BARTIN IRMAĞININ ÖD’LENEN(1) BALIKLARI!


Bu makale 2020-10-26 11:41:51 eklenmiş ve 272 kez görüntülenmiştir.
Yaşar C. ALPAN

 

Yaşlandıkça çocukluğunu arıyorsun. Hafızandan anıların sanki hatırla beni diye bağırıyor. Çocukluğum Orduyeri Köprüsü mevkiinde ırmak kıyısında geçti. Annem kilim yıkarken yanındaydım. Sünnet olduktan sonra ırmak kıyısında iğne balıklarına tedavi ettirmiştim kabuklanan yaramı. Irmağın kıyısındaki çamurla saatlerce oynardık. Baktın çok terledin sıcaktan cumburlop ırmağa…

O zamanlar hiç dikkat etmemiştim. Irmak kenarlarında oynarken hiç sinek olmazdı. Nasıl olsun,  o kadar çok kurbağa vardı ki; sinek mi kalır. Geceleri kurbağa sesleri; araçlarında yüksek sesli müzik dinleyenler çıkardığı ses kadar rahatsız etmez, huzur verirdi. O günlerde ne bu kadar çok araç, ne abartı egzoz, ne de gürültü makinası motosiklet vardı. Çevresel rahatsızlık veren bu gürültü makinalarına dur diyen de yok, olsaydı bu sesleri duymazdık. İnsan arıyor kurbağa seslerini şimdi. Yeni nesil nerden bilecek o güzelim sesleri.

Önceleri mandaların çektiği arabalarda çıkartılırdı inşaat kumu. Sonrasında ise çektirmeden bozma ağaç teknelerle çıkartılmaya başladı ırmaktan kum-çakıl. Bu kum-çakıl gemileri sayesinde Ordu yeri Köprüsünden denize kadar olan kısımda ırmak yatağı derinleşti. Belli bir ölçüde ırmak yatağındaki doğal yaşama zarar veriyordu ama en azından ırmak yatağı sürekli temizlenmiş oluyordu. Şimdi onlarda kalmadı! Ama o zamanlarda aşırı kurak dönemlerde yürüyerek karşı kıyıya gidebiliyorduk. Ama ne balıklar ölürdü ne de koku yayılırdı. Tertemizdi ırmağımız.

Irmağımız,

Hepimizin ortak değeri,

Hepimizin geleceği,

Hepimizin ortaklaşa gelir elde edeceği,

Hepimizin miras bırakacağı bir doğa değeri.

Son 10-15 yıldan bu yana sık sık gözlemlediğimiz balık ölümleri. Bu canlıların öldüğünü ve su içindeki yaşamın sonlandığını gördükçe tartışılan bir konu… Azımsanmayacak bir çoğunluk KURAKLIĞI gerekçe gösteriyor. Benim yaşımda olanlar ırmakta bundan büyük kuraklık etkisinin görüldüğünü bilirler. O kadar büyük kuraklıklar oldu bu kuraklıklarda hiçbir zaman balık ölümü görmedik. Resmî açıklama balıkların kuraklık nedeniyle yeterli suyun bulunmaması ve oksijensizlikten öldüğünü belirtiyor. Bunu tercüme edelim. Irmakta hem kentsel hem çevresel hem de kimyasal atık var, su çok kirli o nedenle su içinde oksijen barındırmıyor demek istiyor. Nereden öğreniyoruz “Bartın Nehri’nin Fizikokimya sal Özelliklerinin Yağışlı ve Kurak Dönemlerdeki Değişimi-Akademisyen Gülten Güneş’ in makalesi ”nden.(2)

Balık ölümleri bu yıl her zamankinden fazla olunca ister istemez herkes elinden geldiğince çözüm üretme konusunda fikirlerini paylaşıyor. Örneğin Belediyemizde ya yüzeydeki katı atıkları temizliyor ya da Kemer köprüden yarım parmak boru ile çok lokal bir kısma su takviyesi ile oksijen oranını artırmaya gayret ediyor. İlgili Kurumların bir kısmı da su tankerleri ile lokal birkaç yere taşıma su getiriyor.

