CEZA’NIN DA CEZA’SI OLUR MU?


Bu makale 2021-01-22 13:41:46 eklenmiş ve 618 kez görüntülenmiştir.
Yaşar Cengiz Alpan

 

Yaşamımızın hangi döneminde olursak olalım, yaşamımız içinde suçla buluşmamız her zaman olasılıklıdır. Her suçun adalet karşısında bir karşılığı ve cezanın infazı da vardır doğal olarak.

Suç, üç şekilde tanımlanabilir:

1. Yasal bakış açısından suç; ceza yasalarını ihlal eden insan davranışlarıdır,

2. Sosyolojik bakış açısı ile suç, doğada var olan toplumsal sistemin korunması için, baskılanması gereken veya gerekli varsayılan bir anti sosyal davranış olarak görülür,

3. Psikolojik bakış açısından suç; sosyal olarak kötü uyumun bir şeklidir. Suç, özellikle Ceza Yasası’na karşı olan ve genel olarak kabul edilebilir bir sosyal düzen çerçevesinde sıkıntılara neden olan insan etkinliğidir.

Suçluluk, birden çok etmenin etkili olduğu, sosyal sorunlardan beslenen, karmaşık bir kavramdır. Suça karışmış bireylerin, çoğu zaman işsizlik, yoksulluk, düşük eğitim düzeyine sahip olma, sosyal yaşamdan dışlanma gibi durumlarla başa çıkmak durumunda oldukları bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında, sahip oldukları sosyal sorunlar ve olumsuz yaşam koşulları dolayısı ile suça yönelerek hükümlü ya da tutuklu olan kimselerin, suç içerikli davranışlar sergilemekten uzaklaşıp, “ıslah” olabilmeleri ve tahliye olduktan sonra toplumsal yaşam ile ilgili uyum sorunları yaşamamaları adına infaz kurumlarında sunulan kurallar ve uyulması gereken yaptırımlar büyük önem taşır.

Bartın İnfaz Kurumu’na tutuklu veya hükümlü yakınınızı ziyaret için gittiğinizde; hemen karayolu kenarındaki sundurmanın altında beklersiniz. Karda-kışta, yağmurda-çamurda, güneşte-tozda beklerken rahatsız olmamak olanaksızdır. Sonrasında ikinci bekleme salonu ve fiziki üst arama. En sonunda yine açıkta kapı önünde elektronik arama cihazı sırası. Sonunda arada kalın bir cam bölmenin olduğu onlarca insanla birlikte görüş odasında yakınınızla görüşme. İnfaz kurumunda ziyaretçi bile olsanız hangi kuralların uygulandığını öğrenirsiniz hem öğrenirsiniz hem de cezalandırılırsınız! İnfaz kurumlarının işleyişleri için mevcut yasal düzenlemeler vardır. Yasaların tanıdığı bu düzenlemeler her kes için de geçerlidir. Ama en azından ziyaretçilerin en asgari biçimde yasal çerçeve içinde iyileştirmeler yapılabilir. Adalet suça verilen cezanın hangi infaz şartlarında tamamlanacağını en baştan belirler zaten. Hükümlü bu karar doğrultusunda kendisine verilen hakları kullanır ve kısıtlamaları yaşar. Bu yasal bir zorunluluktur. Ancak en tabi insani ihtiyaçlar bunun dışında kaldığı da bilinmelidir.

Bartın İnfaz Kurumu’ndan tahliye olan hükümlüler, yaşadıklarını anlatırken bazı iddialarda bulunurlar. Bunlardan en yaygın iddiaları ise beslenme ile kişisel hijyenle ilgilidir. Hatta Karabük veya Bolu İnfaz Kurumları’ndan Bartın İnfaz Kurumu’na nakledilenlerin de aynı iddiaları vardır. Söz konusu edilen İnfaz Kurumları’ndaki beslenme ve kişisel hijyen konusundaki şartların Bartın İnfaz Kurumu’ndan daha iyi olduğudur. Tutuklu veya hükümlüler İnfaz Kurumu’ndayken şikâyetçi olamadıklarını, eğer olurlarsa da yabancılaştırıldıklarını veya ötekileştirildiklerini iddia etmektedirler. Yemekler kurumun yönetmeliğine göre uygun kalorilerde hazırlanmasına rağmen yemeklerin az olduğu, kantinde satılan ürünlerin piyasa fiyatlarının üzerinde olduğu, sıcak-soğuk su ihtiyaçlarının giderilmesinde aksaklıklar yaşandığı da bu iddialarına eklemektedirler. Yaşadığımız pandemi koşullarında bu iddialar daha da önem kazanmaktadır.

Yasa koyucu infaz gerçekleştirilirken görevlilerin infaz kurumunun ilgili yasal çerçevesi içinde görevlerini eksiksiz ve noksansız yapılmasını sağlamak amacı ile İzleme Kurulu oluşturmuştur. 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu uyarınca, bulunduğu yargı çevresinde infaz kurumu olan her adalet komisyonluğunda bir adet "Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulu" kurulmaktadır. İzleme Kurulları genel olarak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki infaz ve ıslah uygulamalarına ilişkin işlem ve faaliyetleri yerinde görmek, incelemek, yönetici ve görevlilerden bilgi almak, hükümlü ve tutukluları dinlemek gibi görevleri yürütmektedir.

İzleme Kurulu’nda görev alanlar kamusal hizmet yapmaktadırlar. Göreve talip olmaları veya kabul etmeleri takdir edilmesi gerekir. Böylesine önemli bir görevi kabul ederek Milletimize emanet edilen “tutuklu ve hükümlülerin” sorumluluğunu omuzlamak erdemdir. İnfaz kurumlarının en büyük görev ve sorumluluğu tutuklu ve hükümlülerin “ıslah” olmalarına ortam hazırlamaktır. İzleme Kurulu olarak bunun başarılmasına katkı sağlanması için çabalarınızı önemsememiz gerekir. İnfaz Kurumlarından tahliye olan vatandaşların Bartın İnfaz Kurumu için böylesine insani gereklilikler konusunda; iddiada bulunulmasının önüne geçilmesi için yapacağınız çalışmalar için şimdiden tebrik ederiz. Böylesine zorlu görevde bulunan arkadaşlarımızı öğrenmek isterseniz aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz.

Tüm İzleme Kurulu üyelerini görevlerin başarılı olmalarını ve böylesine iddiaların ortadan kaldırılması için gayret göstermeleri vicdani sorumlulukları olduğunu hatırlatmak isterim.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›