MELEK VE ŞEYTAN


Bu makale 2021-01-19 18:58:15 eklenmiş ve 747 kez görüntülenmiştir.
TAHSİN ÖTGÜÇ

 

Melekler, nurani ve ruhani varlılardır. Allah’ın her emrini yerine getirirler. Asla emre itaatsizlik etmezler. Müslümanlara hayırlı iş yapmaları için dürtü ve his verirler. Peygamberimiz (sav) Efendimiz, “Hayırlı bir iş yapmanız hususunda dışarıdan size, bir dürtü veya his geliyorsa bu, melektendir. Bunu yapın. Eğer size dışarıdan şerle ilgili bir iş yapmanız hususunda dürtü veya his geliyorsa bu, şeytandır, bunu yapmayın” buyurmuştur. (Riyazüüsalihin). Çünkü şeytan, Müslümanların düşmanıdır. Şeytan bu düşmanlığını kıyamete kadar icra etmesi için Allahtan izin istemiştir. Yüce Allah arzusunu yerine getirmiştir. Bundan dolayı şeytan kıyamete kadar izinli olduğu görevini yerine getirecektir. Müslümanlar da kıyamete kadar sahip oldukları İman nimetini ameli Salihlerle hayata aktarıp şeytanın şerrinden kendilerini koruyup Allaha kulluk edeceklerdir... Neyin hayır, neyin şer olduğunu idrak ile cüz-i iradelerini hayır yönde kullanmaları. Dünya ve ahireti kazanmak için o denli önemlidir. Allah’ın emirlerinin ifa edilmediği yerde, kulluk şeytana olur ki, sonuç çok vahim olur. Kişinin dünyası ve ahireti perişan olur, Allah korusun.

Şeytan ateşten yaratılmış olup cinler taifesindendir. Her insanda bir şeytan vardır. Şeytan sadece Müslümana düşmandır. Müslüman olmayanlarla uğraşmaz. Allah Kur’an’ında, “Ey İman edenler, şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şüphesiz o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiç biri ebediyen temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi arındırır. Allah, hakkıyla işiten, her şeyi bilendir” buyurmuştur. (Nur,21). Şeytanın adımlarını takip etmemek; onun his ve dürtülerine kulak vermemek ve ona tabi olmamaktır. Ayeti kerimede şeytanın arkasından gitmeyin, ona tabi olmayın. Çünkü şeytan, insana hayasızlıktan ve kötülükten başka bir şey emretmez, buyurulmaktadır. Şeytan, özellikle Müslümanların Allah’ın emirlerini yerine getirmelerini engel olma konusunda tüm gücünü kullanır. Şeytan akıllı ve o kadar da kurnazdır. Müslümanı, Allah’ın rahmet ve mağfiret sıfatını kullanarak kandırır. Allah Kur’an’ında “Ey insanlar, Allah’ın vaadi muhakkak haktır. Sakin bu dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın o aldatıcı şeytan sizi Allah hakkında aldatmasın. Şüphesiz şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman tutun. O, etrafında toplananlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder” buyurmuştur. (Fatır,4-5).

Şeytanlar Müslümanları, cehenneme çağırırken, melekler de cennete davet eder. Melekler, Müslümanları Allah’ın rızasına kavuşmalarına vesile olacak işlere yönlendirirler. Şeytanlar Müslümanları, günah ve hataya girmelerine vesile olacak şer işlerle meşgul olmalarını isterler. Bunun için his ve dürtüyle kişiye yön verirler. Allah’ın rızasına uygun olmayan, fert ve toplumun huzur ve mutluluğuna vesile olmayan tüm söylem ve eylemler, şeytanların arzu ettikleridir. Gayri ahlaki davranışlarda, kadına karşı şiddet, tecavüz ve tacizlerde, yalan söylemlerde, toplumun huzurunu bozan eylemlerde, nefret ve kin içerikli söylemlerde şeytan mevcuttur. Kişi şeytanın her isteğini yerine getire, getire, öyle bir hale gelir ki, artık şeytanın kölesi haline olur. Utanma ve iffet duygusu biter. İnsana ve Müslümana yakışmayan tüm söylem ve eylemleri hiç tereddüt etmeden yapar. Günümüz dünyasında böylelerinin sayısı az da sayılmaz.  Kendi menfaatleri için her şeyi yapmayı göze alırlar. Bu halde olanların kendi çıkarları dışında toplumun, milletin ve ülkenin mutluluğu ve refahına katkı sağlamalarını beklemek hayaldir.

Koronavirüsle dünyanın uğraşı verdiği bu günlerde, birey ve toplum sağlığı için, sağlık kurullarının tespit ettiği kurallara (temizlik, maske ve mesafe) bilerek uymayanlar, rasgele yerlerde bir araya gelip kumar oynayanlar, sürekli kural ihlali yapıp toplumun huzurunu bozanlar, şeytanların emirlerini yerine getiriyorlar demektir. Çünkü şeytan, insanların faydasız, boş işlerle meşgul olmasını ister. Sürekli olumsuz ve şer söylem ve eylemlerle zamanın heba edilmesi, şeytanın arzusudur. Bu olumsuz tablonun kimseye faydası yoktur, bilakis zararı vardır. Kendimize gelmeli ve bu olumsuz hayattan kurtulmak için evrensel ve cihanşümul olan peygamberimizin model hayatına yönelmeliyiz. “İki günü eşit olan ziyandadır” buyuran bir peygamberin ümmeti olarak çalışıp üretmeye yönelmemiz lazım gelir. Doğru ve az konuşarak, toplumun, milletin ve ülkenin refahına vesile olacak işler üretmeliyiz. Böylece vaktimizi iyi değerlendirerek şeytanın şerrinden kendimizi olabildiğince korumuş oluruz. Böylece kendisine ve topluma yararı olan bir birey olur, dünya ve ahiretimizi mamur etmiş olabiliriz.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›