PEYGAMBERİMİZİ ANLAYABİLMEK


Bu makale 2021-09-07 09:25:55 eklenmiş ve 302 kez görüntülenmiştir.
TAHSİN ÖTGÜÇ

 

Her yıl Rebiyülevvel ayında Peygamber (s,a,v) efendimizin dünyaya gelişinin sene-i devriyesi, çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Aslında onun ümmeti olarak her zaman sevgisini ve muhabbetini kalplerimizde taşımaktayız. Onu her zaman hatırlamadığımız, anmadığımız yok gibidir.  Namazda okuduğumuz Sallu Barikler, ismi anıldığında okuduğumuz salatü selamlar, bunun delilidir. Ancak efendimizi anarken, onu anlayabiliyor muyuz? Veya ne kadar anlıyoruz. Onu anlamadan anıyor ve seviyorsak bunun arzu edilen düzeyde faydası olmaz. Bundan dolayı efendimizi anarken anlamak lazım gelir. Zira onu anlamak Kur’an’ı anlamaktır. Hayatı anlamak, insanlığı anlamak, İslamı anlamaktır. Hepsinden önemlisi Allah”ı anlamaktır.

Yüce Allah Kur’an’ında, “O Peygamber size neyi getirmişse onu alın. O sizi neden nefyediyorsa, onu terk edin. Allah”ın azabından korkun. Gerçekten Allah”ın azabı çok şiddetlidir” buyurmuştur. (Haşr, 7.)

Peygamberimizin Allah’tan getirdiği, Kuran’dır, İslam’dır... Bu gün İslam ümmeti olarak ne kadar Kur’an’da buluşabiliyoruz. İnsanların birlik ve dirlik içinde olmasını sağlayan Kur’an ve İslam’dır. Kur’an ahkâmıyla dine uygun hayatı sürdürebiliyor muyuz? Efendimizin hoş görmediklerinden, men ettiklerinden ne kadar uzak durabiliyoruz? Bu sorulara cevap verdiğimiz zaman netice hâsıl olacaktır. Bunun için de okumak, araştırmak ve teslimiyet gerekir.

İslam âlemindeki sıkıntıların, zelilliğin, kar kaşanın, cana kıymaların her türlü zorbalıkların son bulması için bir gerçeğe ihtiyaç vardır. O gerçek, kâinatın efendisi Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa (sav) efendimizi anlamaktır. Efendimizin mesajı anlaşıldığı zaman huzurlu devir yeniden oluşma imkânı bulur. Silahlar susar, İnsanlara zarar vermek biter. Bu dünyanın fani olduğu anlaşılır. Benim yaşama hakkım olduğu gibi, diğerlerinin de vardır. Ben neyi seviyorsam, neyim olmasını istiyorsam, diğer insanların da aynı duyguya sahip olduğu gerçeği anlaşılmış olur.

Peygamberimiz (sav) efendimiz, “Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden salim olduğu kişidir” (Riyazüssalihin) buyurarak Müslüman’ın Elinden ve dilinden zarar gelmeyen insan modeli olduğunu vurgulamıştır. Müslüman, toplumda birliği, dirliği bozan, insanlara zarar veren geleceklerine güvenle bakmalarını engelleyen insan olamaz. Zira efendimiz, “insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyurmuştur. (Riyazüssalihin.) İslam da esas olan, faydalı olmak, hayırlı ve üretken olmaktır. Faydalı olmak, üretken olmak ve paylaşım içinde bulunmak kişinin dünyasını ve ahretini huzurlu kılar. İki günü eşit olan aldanmıştır buyuran efendimiz çalışıp üretmeyi, fiziken ve ruhen kuvvetli olmayı tavsiye etmiştir. Veren el alan elden üstündür buyurarak maddi yönden zenginliğin önemini vurgulamıştır. Hz Ebu Bekir (ra) gibi olmaya çalışmak önemlidir. O, Medine’de Yahudi’ye ait bir su kuyusunu sahibinden satın alarak Müslümanlara vakfetmiştir. Zira Peygamberimiz, Müslümanların zelil değil, aziz olmalarını istiyordu.

Bu gün dünya insanlığının ve İslam âleminin hak ettiği hayata kavuşabilmesi için tek bir çare vardır, o da efendiler efendisi, Hz Muhammed’i anlamaktır. İslam ümmetinin de hiç vakit geçirmeden efendimizin getirdiği Kur’an-ı Kerim’de buluşarak gerçekleri görmesi lazım gelir. Kur’ani ve peygamberi hayatı, kendi hayatlarıyla buluşturması lazım gelir. Zira peygamberimizin hayatında, doğruluk, dürüstlük, insana sevgi ve saygı, canlılara merhamet var. Hoş görü ve mütevazılık var. Çalışarak üretmek ve insanlara faydalı olmak var. Toplumu meydana getiren bireyler bu değerlere sahip olduklarında, televizyon ekranlarında gördüğümüz insanlıkla bağdaşmayan manzaralar son bulacaktır. İnsanlık ve Müslümanlar arzu ettikleri hayatla buluşacaklardır inşallah. Değilse İslam ümmetinin içinde bulunduğu durumdan, dünya insanlığının karanlık tablodan kurtulması mümkün görünmemektedir.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›