Bunların ne kadar anlamsız olduğunu, ancak vicdanımızın sesini birazcık da olsa dindirmek için olduğunu bilmemiz lazım. Google’ın inanılmaz bir uygulaması var. “Google Earth” Bunun sayesinde ırmak olarak adlandırdığımız bu büyük ekosistemin ne olduğunu anlayalım. Bartın Irmağı’nın iki kolu vardır. Bir tanesi Gök Irmak, Orduyeri Köprüsü’nün altından geçer. Diğeri ise Kemer ve Asma köprülerinin altından gecen Bartın Çayı. Bu iki kol Gazhane mevkiinde birleşir ve sonrasında ver elini deniz ve kavuşma. Girin Google Earth her iki kolun başlangıç noktalarına ulaşmak için Google Earth üzerinden takip edin. Kaynak noktasına kadar gitmeye özen gösterin. Ne türlü kuraklık olursa olsun doğayı tahrip etmediyseniz, doğaya müdahale etmediyseniz, ormanların doğal yapısını değiştirmediyseniz su kaynağının kurumadığını anlarsınız. Ben de diyorum ki zaman ayırın Google Earth üzerinden sizler görün neler olmuş bitmiş.

İster gelişme deyin ister modernleşme deyin hızla değişen ve dönüşen bir Bartın var. İnsanlarımız çok hızlı bir şekilde belde ve ilçelere göç ediyor. Bu da yanında sorunları da getiriyor. Giderek öneminin daha fazla arttıran çevre sorunları ile ekonomi arasında çok yakın ve karşılıklı ilişki bulunmaktadır. Ekonomik gelişmenin devam etmesi ya da ekonomik faaliyetlerin fazlalaşması çevre sorunlarına sebep olurken, çevre sorunları da ekonomik gelişme ve ekonomik yapı üzerinde etkili olmaktadır.  Ekonomik gelişme çevre kirliliğini, çevre kirliliği ise ekonomik gelişmenin ekonomik ve sosyal maliyetini arttırmaktadır. Bu ilişki düzeyi ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Yatırım politikalarından ve teknoloji politikalarına kadar geniş bir alanda çevre sorunları üzerinde önemle eğilen gelişmiş ülkelerde gerekli maliyetlere katlanılabilmekte ve kamu yönetimleri, üretici ve tüketicilerden gereken maddi özveriyi kolaylıkla talep edebilmektedir. Bartın Irmağının kirlilikten kurtarılmasının maddi özverisi kirletenden alınmalıdır.

Çevre kirliliği, yalnız görme duyusu ile değil, bütün diğer duyu organlarıyla hissedilmektedir.  Çevre kirlenmesi, içinde bulunulan çevrenin özelliği ile ilişkilidir.  Çevre kirlenmesi ile içinde bulunan çevrenin özelliğini birbiriyle ilişkilendirebilmek için, bir kişinin özel çevresi ile sosyal çevresini birbirinden ayırmak gerekir. Özel çevre, insan yapısı olan ve taşınır ya da taşınmaz, kişinin içinde bulunduğu fizik yapılardır. Sosyal çevre ise az ya da çok ölçüde hepimiz tarafından paylaşılmaktadır. Yollar, parklar, nehirler, açık alanlar ve hava gibi şeylerin hepsi, sosyal çevreyi oluşturan unsurlardır. Sosyal çevre, özel çevreyi de kapsamaktadır. Öte yandan özel çevre ile sosyal çevrenin birçok durumlarda birbirinden ayrılması da mümkün değildir. Sosyal çevre unsurlarından birçoğu üzerinde çok az denetim imkânı vardır. İşte içinde bulunulan özel ya da sosyal çevrede, başkalarının faaliyetleri sonucu meydana gelen ve istenmeyen değişmeler çevre kirlenmesi olarak tanımlanabilir. Öncelikle bu değişkenler belirlenmeli ki ırmağın kirlenmesi engellenebilsin.

Peki, bizler ne zaman treni kaçırdık. Bu olağanüstü ekosistem olan Bartın Irmağı’nın ekosistemi bozmadan iyileştirecek TEFER-I-II-III projeleri Dünya Bankası tarafından hibe olarak finans (yanlış hatırlamıyorsam 56 Milyon Dolar) edilerek uygulanmaya başlandı. Ama neler olup bittiğini anlamadan bu proje uygulanmadan sona erdirildi. Bu proje kapsamında Asma Köprü yeniden yapıldı. Neden ve ne için yeniden yapıldığı ise bir bulmaca. Kentli olmanın sorumluluğunu taşıyan bir gurup insan bu işin peşini bırakmasalar da onlarla birlikte toplumsal birliktelik olmayınca; bir yerlerde tıkanıyor ve ilerlemiyor.

