dertli esnaf sözlerini özetle şöyle sürdürdü:

 

 

“Keşke tek artan alım gücü olsa”

 

“Peki, biz ne yapıyoruz? Tezgâhta mal fazla dayanmıyor. Yaralanmış ya da beklerse bozulacak ürünü, zararına da olsa elimizden çıkarmaya çalışıyoruz. Biraz ezilmiş, normalde satılmayacak kalitedeki ürünleri uygun fiyatla almak için gelen çok vatandaşımız var. Ne yapsın o da geçim derdinde. Fiyatlar son birkaç günde biraz düştü. Havaların ısınması ile bahçe ürünleri de gelmeye başlar. O zaman biraz daha düşer ama köklü bir çözüm için enflasyon düşmeli, mazot fiyatları gerilemeli.  Bir başka sıkıntı ise fidelerin pahalı olması. Fidesini pahalı alan üretici ürünü nasıl ucuza satsın? Bu durumda ister memur ve emekli maaşları artsın, ister asgari ücret… Keşke ülkemizde fiyatlar istikrarlı olsa da asgari ücret de artmasa. Artan sadece alım gücü olsa.”

ETİKETLER : Bartın TÜFE meyve sebze hal pazaryeri
Diğer EKONOMİ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›