Hangişi, yönetmelik değişikliğini manidar buldu!

Türk Eğitim-Sen Bartın Şube Başkanı Sezai Hangişi, ilçe Milli Eğitim Müdürü olarak atanacaklarda aranan sınav şartının kaldırılmasını eleştirdi. Hangişi, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in TBMM’de sarf ettiği “MEB’i dernekler vakıflar yönetmiyor, biz yönetiyoruz” ifadesinin üzerinden 48 saat dahi geçmeden yönetmelik değişikliği yapılmasını manidar bulduğunu belirtirken, “MEB’e düşen, yanlışları ödüllendirmek değil, tedavi etmektir” dedi.
Bu haber 2021-11-10 10:16:03 eklenmiş ve 922 kez görüntülenmiştir.

 

EREN SARIKAYA

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”nde yaptığı değişiklik Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Türk Eğitim Sen Bartın Şube Başkanı Sezai Hangişi de, İlçe Milli Eğitim müdürü olarak atanacak kişilerde aranan sınav şartının kaldırılmasını eleştirdi. Konuya ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunan Hangişi, 2014 yılında MEB Teşkilat Kanunu’nun değiştirilmesiyle birlikte ülke genelinde binlerce okul yöneticisinin mülakatlar marifetiyle alaşağı edildiğini, yerlerine yine mülakatlar marifetiyle binlerce ‘özellikli’ yöneticinin işbaşına getirildiğini anımsattı.

 

Değişiklik yargıya taşınacak

 

Hangişi, 2020 yılında yapılan yönetmelik değişikliğine kadar mülakat komisyonlarında çekirdek çitler gibi kul hakkı yenildiğini öne sürerken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yaptığı yönetmelik değişikliği nedeniyle yine benzer uygulamaların yaşanacağını savundu. Hangişi, MEB'in bu hamlesiyle bir sendikanın beklentilerini karşıladığını ve “Aşil tendonları”nı kurtardığını söyleyerek, söz konusu değişikliği yargıya taşıyacaklarının altını çizerken özetle şunları söyledi:

 

 

Sınav şartı kaldırıldı

 

“18 Temmuz 2020 tarih ve 31189 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelikle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosuna atanmak için ‘yazılı veya yazılı ve sözlü sınav kazanarak atanmış olmak şartıyla eğitim kurumu müdürlüğünde en az 4 yıl, şube müdürü kadrosunda en az 2 yıl görev yapmış olmak’ koşulu getirilmişti. Böylece üst eğitim yöneticilerinin keyfiyete göre değil liyakate göre atanması sağlanmıştı.

Fakat dün yayınlanan Resmi Gazete’de yayınlanan Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ndeki değişikliğe göre, ilçe müdürü olarak atanacaklarda aranan sınav şartını kaldırdı.

Hatırlanacağı üzere 2014 yılında MEB teşkilat kanununun değiştirilmesiyle birlikte ülke genelinde binlerce okul yöneticisi mülakatlar marifetiyle alaşağı edilmiş, yerlerine yine mülakatlar marifetiyle binlerce ‘özellikli’ yönetici işbaşına getirilmişti.

 

“Referansı kuvvetli olanlar mensubiyetine göre atandı”

 

Yapılan yönetmelik değişikliğine gelinceye kadar, yönetici atamaları için İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan mülakat komisyonları, çekirdek çitler gibi çatır çatır kul hakkı yemiş, başarılı ve mesleğine aşık eğitimciler elenerek ‘referansı’ kuvvetli olanlar sadece mensubiyetleri üzerinden yönetici olarak atanmıştı. O dönemde birçok üst eğitim yöneticisi ve mülakat komisyonu, sendika, vakıf, cemiyet görünümlü ‘dışarıdan yapıların’ talimat ve telkinleriyle süreci yönetir hale gelmişti. Adeta, neredeyse tüm illerde, yönetici atama süreci, MEB’in iradesiyle değil bu dışarıdan yapıların iradesiyle yönetilir olmuştu. Cüretkarlık o kadar azmıştı ki, Silivri örneğinde olduğu gibi ‘Noter onaylı torpil listesi’ gibi rezillikler basına haber konusu olmuş, mülakat komisyonları şaşılacak derecede bir özgüvenle ‘işlerini’ yapmaya devam etmişlerdi. O kadar cüretkardılar ki, örneğin İstanbul 2016 mülakat komisyonlarında 100 tam puan verilen 86 kişinin 81 tanesi, 90 üzeri puan alan 214 kişinin 199’u bir sendikanın üyesi idi. Hatta öyle garipliklere şahit olundu ki; mesela torpil listeleri önceden hazırlandığı için Karabük’te, Etimesgut’ta, Sorgun’da olduğu gibi mülakatlar başlamadan önce vefat etmiş olan adaylara bile (torpil listeleri güncellenmediği için) komisyonlar tarafından puanlar verilmişti.

