VİLAYETİMİZDEKİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI (4)


Bu makale 2021-01-29 12:25:06 eklenmiş ve 1364 kez görüntülenmiştir.
Yaşar Cengiz Alpan

 

BARTIN PLATFORMU; 09.04.2010 tarihinde 120 kurumsal temsil ile Amasra ve çevremize yapılacak termik santrallerin çevre, insan sağlığı ve Bartın ekonomisine zararlı olacağını düşünen kurum ve kişilerin bir araya gelmesi ile kurulmuştur.

Amasra'ya yapılacak bir termik santralin çevreye, insan sağlığına ve Bartın ekonomisine zararlı olacağını düşünen kurum ve kişileri bir araya getiren 9 Nisan 2010 tarihli toplantı sonucunda "Bartın Platformu" kurulmuştur. Termik santrale karşı yapılacak olan toplumsal ve hukuksal mücadele artık bu platform çatısı altında yürütülmesine karar verilmiştir.

Her ne kadar kendi içinde “Termik Santral”in çevreye ve insan sağlığına vereceği zararı konusunda farklı düşüncelere sahip kurum ve kişiler olmasına rağmen mücadele bu platform çatısı altında başarı ile sürdürülmektedir.

TERMİK SANTRAL GİTSİN FİLYOS’A KURULSUN söylemi çok sık olarak Platforma güç veren kurum ve kişiler tarafından söylenmiştir ve söylenmektedir. Kendi içinde çok büyük çelişki olmasına rağmen bu birlikteliğin sürmesinin arka planında ekonomik ve siyasi çıkarların da etken olduğu iddia edilebilir.

Bartın Platformunu oluşturan Sivil Toplum Kuruluşları ne yazık ki TERMİK SANTRAL konusu haricinde hiçbir çevre sorununa tepki göstermemektedirler.

Bartın Irmağının kirlenmesine ve kirletilmesine!

Bartın havasının temiz kalmasına ve hava kirliliğini oluşturan etkenlerin ortadan (Çimento Fabrikası katı atık enerji santrali) kaldırılmasına!

Bartın su kaynaklarında yapılacak olan HES’ler konusunda tavır almamasına!

Bartın Kavşak Suyu havzasındaki tahribata ve Kavşak Suyunun özelliğinin kaybolması hakkında tepki gösterilmemesi!

Ormanlık sahalarda açılan taş ocaklarına tepkisiz kalınması!

Şehirlerimizde görsel kirlilik oluşturan (tabela, bina giydirme, vs.) işlemlerle ilgili konularda tepkisiz kalınması!

İnsan yaşamının yoğun olduğu alanlarda yaşanan gürültü kirliliğine tepki gösterilmemesi!

Yeniden yapılan İmar Planının geniş toplum katmanlarında tartışılmasına yol açılmaması!

Bartın Irmağı Islah çalışmalarında Sivil Toplum Kuruluşları olarak temsil ettiğiniz toplum kesimlerinin seslerinin duyurulmaması!

Daha sayısız çevre sorunları konusunda Bartın Platformunu oluşturan bu Sivil Toplum Kuruluşları ne yazık ki hiçbir tepki göstermemekte ve toplumu aydınlatıcı ve öğretici bilgilendirme yapmamaktadır. Varsa yoksa “Termik Santrale Hayır” kampanyasını Platform aracılığı ile sürdürmektedirler. Bu kampanya ne yazık ki siyasallaşmış ve “oy devşirme” aracı haline dönüşmüştür.

Vilayetimizde asıl gündem ve gündemden düşmemesi gerekli olan Yeraltı Zenginliğimizin yer üstüne çıkartılarak Ülke ekonomisine kazandırılmasıdır. Yeraltı zenginliğimizi üretecek Şirketin yaptığı antlaşma metni aşağıdadır.

