Seyhan ERÖZÇELİK


Bu makale 2021-08-27 09:04:04 eklenmiş ve 323 kez görüntülenmiştir.
Yaşar Cengiz Alpan

 

Şair, kendisini hiç sınırlamamış, farklı türlere kendisini açabilmiş bir şair. Kitaplarının fazla basılmasından hiç hoşlanmamış bir şair. Nedenini şöyle anlatmış;

“Çabuk tüketilen, ya da çabuk tüketileceğine inandığım şeylerden kendimi uzak tutuyorum. Korunmak için. Toplu gidilen yerlere de gittiğim pek fazla söylenemez. Dünyanın en rüküş sinemacısı Fassbinder’i seviyorum, asil Visconti’yi seviyorum. Seyrettiğim en iyi film ‘Citizen Kane’. Çok küçükken abilerimin götürdüğü Blow- up filminde bir fotoğrafın iyice büyütülmesini ve donmuş bir anın giderek dağılmasını, toz haline gelmesini hüzünle hatırlıyorum. Sinema dünyam işte böyledir. Müziği de ya evimde ya da sevdiğim bir iki lokalde dinliyorum. Ayrıca okurken, izlerken, dinlerken kendimi hiç kısıtlamıyorum. Tom Waits külliyatının yanında ‘Bir Teselli Ver’ duruyor. Marianne Faithful’un yanında ‘Dilek Taşı’ var. Bukowski’nin yanında ayşegül’ler dinleniyor. Hoşuma giden şey hoşuma gidiyor (Ersöz, 1990: 65-66) ifadelerini kullanmıştır.”

Bartın doğumlu olan Erözçelik, doğup büyüdüğü bölgenin ağzını şiirlerinde kullanmıştır. Hilal Karahan, Erözçelik’in bu tutumunu şöyle açıklamaktadır: “Seyhan iyi bir şairin Bartınlıca bilmesi gerektiği konusunda ısrar ederdi. Ve mutlaka eski Türk dillerini, lehçelerini, taşların yapısını, eski marşları, derunî şarkıları, dilleri, tüm dinleri, namaz vakitlerinin neye göre belirlendiğini, çanta çeşitlerini, derilerin terbiye edilme biçimini, kahve falını, kahvenin tarihçesini… Hiç üşenmez araştırır, araştırdığını da paylaşarak bilgisiyle karşısındakini mat etmeye bayılırdı…”

Hürriyet’in Gösteri Dergisi’nde kendisi ile yapılan söyleşide Erözçelik, şiirinin içerisinde neler olduğuna dair şu noktalara değinmiştir:

“Benim geçmişim ikiye çatlamış, çocukluğum ve benden önce yazılanlar. Çocukluğumda çizgi romanlar, yağmur yağan sinemalar, Amasra, Bartın ırmağındaki büyük tekneler, an ’nanem, çimen lekeleri, diz yaraları gösterilen göbek delikleri, teksir edilmiş sınav kâğıtlarının ispirto kokuları, Şifa Yokuşu, Moda’daki erguvanlar, yırtık ergenlik sloganları, yeni yetmiş ersuyu kokusu var. Böylesine zengin bir geçmişi neden yazmayacakmışım? Çocukken erik çalmayan şair olamaz. Bunu sonradan itiraf etmeyen de… Benden önce yazılanlara gelince, hepsine borçluyum. Hepsinin kendi geçmişime katıyorum. Ölünceye kadar da bulabildiklerime katmak istiyorum” (Ersöz 1990: 65).

1980 Kuşağı şiirinin öne çıkan isimlerinden biri olan Seyhan Erözçelik, 13 Mart 1962’de Bartın’ın Hendekyanı mahallesindeki bir Rum evinde dünyaya gelmiştir. Tam adı Mustafa Seyhan Erözçelik’tir. Yıldız Hanım ile radar uzmanı Selehattin Erözçelik’in en küçük oğludur. İlk öğrenimini Bartın Cumhuriyet İlkokulu’nda tamamlamıştır. Küçük yaşta ağabeylerine özenen Erözçelik, ailenin yaramaz ve her şeye dikkat eden araştırmacı küçük çocuğudur. Erözçelik Bartın’da geçirdiği zamanları şöyle anlatmaktadır:

“Bartın ırmak kıyıları, Amasra, abilerimin sık sık götürdüğü tiyatro ve sinemalarda, Bartın’ın ahşap evlerinde geçmiştir” Erözçelik’in ifadesiyle Bartın “bir çocuk için bulunmaz bir coğrafya. Bodrumu lisedeyken gördüğümde, burası da ne be, demiştim. Suyu da tuzlu. İnsanın gözlerini yakıyor (Erözçelik, 2017: 16) ifadelerini kullanmıştır. İlkokul eğitimini tamamladıktan sonra lise için bursluluk sınavından aldığı iyi puanla Kadıköy Maarif Koleji’ne girmiştir. Kolej yıllarında birçok arkadaş edinen Erözçelik, okulda farklı duruşuyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Çok fazla merak eden, araştıran, zeki bir lise öğrencisi olması, arkadaş çevresinin kendisine ‘Sansar’ takma adının verilmesine sebep olmuştur. Erözçelik’e verilen ‘Sansar’ ismi şairliğinin de bir göstergesidir. Sözcüklerin kökenine kadar gidip farklı dillerdeki kelimelerin anlamını şiirinin bir parçası haline getiren bir şaire verilebilecek ismin ‘Sansar’ olması tesadüfi değildir.

Erözçelik hayatı boyunca sanat çevresi, okul çevresi, lise yıllarında tanıştığı İstanbul’un önde gelen sahafları gibi şahsiyetlerle yakın ilişki kurmuştur. Maarif Koleji’ni bitirdikten sonra 1986’da Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümüne başlamış fakat burada kısa bir öğrenim görmüş ve bölümden ayrılmıştır. Üniversite yıllarında da sürekli olarak edebiyatın ve sanatın önde gelen isimleriyle tanışma ve onlarla dostluk kurma fırsatını bulmuştur.

1986’da Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümünde kısa süre öğrenimin ardından aynı üniversitenin Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları filolojisindeki öğrenim görmüş fakat 1987 yılında ise yarım bırakmıştır. 1987’den itibaren çeşitli reklam ajanslarında metin yazarlığı yapan ve aynı zamanda grafikerlik yapan Erözçelik iş seyahati için dünyanın birçok noktasına gitmiştir. Bu ülkeler arasında Kazakistan, Moğalistan, Azerbaycan, Özbekistan gibi Türk cumhuriyetleri de bulunmaktadır. Erözçelik iş seyahati için bu şehirlere gitmiş ve işten artakalan zamanlarda da şehirlerin kasaba ve köylerine gitmiştir. Köy insanlarının konuştuğu dili merak eden dilin saf ve bozulmamış halinin köy insanlarının konuştuğu dilde olduğunu düşünen Erözçelik kendisiyle yapılan röportajda şu ifadelere yer vermiştir “Taşkent’e ve Semerkant’a gittiğimde en çok sevdiğim pazarlara gitmek çünkü pazarlarda hakiki dili görüyorsunuz ve insanlarla konuşmak benim hoşuma gidiyor. (…) Ben dilimden –Türkçe’den- memnunum çok da seviyorum”

İstanbul’da aldığı eğitim ve çalışma hayatı nedeniyle doğduğu şehir olan Bartın’a uzak kalmıştır. Yaz aylarında memleketine giden şair, zamanını sık sık evde kitap okuyarak, araştırma yaparak geçirmiştir. Aile bağları kuvvetli olan şairin şiirlerini geçmiş, hatıra veya anımsama üzerinden oluşturmuş olması tesadüfi değildir. Kara yazılı Meşkler şiir kitabını anneannesine yazmıştır. Erözçelik’in Esma Sâre adında kızı vardır. 24 Ağustos 2011 geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmiştir. Emirgan Camii’nden namazı kılındıktan sonra Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Böylesine önemli bir şairdir Seyhan Erözçelik. Çağımızda anlaşılamayacak ama çağımızın ötesinde anlaşılacak kadar önemlidir. Abisi Noyan Erözçelik kardeşini hatırlatacak olan kitaplarını ve özel eşyalarını toplumun tüm kesimlerinin yararlanması amacı ile hatıra kütüphanesi açıyor. Çok yakında öncelikle Bartın’lıların yararlanacağı bir mekan olacaktır. Zaman içinde evrilerek gelişecek çok uzun yıllar şairin sevenleri tarafından muhafaza edilecektir.

Sağ olasın var olasın Noyan Erözçelik. Bartın’ımıza böylesine önemli bir kültür hizmeti kazandırdığın için. Teşekkürler.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›