BARTIN SİYASETİNDE NEDEN İKİNCİ ADAM ÇIKMAZ! (1 Bölüm)


Bu makale 2021-10-01 09:14:01 eklenmiş ve 500 kez görüntülenmiştir.
Yaşar Cengiz Alpan

 

Bartın 7 Eylül 1991 tarihinde “İl” statüsüne kavuştu. Bu tarihten sonra yapılan tüm Genel Seçimleri, tüm Mahalli İdareler seçimlerini hatırlamaya gayret edin. Tüm adayları hatırlamaya çalışın. Hatırlayamadıysanız kazanan adayları hatırlamaya çalışın. Hafızanızda yer edecek olan size yakın olandır. Size kim hizmetiyle ulaştıysa o hafızanıza kazınır. Unutmazsınız. Siyaset yapanlarda, aktif siyasetin içinde bulunanlarda olması gereken; samimiyet, içtenlik, ulaşılabilir olmak ve güven vermektir. Bir de bunların üstüne hizmet ederseniz, onun sorunlarına kısa, orta ve uzun vadede çözüm getirebilirseniz işte o zaman unutulmaz; hafızalara kazınırsınız. Bunu yapabilmeniz için cesaret, sabır ve uzun süreli bir mücadeleyi kabul etmeniz gerekiyor. Bunu yapabilenler ipi göğüslüyorlar ve yerlerini korumak için bu özellikleri taşıyacak olanları daha işin başında oyun dışına gönderiyorlar. Çünkü onlar da bu yollardan geçtiler, nerelerde yılgınlık oluşacağını, nerelerde umutsuzluk oluşacağını çok iyi bildiklerinden hemen tasfiye ediyorlar.

Bartın İl statüsüne kavuştuktan sonra ilginç ve o ölçüde de önemli seçim sonuçları oldu. İlki 27 Mart 1994 yerel seçimleriydi. Bartın Merkez İlçede Bağımsız Aday Sayın Hüseyin Fahri Fırıncıoğlu Belediye Başkanlığını kazanmaya çok yakın bir oy alarak başarı elde etmişti. Sonrasında 1999 Genel Seçimlerinde Sayın Köksal Toptan’ın seçim kaybetmesi çok önemli ve bu önemi ile Türkiye Siyaseti üzerinde çok büyük etkisi de oldu. Ancak Sayın Köksal Toptan politikaya küsmedi, 2002 yılında yapılan Genel Seçimlerinde, tarafından işaret edilen Sayın Mehmet Asım Kulak ile Sayın Hacı İbrahim Kabarık AK Parti’den Milletvekili seçildiler. Bu seçim sonucunun oluşmasına her ne kadar Ülkemizin genel siyasi havası etki etse de Bartın CHP Milletvekili Adayı Sayın Hasan Akyol’un hatası çok büyük olmuştur. Onun gibi deneyimli bir siyasi kimliğin yapmaması gereken, kendi seçim bölgesinden geçici olarak da olsun kopmuş olması ve seçmen tavrını iyi değerlendirememesidir. Çok az bir farkla seçim kaybetmiştir. İşte siyaset bu kadar zorlu bir yoldur. Bu yola çıktığınızda azminizi heyecanınızı kaybetmemelisiniz.

Tam 30 yıl oldu. Bu 30 yıl içinde yapılan Mahalli İdareler seçimlerinde ilimizde sayısız (tüm ilçelerde) Belediye Başkan adayı, Belediye Meclis üyesi adayları ve İl Genel Meclisi adayları çıktı. Bu Meclislerde seçim kazanarak görev alan sayısız insanımız bu hizmet görevlerinde yer aldı. Ama akılda kalanlar sadece ipi göğüsleyenler. Siyasilerin deneyim kazanacağı görevler olan bu üyelikleri değerlendirilmesi her zaman sağlanamamaktadır. Bu görevlere seçilmiş olanlar içinde siyasi başarı elde etmek isteyenler ise nedense hemen engellenmektedir. 2000’li yıllarda Bartın İl Genel Meclisi’nde Meclis Başkanı seçimi yapılacak. Meclis’te ezici bir çoğunluğa sahip olan siyasi parti gurup kararı alarak tek adayla seçime girmesi gerekirken son anda iki adayla seçime girmiş ve bu adaylardan birisi muhalefet partisinin temsilcisinin oyunu alarak Meclis Başkanı seçilmiştir. Böylelikle diğer aday oyun dışı bırakılarak siyasi alanda ilerlemesinin önüne geçilmiştir.

Şimdi biraz geçmişi hatırlayalım. Sayın Zeki Çakan, Sayın Köksal Toptan, Sayın Hasan Akyol, Sayın Cafer Tufan Yazıcıoğlu. Hepsi Bartın’ın Milletvekilliğini yaptılar. Bu Sayın Milletvekillerinin ait oldukları siyasi partilerin iktidar oldukları dönemlere bir bakın. Bu Milletvekilleri ile birlikte görev yapan onlarca Belediye Başkanı, yüzlerce İl Genel Meclisi Üyesi ve yine yüzlerce Belediye Meclis üyeleri oldu. Bu seçilmişlerle birlikte yüzlerce siyasi partilerin örgütlerinde görev alan siyasetçiler oldu. Şimdi hiçbiri siyaset sahnesinde yok. Birkaç tane istisna dışında... İşte o istisnalar da hep dikkatleri üstlerine çektiler. Siyasi başarı elde etmeleri istenmedi. Bu siyasilerin işaret ettikleri siyasiler de ne yazık ki başarılı olamadılar. Çünkü işaret edenlerin etkisinden kurtulup, yüzlerini seçmene dönemediler.

İlimizde altı yüze yakın sivil toplum kuruluşu var. Bunların en önemlileri Ticaret ve Sanayi Odası, Meslek Odaları, Esnaf Odaları, Kooperatifler, Sendikalar, Baro, Vakıflar, Kamu Yararına çalışan kurumlar ile Derneklerden oluşuyor. Bu STK’ların sadece Yönetim Kurullarını saysanız binlerce insan. Hepsi farklı farklı konularda topluma hizmet için gönüllüler. Bu binlerce gönüllü içerisinden sadece Sayın M. Rıza Yalçınkaya’yı ayrı tutarsak siyasete girip de başarılı olan olmamış. Halen daha olmamakta... Sayın M. Rıza Yalçınkaya sadece STK’lardaki çalışmaları ile değil özel yaşantısını da siyasete hazırlık olarak düzenlemeyi başaran ender kişiliklerden birisi olmuştur. STK’lar içinden gelen Sayın Sabri Cebecik ile Sayın Canip Sevinç ’i de unutmamak gerekir. Ancak her ikisi de çok hazırlıksız yakalanmışlar ve günün gelişen şartlarının kısa vadeli duygusal akımların etkisine fazlaca inanmışlar, bu da başarılı olmalarını engellemiştir.

Bu yazımı okurken 12 Eylül Anayasası ile birlikte gelen antidemokratik ve çarpık “Siyasi Partiler Yasası”nı neden görmezden geldiğimi sorgulayabilirsiniz. Ama Ülkemizin her ilinde geçerli olan bu olumsuz şartları kendi lehlerine çevirebilen çok sayıda siyasi kimlikte çıkmıştır. Tabiiki bu yasanın getirdiği olumsuzluklar var, ama bu nedenle mücadeleden uzaklaşmak ta olmamalı.

 

(Bu yazım haftaya devam edecektir.) 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›