Yapılan ihale sonucu Amasra–B Sahasının rödovans karşılığı işletme hakkını HEMA Endüstri A.Ş. İSTANBUL Firması kazanmıştır. T.T.K. ile HEMA Endüstri A.Ş. Firması arasında Amasra–B Sahası’nı rödevans karşılığı işletme sözleşmesi 15.04.2005 tarihinde imzalanmıştır. İmzalanan sözleşmenin bazı önemli şartları ve taahhütler şu şekildedir:

a)      Taraflarca imzalanan sözleşmenin süresi, imzalandığı tarihten başlamak üzere 20 yıldır. Sözleşme onar yıllık süreler halinde uzatılabilir.

b)      Taahhüt edilen üretim miktarı 20 yılda toplam 56.000.000 ton ’dur.

c)      Başlangıç rödovans bedeli 7,15 YTL/Ton’dur. Yıllar itibarı ile D.İ.E. Madencilik ve Taş ocakçılığı

indeksindeki artışa paralel olarak artış yapılacaktır.

d)      İşin fiili başlama tarihi yer teslimi tarihi olacaktır.

e)      Hazırlık dönemi işletmeci tarafından teklif mektubunda belirtildiği üzere 36 aydır.

f)       Üretim taahhütleri:

 1. 2. yıllar Hazırlık

 3. yıl 500.000 ton (Hazırlık dan gelecek kömür)

 4. 5. 6. yıllar, yılda 2.500.000 ton

 7. 8. yıllar, yılda 3.000.000 ton

 9.-20. yıllar arası, yılda 3.500.000 ton

 TOPLAM 56.000.000 ton şeklindedir.

 

(Bu antlaşma metni Türkiye Taşkömürü Kurumu web sayfasından alınmıştır.)

2005 yılından beri Bartın halkı bu konuda bilgilendirilmemektedir. Bugüne kadar bir kilogram kömür çıkartmayan şirketin neden üretim yapmadığını bilen de yoktur, öğrenme çabası içine giren Sivil Toplum Kuruluşları da yoktur.

Bu soruların yanıtını aramaktayım;

1)      Termik Santral Amasra’ya yapıldığında veya Filyos’a yapıldığında çevreye vereceği zarar ile insan sağlığına vereceği zararda ne fark vardır. Bu konunun aydınlığa kavuşması gerekir, bugüne kadar suskunluğun nedeni Platform içinde Termik Santralın Filyos’a yapılmasını isteyenler midir?

2)      Rödevans antlaşmasını sonucunda yüklenici Şirketin yeraltı yatırımları için elde ettiği dış kaynaklı finansman hangi göstergeler nedeniyle verilmiştir. Tüketici kredisi alırken bile uygulanan araştırma soruşturma ve güvence işlemleri böylesine milyar dolarlık kredilerde daha güçlüdür. Hangi şartlar nedeniyle bu kredi sağlanmıştır.

3)      Yeraltında ve yerüstünde devasa maddi boyutta yatırım yapan Şirket kömür üretimi için neyi beklemektedir. (Yeraltında 30 km. uzunluğunda galeri ilerlemesi yapılmıştır.) Dünya Kömür fiyatlarındaki ileriki dönemlerdeki fiyat artışları olabilir mi?

4)      Bu üretim sahasından çıkartılacak kömür Ülkemizde 12 Milyon koklaşabilir kömüre ihtiyaç duyan Demir Çelik endüstrisinde kullanılabilecek kalitede kömür olabilir mi! Üretilecek kömürün koklaşma özelliği var mıdır, yoksa başka özellikteki (Kuruçaşile Nane pınarı üretim bölgesi) kömürle harmanlandığında koklaşma özelliği kazanıyor mu?

5)      2005 yılından bu yana üretim yapması beklenen Şirket ne yazık ki TERMİK SANTRAL kurulması çalışmasına başlanıldığını (2010 yılında) ilan ederek; kömür üretimi konusunda karşılaşacağı baskıyı başından defetmiş, tüm dikkatleri TERMİK SANTRAL üzerinde yoğunlaştırmıştır. Hangi nedenden ötürü; bu yöntemle algı yönetimi çalışması yapmaktadır.

Vilayetimizde çok sayıda Maden Mühendisi hemşerimiz vardır. Mesleklerinde uzmanlaşmış olan bu hemşerilerimizi bu konuda göreve çağırıyorum. Gelin Yeraltı zenginliğimizin çıkartılarak bölge ve ülke ekonomisine kazandırılması için çalışma yapmalarına ve toplumun tüm kesimlerini bu konuda bilgilendirmeleri için çaba sarf etmeye çağırıyorum. Bulunduğunuz Sivil Toplum Kuruluşlarında bu anlayışta çalışma yapmaları için gerekli uyarıları yapmanız gerekiyor. Evlatlarımız ekmek parası için gurbete gitmesinler. Gelin borcumuzu ödeyelim.

(DEVAM EDECEK)

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›