Bu yaşadığımız Bartın Irmağındaki çevresel felaketi ne yazık ki siyasilerin üzerine atarak kurtuluyoruz. Hayır, siyasiler sorumlu veya suçlu değil. Asıl sorumlu olan yaşadığımız çevreyi koruyamayan bizleriz. Tamamımız suçlu. Bartın Irmağının kaynak noktalarından denize ulaşıncaya kadar ki kısmında ekosistemi bozmadan yapılacak hibeyi bile değerlendiremeyen ve uygulatmayan bizleriz. Bu suların nerelerden geçtiğini Google Earth üzerinden izlerseniz ne kadar büyük bir ekosistem olduğunu ve bu su yolunun koruma altına alınmasının ve hiçbir nedenle bozulmaması gerektiğini anlarız. Bartın halkı TEFER projesini elinin tersiyle ittin, hiç olmazsa şimdi neyi reddettiğini öğrenmiş ol ve yaşadığın çevreye sahip çık. Bunu yaparkende ‘ama’sız ‘niçin’siz yapmamız lazım.

Bartın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün hazırlamış olduğu “ÇEVRE DURUM RAPORU” her yıl yayınlanmakta. Anılan Müdürlüğün görev ve yetki sahasındaki işleri takip etmede ve yasal süreçleri takip etmede herhangi bir sorun görülmemekte. Ellerindeki mevzuat ve veri bankaları çevresel sorunları belirlemede bir sorun yaşamayacaklarının bir göstergesi. Bu rapora baktığınızda İlimizde katı ve Sıvı atık üretecek ister kamu ister özel olsun veri bankalarının olduğu görülmekte. Fabrika, Kobi veya işyeri düzeyindeki üretim birimlerinin ortaya çıkarttığı katı ve sıvı atıklarının nasıl bertaraf edildiği veriler üzerinden gösterilmiş. Buradaki temel sorun çevresel sorunların giderilmesindeki maddi harcamalar. Cezaların caydırıcı olabilmesi için, o üretim biriminin almış olduğu tedbirleri uygularken harcayacağı bedelden fazla olması gerekir. Kâğıt üzerinde görülen tesisin çalıştırılması için cezai yaptırım caydırıcı olmalı.

Yerel basında son günlerde Bartın’ın Ormanlık Alanlarından kestane toplamaya gidenlerin araçlarının yol boyunca park ettiğini görmüş olmanız lazım. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 5. maddesi hükmüne göre Ormandan kestane toplamak izne tabi. Yani elinizi kolunuzu sallaya sallaya Ormana giremezsiniz. Yasal zorunlulukları yerine getirmeniz lazım. Pazarlarda açık süt ve süt ürünlerini de satamazsınız, fide de satamazsınız. Beğen sekte beğenme sekte uyulması gereken yasalar var. İster kamuoyu baskısı deyin ister siyasal çekince deyin ister dar gelirlilerin maddi kazanç elde etmesi deyin ne derseniz deyin var olan yasalar görmezden gelinebilir. Böyle olunca da Çevresel Etki ile ilgili yasalarda zaman zaman görmezden geliniyor. Bizler de bu görmezden gelinen, uygulanmayan yasalardan yararlanıyoruz. Alt yapısı olmayan alan imara açılıyor, tarım alanına fabrika yapılıyor, ırmağın kıyı kenar koruma alanı çizgisine taşocağı açılabiliyor. Kendi çıkarlarımıza uygun düştüğü zaman Irmağı kirletmekten kendimizi alamıyoruz.

 

Ne yapmalı;

1) Bartın Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünde Okuyan öğrencilerimizin ve akademisyenlerin tamamını Bartın’ın bütününü uygulama sahası haline getirmek için Üniversitemize destek verilmeli ve onların Çevre konularında araştırma yapmaları için desteklemeliyiz.

2) Bartın İli Çevre ve Şehircilik Müdürlüğümüz Bartın Irmağının İl sınırları içinde kalan toplam 184 Km uzunluğundaki bölümünün bilimsel olarak belirlenecek noktalarından ister kurak dönem ister yağışlı dönemde aldığı su numunelerinin tahlil sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmalı ve bu tahlil sonuçlarından ortaya çıkan kirlilik nedenlerinin ortadan kalkması için çalışma yapmalı ve yapılan bu çalışmaları düzenli olarak kamuoyuna aktarmalıdır.

