Hz. PEYGAMBER VE İNSAN ONURU


Bu makale 2021-11-09 12:28:07 eklenmiş ve 357 kez görüntülenmiştir.
TAHSİN ÖTGÜÇ

 

Hz Peygamberimiz (s.a.v.) bir hidayet ve rahmet elçisi olarak insanlık için Allah’ın lütfüdür. Zira insanlık içinde bulunduğu karanlık tablodan kendini huzurlu kılacak, dünyasını ve ahiretini kazandıracak bir hayata ihtiyacı vardı. Dünya insanlığının maddi ve manevi gereksinimini karşılayacak insani değerlerin tamamı onda mevcuttur. Yüce Rabbimiz Kur’an’ında “(Habibim) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”  buyurmaktadır. (Enbiya, 107.) Diğer bir ayetin de ise, “Ey Nebi! Biz seni bir şahit, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yolu na çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik” buyurmaktadır. (Ahzab,45-46.) İnsanlığın arzu ettiği yaşantıya kavuşması, ona tabi olarak hayatında buluşmak olacaktır.

Cenabı Hak tarafından terbiye edilen Peygamberimiz, insanlığın tüm beklentilerine cevap verecek donanıma sahipti. Bir hadislerinde “Rabbim beni terbiye etti. O,  beni en güzel terbiye etti” buyurdular. (El Camiu’s – Sağir, 1). O, şefkat ve merhamet Nebisi İçinde bulunduğu toplumun her kesimiyle ilgilenen, çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkek, zengin Fakir, bilen ve bilmeyen her kese insan olarak değer veren bir mürebbi. Kalpleri tamir eden, hayat dolu model insan. Getirdiği değerler asırlar sonra tazeliğini aynen muhafaza etmektedir. Onun ufkunda hayatın bir anlamı vardı. Bu hayat, Yaratanla buluşulduğunda bir değer ifade ediyordu. Miladi 610 tarihinden 632 tarihine kadar süren 23 yıllık Peygamberlik görevini Allah’ın istediği şekilde ifa etmiştir. Elimizde bulunan Kur’an-ı Kerim’in bozulmayacak şekilde ümmeti tarafından muhafaza edilmesine imkânı sağlamıştır. Dünya insanlığı, yarınlara güvenle bakabilmesi için her zaman ve mekânda Peygamberimiz (s.a.v.) efendimize ihtiyacı vardır.

Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz, insan onuru dediğimiz insani değerlerin tamamına sahiptir. Bu değerlerden birinin zarar görmesi halinde insanın manevi hayatında rahatsızlık meydana gelir. Bundan dolayı insan onuruna, zarar veren her şeyi Allah yasak etmiştir. Onur; insana has değerlerdir. Allah bu değerleri insanlara vermiştir. Bu hususta Yüce Mevla Kur’anı’nda şöyle buyuruyor:

And olsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık” (Ahzab,70.)

Onur; sevgidir, merhamettir, şefkattir, paylaşımdır, doğruluk ve dürüstlüktür, cömertliktir, barıştır, huzur ve güvendir, iffettir, Hulasa onur, insana insanca yaşamasına zemin hazırlayan değerler bütünlüğüdür.            Özellikle biz Müslümanlar, Peygamberimizin her yıl dünyaya gelişinin sene-i devriyesini kutlamaya çalışırken, asıl olan onu anlamak olduğunu idrak etmeliyiz. Onu anlamak için de bizlere bıraktığı Kur’an ve sünneti seniyyesinde buluşmak lazım gelir. Peygamberimizin hayatında kuran iklimi mevcuttur. Toplum içinde bir kişide yanlış söylem veya eylem gördüğünde, direk kişiyi muhatap alarak hatayı düzeltmezdi. Toplumun tamamını muhatap alarak, sizden bazılarına ne oluyor ki, şunları, şunları yapıyorlar. Bu yapılanlar İslam’a uygun değildir, şeklinde telkinde bulunurdu. Çünkü insanın onuru, şahsiyeti ve haysiyeti, kişiliği, kendisine verilen manevi değerlerdir.

Sevgi ile saygı birlikte var olabilir. Biri varsa diğeri vardır. Bunlardan birinin yokluğu karşısında diğerinin varlığı tabii değildir. İslam’da her şeyin tabisi değerlidir. Efendimizin hayatına baktığımız zaman, Allah’ın insana verdiği değerleri onda açık olarak görebiliyoruz. Hz Enes b, Malik (r,a) buyurur ki, ben efendimizin huzurunda on yıl hizmet ettim. Bir gün bana bunu neden böyle yapmadın? Onu şöyle yapsaydın ya, demedi. Resülullah’ın hayatında gönül kırma yok. Kaba söylem ve eylem yok. Hor- hakir görme yok. Zenginlik, fakirlik diye bir ayırım da yok. Onun hayatında sadelik ve hakkaniyet var. Sevgi ve saygı, hoşgörü var Onun hayatında, kendisi için sevdiğini, başkası için de sevmek cardır.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›