 

“Aymazlık yıllarca sürdü”

 

Tüm bu rezaletler gündeme gelmiş olmasına ve sorumluluk makamını işgal edenlere iletilmiş olmasına rağmen inanılmaz bir şekilde aymazlığa yıllarca devam edilmişti. Hiçbir yetkili de çıkıp bu çirkinliklere dur diyememişti.

 

“Bakanlık bir sendikanın beklentisini karşıladı”

 

İşte yapılan yönetmelik değişikliği ile ilçe müdürü atamalarında yazılı sınavla atanmış olma şartı getirilmiş olması, 2014’ten itibaren sadece mülakatlarla işbaşına getirilmiş ‘özellikli’ kurum yöneticilerinin bir kez daha ödüllendirilmesini engellemişti. Doğrusu bu idi, hakkaniyetin gereği de bu idi. Hatta mülakatların açık ara şampiyonu bir sendika da bu değişikliğin iptali için yönetmeliği yargıya taşımış ve ilçe milli eğitim müdürü atamalarında da eskiden olduğu gibi tek kriterin mülakat olmasını talep etmişti. Ancak görüyoruz ki, MEB bir sendikanın yargı sürecini beklemeden yönetmelikte değişikliğe giderek beklentilerini karşılamış ve ‘Aşil tendonlarını’ kurtarmış oldu.

 

 

“Bakanın tasarrufu hayal kırıklığı yarattı”

 

Milli Eğitim Bakanı Sayın Mahmut Özer, bu tasarrufun eğitim çalışanlarında hayal kırıklığı oluşturduğunu görmelidir. 2014-2020 arasında mülakatlar marifetiyle mağdur edilen eğitim çalışanları, yıllardır iade-i itibar beklerken, tam aksine şimdi kul hakkı gasp ederek makamları işgal eden kimi kurum yöneticilerinin bir kez daha ödüllendirilmesi anlamına gelecek bu düzenlemeden dolayı huzursuz olmuşlardır. TBMM’deki Bütçe görüşmeleri esnasında bir soruya karşılık Sayın Mahmut Özer’in verdiği ‘MEB’i dernekler vakıflar yönetmiyor, biz yönetiyoruz’ ifadesini çok kıymetli görüyor, yıllardır bu bakımdan MEB teşkilatının çok yorulduğunu ifade ediyor ve bundan sonraki süreçte de gereğinin yapılmasını bekliyoruz. Öte yandan Sayın Bakanın TBMM’deki bu konuşmasının üzerinden daha 48 saat geçmemişken böylesi bir düzenlemenin yapılmış olması da manidar görülmelidir.

 

“Atamalarda başarı ve liyakat esas alınmalı”

 

Bu doğrultuda yönetici atama ve görevde yükselme yönetmeliklerinin, başarı ve liyakati esas alan ve adalet zemininde yürüyen bir sistemi ihdas edecek şekilde düzenlenmesi tartışmaya dahi kapalı bir gerçeklik olarak kabul edilmeli, MEB’e bağlı tüm kurumlarımızın yönetici atamaları bu anlayışla yürütülmelidir. Şu son 10 yılda belki de 15 defa değiştirilen yönetmelikler hala tartışma konusu oluyorsa bir yerlerde araz var demektir. Artık MEB’i liyakat ve adalet tartışmalarından kurtarmak tehiri olmayan bir zorunluluktur.

 

“Beklentimiz adaletli ve kalıcı bir sistem”

 

MEB’den beklentimiz; kul hakkı gasp ederek makamları işgal edenleri ödüllendirme anlamına gelecek bu değişikliğin yeniden düzenlenmesi ve kurumlarımızı ‘babasının çiftliği’ gibi gören bir takım yapılara inisiyatif bırakmayacak adaletli ve kalıcı yönetici atama sisteminin ihdas edilmesidir. Diğer yandan Türk Eğitim Sen olarak, söz konusu değişikliği yargıya taşıyacağımızın da kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz.”

 

ETİKETLER : Bartın Türk Eğitim Sen Milli Eğitim Bakanlığı
Diğer ASAYİŞ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›