3) Bartın İlinde hiçbir Kurum veya Kuruluş ister kamu ister özel olsun Bartın Irmağı ile ilgili yanlış yönlendirme ve yanlış bilgi açıklamamalıdır.

4) Bartın Irmağının kıyı kenar SİT Koruması kaldırıldı. Bartın Irmağı kıyı kenarlarında yapılacak her türlü İmar Planlamasında ve Uygulamasında Irmağın katı ve sıvı atık nedeniyle kirlenmesine neden olacak hiçbir projeye yer verilmemeli.

5) Şimdiye kadar yapılanları eksiklikleri, noksanlıkları, hataları yok sayarak, şimdiden sonra Irmağımızın kirlenmesinin engellenmesinin çözümlerini aramalıyız.

 

Bunları ancak ve ancak Bartın Irmağının 7’den 70’e bizlerin sorumluluğunda olduğunu bilmeli, bu sorunu siyasal sonuçlar doğuracak söz ve eylemlerden kaçınarak üstesinden gelebiliriz. Bu çevresel sorunun mutlaka bizlere getireceği hem maddi hem de manevi yükler olacaktır. Bunları göğüsleyecek cesarete sahip olmalıyız. Bartın Irmağını el birliği ile kirlettik. Hepimizin hem bireysel hem de sosyal sorumluluğu var. Bu sorumluluktan siyasal gerekçelerin arkasına sığınarak kurtulamayız. Öncelikle Bartın İlindeki Muhtarından İl Genel Meclisi üyesine kadar, tüm Belediye Başkanlarından tüm Belediye Meclisi üyelerine kadar herkesin bu sorunun ortak sorun olduğu ve siyaset üstü bir sorun olduğunu kavraması gerekir. Siyasi Partilerin İl ve İlçe Yöneticilerinden tüm STK’lara kadar tüm teşkilatlı yapıların ortak bir sorunla mücadele etme kararlılığına sahip olması gerekir.

Bartınlılar ve Bartın’da yaşayanlar Irmağımız bizlerin ortak değeri. Gelin bu değerimize sahip çıkalım bizlerden sonraki nesillere ter temiz teslim edelim. Çok zor değil sadece KARAR verelim. Hepimizin ortak paydası değil mi IRMAĞIMIZ!

 

(1) Hayvanların karaciğerlerinin salgıladığı sarı renkli ve acı sıvı. Mezbahaneden alıp bu sıvı ile undan hamur yapar ırmağı yemlerdik. Balıklar ya uyuşur yüzeye çıkar ya da ölüp yüzeye çıkarlardı.

(2) Bartın Nehri’nin Fizikokimya sal Özelliklerinin Yağışlı ve Kurak Dönemlerdeki Değişimi makalesi linki: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/809435?fbclid=IwAR0BabCNalduCUF_1VcNnAvfkYHUJliSyavbGaHvLVTcoataLevmH4GF-sA

 

Köşemin adı neden MECZUP’CA

 

Meczup sözcüğü, Arapça kaynaklıdır. Bu sözcük, somut ve soyut olmak üzere birkaç anlama gelmektedir. Günümüz Türkçesinde bu sözcük, birçok yerde kullanım alanı bulmaya devam etmektedir.

Meczup Sözcüğünün Anlamı Nedir?

Meczup sözcüğünün akıllara gelen ilk anlamı, aklını yitiren kimse demektir. Bir akıl hastalığı olan kimselere meczup denilmektedir. Ancak bu sözcüğün daha soyut bir anlamı da bulunmaktadır. Buna göre meczup, Allah aşkı ile kendisinden geçmiş olan kimse demektir. Yani dünyadan el etek çekmiş, tüm varlığını Allah'a adamış kişiler meczup olarak anılmaktadır.

Diğer bir anlamı ise; işte bu anlamı nedeniyle köşeme bu adı verdim.

“Günümüzde sıkça kullanılan bir sözcük olan meczup, anlamı itibariyle farklı fikirlere sahip olan kişileri de kapsar. Meczup olarak anılan kimseler, alışık olunmayan, ilginç düşünceleri savunur.”

Elimden geldiğince farklı bir bakış açısını sunmaya gayret edeceğim.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›