NEREDEN GELİP NEREYE GİDİYORUZ


Bu makale 2020-11-24 11:08:31 eklenmiş ve 3103 kez görüntülenmiştir.
TAHSİN ÖTGÜÇ

 

Dünya sahnesine Yaratan’ına teslim olup kulluk etmek üzere gelen insanoğlu, nereden geldiğini bilmesi gerekmekte. Nereden geldiğini bilmeyen insan, nereye gideceğini de bilemez. İşin gerçeği, insanoğlu Allah’tan geldi ve yine Allah’a dönecektir. Bu bilinçte olmayan insan, hayatını düzenli ve verimli kılamaz. Sadece kendi çıkarına ve günlük yaşamaya çalışır. Oysa insan, Allah’ın kendisine verdiği hayat nimetinden sorumludur. Bu sorumluluk önce Allah’a, sonra insanlara karşıdır. Yüce Allah, insanların nereden gelip nereye döndüğünü Kur’an’ında şöyle beyan ediyor: “Onlar başlarına bir musibet geldiğinde, doğrusu bizler Allaha aidiz ve kuşkusuz Ona döneceğiz derler”. (Bakara, 156).

Allah’tan gelip yine Ona döneceğimiz kaçınılmazsa ki, öyledir. Bu hakikat tır. Zira Allah Kur’an’ında, “Her insan ölümü tadacaktır, sonra bize döndürüleceksiniz” buyurmaktadır. (Ankebut, 57). Peki bunun için ne durumdayız. Yaratan’ımıza giderken yanımızda neyimiz var. Bizler Allah’ın istediği gibi Ona dönebilecek durumda mıyız? Bakınız, yüce Yaratan bizden kendisine neyle dönmemizi istiyor: “Ey müminler, Allah’a karşı gereği gibi saygılı olun ve ancak Müslüman olarak ölün”. (Ali İmran, 102). Allah’a teslim olup Müslüman olarak yaşayıp kendisine dönerken de yine Müslüman olarak dönmeyi isteyen Mevla’mızdır. Bundan dolayıdır ki, hayat rastgele kullanılacak bir nimet değildir. Hayatımızı idame ettirirken Allah’a ve kullarına karşı görevlerimizi yerine getirmek gerekiyor. Değilse hayatın hakkını vermiş olamayız. Buna bağlı olarak da gideceğimiz yere, gerekli hazırlığı yapmış olarak dönme imkânımız o nispette eksik olabilir.  

Allah’a karşı görevlerimiz, Onun bizlere yerine getirmemizi emir buyurduğu ilahi görevler, yasak kıldığı, yapmamızı istemediği söylem ve eylemlerdir. Bunlara riayet edilmesi gerekiyor. Yani kulluğumuzun gereği olan başta beş vakit namaz olmak üzere, bedeni ve mali tüm ibadetleri usulüne uygun şekilde ifa etmemiz lazım gelir. Bunun yanı sıra yalan söylemden, dedikodu, gıybet, iftira, haset, içki, kumar gibi haram kılınan alışkanlıklardan kaçınmamız gerekmektedir. İnsanlara karşı görevlerimiz, öncelikle kul hukukuna riayet etmek. İnsanlarla iyi bir iletişim kurarak bir ve beraberliği sağlamak, ihtiyacı olanlara yardım etmek, yaraya merhem olmak. Bireylerin huzur ve güvenliğini sağlayacak çalışmalar yaparak toplumsal barışı oluşturmak. Kendimiz neyi istiyorsak diğerleri için de aynısını istemek. Bize yapılmasını istemediğimizi de başkaları için arzu etmemek. Daima objektif hareket etmek. Bizdeki olanı, dost ve komşularımızla paylaşmak, insanların ümit var olmasına vesile olmak. Kırık gönülleri tamir ederek insanların mutlu olmalarına vesile olmak.

Hayatın bir gayesi vardır. Bu gaye tektir ve Allah’a teslim olup dünya ve ahreti mamur etmektir. Allah’a giderken kalben mutmain olduğumuz halde gülerek gitmek o denli önemlidir. Bunun için yaşadığımız sürecin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Sadece dünya için değil ahiret için de azık hazırlamak lazım gelir. Bu azık imanla beraber Salih ameldir (yararlı davranış). Allah ve Resulü’nün seveceği, razı olacağı her söylem ve eylem yararlı davranış kapsamına girer. Bu bakımdan çalışmalarımız günü kurtarmak için değil, geleceğe yönelik, toplumun huzur ve mutluluğunu sağlayacak halde olması o denli önemlidir. Peygamberimiz (sav) efendimiz, “İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç kişinin amel defteri kapanmaz. Sadakai cariye sahibi, hayırlı evlat yetiştiren, okudukları zaman insanların istifade edecekleri bir eser ortaya koyan” buyurmuştur. (Riyazüssalihin). Bu üç kişiden biri olarak Yüce Allah’a dönmemiz mümkün olabilir. İnanıyoruz ki, bu dünyada yaşama hakkımız bittiği an Yüce Yaratan’ımıza döneceğiz. Elbette ki bu dönüş, sıradan bir dönüş olmayacaktır. Yüce Yaratan’ın çağrısına uygun olan Müslüman olarak Mevla’ya kavuşmak olacaktır. Her müminin gayesi ve arzusu bu olmalıdır. Bunun için nereden gelip nereye gideceğimizin idraki içinde hayata devam etmek lazım gelir.  Allah, gülerek kendine dönmeyi nasip eylesin.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›