DOĞUM SONRASI (POSTPARTUM) DEPRESYON


Bu makale 2019-09-17 08:59:30 eklenmiş ve 631 kez görüntülenmiştir.
Gizem AKCAN

 

Kadınlarda yaşam boyu  majör depresyon görülme sıklığı %10-25 olup bu oran erkeklerden 1,5-3 kat daha fazladır (Yaman ve ark 2009). Ruhsal bozukluklarda cinsiyetler arasındaki bu farklılık biyolojik, psikososyal faktörlerle etkileşen fizyopatoloji ve etiyoloji farklılığından kaynaklanmaktadır (Kısa ve Yıldırım 2004). Erkeklerden farklı olarak kadınların üreme dönemlerinde (puberte, gebelik, doğum sonu dönem ve menapoz) biyolojik ve gelişimsel özelliklerinin tetiklemesi nedeniyle depresyon sık yaşanmaktadır (Kısa ve Yıldırım 2004, Ocaktan ve ark 2006).

Gebelik ve doğum, fizyolojik bir olgu olarak kabul edilse de gebelik esnasında ve doğum sonu dönemde anne sağlığı olumsuz yönde etkilenebilmekte (Karaçam ve Taşkın 2004), kadınlarda depresyonun başlamasını tetikleyebilmektedir (Sevindik 2005). Postpartum dönem olarak adlandırılan doğum sonu dönem, doğum eylemi sona erdikten, bebek, plasenta ve membranların doğumundan sonra başlar, bütün sistemlerin gebelik öncesi durumlarına döndükleri altı haftalık bir süreyi kapsar. Postpartum dönemde annede retrogressive ve progressive değişiklikler meydana gelmektedir. Hızla meydana gelen bu değişikliklere uyum sağlamaya çalışan annede psikolojik davranış değişiklikleri de gözlemlenmektedir (Taşkın 2005).

Kadınların birçoğu gebelik ve doğuma bağlı olarak oluşan fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişikliklere kolay uyum sağlar iken, bazı kadınlarda değişen şiddet düzeylerinde ruhsal bozukluklar ortaya çıkmaktadır (Gülseren 1999, Karamustafalıoğlu ve Tomruk 2000, Karaçam ve Taşkın 2004, Nur ve ark 2004, Sünter ve ark 2006). Postpartum dönemde ortaya çıkan ruhsal bozuklukları tanımlamak için postpartum ruhsal bozukluk kavramı kullanılmaktadır (Kısa ve Yıldırım, 2004). Postpartum ruhsal bozukluklar, prevalansı, klinik gidişi, yaklaşımı değişen üç şekilde görülmektedir; postpartum hüzün, postpartum depresyon ve postpartum psikoz (WHO 2008a, Marakoğlu ve ark 2009). Postpartum depresyon, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’na (DSM-IV) göre doğum sonrası dönemde başlayan gerek psikotik, gerekse psikotik olmayan major depresyon ve mani, duygudurum bozuklukları bölümünde sınıflandırılırlar ve “doğum sonrası” olarak özgülleştirebilmek için doğum sonrası dört hafta içinde başlamalıdır (APB 1998). Postpartum depresyon; risklere duyarlı süt çocukluğu dönemine getirdiği yük, anne-bebek ilişkisini olumsuz yönde etkilemesi ve uzun dönemde yarattığı ciddi sonuçları nedeniyle önem taşımaktadır (Ocaktan ve ark 2006, Sabuncuoğlu, Berkem 2006).

Doğum sonrası depresyonda diğer tür depresyonlarda olan belirtilerin yanı sıra bu depresyona özgü belirtiler de görülmektedir: annenin ne kendisiyle ne de bebekle ilgilenemediğini düşünmesi, özellikle sabahın ilk saatlerinde enerjinin dibe vurduğunu hissetmesi, devamlı ağlamaklı halde dolaşma, suçluluk veya yetersizlik duygusu yaşama, dikkati bir konuya odaklama konusunda güçlük yaşama, en ufak olayların bile kişiyi oldukça sinirlendirmesi, bebeğe ve/veya kendine zarar vermeye yönelik düşünceler yaşama, geceleri uyuyamama ve/veya gün boyu uyumak isteme, iştahsızlık ya da aşırı miktarlarda yemek yeme, eve kapanma ve insanlardan uzaklaşma isteği, bakıma (üstüne başına vb.) dikkat edememe, cinsel isteksizlik yaşama vb. Etiyolojisi konusunda çalışmalar arasında tam bir fikir birliği olmamakla birlikte, hormonal etmenler yanında psikososyal etmenlerinde etkili olduğu bildirilmektedir.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2013 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
Bartın Web Tasarım