İSLAMDA HİCRETİN ÖNEMİ


Bu makale 2019-09-10 08:43:41 eklenmiş ve 328 kez görüntülenmiştir.
TAHSİN ÖTGÜÇ

 

Peygamberimiz (sav) efendimiz Mekke’de dini tebliğ etme ve yaşama görevini ifa ederken düşmandan gelen mukabil tehdit ve tehlikelere karşı üç şekilde karşı koymuştu. Sabır, hicret, cihat... Efendimiz Mekke’de kaldığı 13 yıl boyunca müşriklerden gelen her türlü baskı, tehdit ve baskılara karşı sabır ve sebatla üslendiği Risalet görevini fasılasız sürdürmüştü. Ancak her geçen gün baskılar artmakta, tehditler çoğalmakta, yarına güvenle bakmak oldukça zor. Bundan dolayı ashaptan bazıları Peygamberimiz (sav) efendimizden Medine’ye gitmek üzere izin aldılar. Doğup büyüdükleri, ev- bark sahibi oldukları, çok sevdikleri yerden (Mekke) bir dava için Medine’ye hicret (göç) ettiler. Muharrem ayının başında miladi 622 tarihinde efendimiz de Hz Ebu Bekir’le beraber daha uygun bir ortamda İslam dinini tebliğ etme ve yaşamak için Medine’ye hicret ettiler. Mekke’den ayrılırken Peygamber (sav) efendimizi ağzında şu sözler dökülmüştür.” Ey Mekke bilirsin ki seni çok seviyorum. Eğer bu halk beni buradan gitmem için zorlamasalardı, ben buradan ayrılmazdım”.

Yüce Allah, bu ulvi dava için Mekke’den Medine’ye hicret edenler hakkında Kuranında şöyle buyurmaktadır: “Her kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde bereketli yer ve genişlik bulur. Allah v e Resulüne hicret ederek evinden çıkan kimseye ölüm gelirse, onun ecrini vermek Allah’a düşer. Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir”. (Nisa, 3)

Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlara, muhacir, Medine’deki Müslümanlara Ensar denir. Her şeyini öz yurdunda bırakıp Allah için Medine’ye gelen muhacirler başlangıçta muhtaç durumda idiler. Ensar’la kardeş olup kendilerine bir takım imkânlar sunuldu. Kısa bir zaman içinde ev ve arazi sahibi oldular. Bir kısmı zekât verecek duruma geldi. Dünya hayatı noktasında rahata kavuşan muhacirler, dini tebliğ ve yaşama hususunda da huzurlu bir ortama sahip olmuşlardır.

Mekke’de İslam’ı tebliğ edip yaşarken müşrikler tarafından zulme uğrayan, inancında zerre kadar taviz vermeyen ve Allah için hicret edenler hakkında, Cenabı Hak Kur’an’ında şöyle buyurmuştur; “Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onları dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz. Eğer bilirlerse hicretin ahiret mükâfatı daha büyüktür.” (Nahl, 41)

Din için Mekke’den Medine’ye göç  eden Müslümanların, Allah dünyasını güzelleştiriyor. Ahirette ise bol mükâfat veriyor. Dolayısıyla muhacirin, dünyasını ve ahretini kazanmış olmaktadır. Muhacir kardeşlerine huzur ve güven içinde hayat sürdürmelerine imkân sağlayan Ensar’da Allah’ın övgüsüne mazhar olmuştur. Allah için zerre miktarı davranış sergileyen hem bu dünyada hem de ahiret âleminde karşılığını almaktadır. Yeter ki yapmak istediğimizi samimi olarak yapabilelim.

Yüce Yaratan Kur’an’ında şöyle buyurdu; “İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihat edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte gerçek müminler onlardır. Onlar için bağışlanma ve bol bir rızık vardır.” (Enfal, 74).

Allah için Mekke’den Medine’ye gelen muhacirler de, Medine’de kendilerine yardım eden Ensar’da Mevlalarından karşılığını almışlardır. Aynı zamanda hicret, İslam’ın cemaat halinden devlet haline gelmesine, Mekke’de doğan dinin tüm dünyaya inkişafına vesile olmuştur. Bu yönüyle hicret, maddi ve manevi yönden özelde Müslümanlara, genelde insanlığa pek çok faydalar sağlamıştır. Müslümanların birliğini ve dirliğini sağlamış, cihat ruhunu geliştirmiştir. Hakkın batıla galip gelmesi için Medine deki Müslümanların gücüne güç katmıştır. Müslümanlar devlet kurma imkânına sahip olmuşlardır. Müslümanlar bu sayede kâfirlere karşı her zaman tek yürek olmuşlardır.  Medine’de efendimizin kurduğu İslam devleti bünyesinde oluşan huzurlu devir,10 yıl boyunca devam etmiştir. Hicret, Hakkın batıla, imanın küfre, galip gelmesine zemin hazırlamıştır. Bu yönüyle İslam’da hicretin yeri önemlidir. Hicret Müslümanlarda cihat ruhunu geliştirerek küfre karşı topyekûn mücadele etme imkânı sağlamıştır.

Dün olduğu gibi bu gün de her Müslüman bireyin cihat ruhuyla yaşaması gerekir. Hak ve adaletin hâkim olması, mazlum ve mağdurların içinde bulundukları karanlık tablodan kurtulmaları ve insanca yaşamalarına zemin hazırlamak için Müslümanların çaba sarf etmeleri önem arz etmektedir. Günümüz dünyasında görünen insanlık dışı eylemler karşısında seyirci kalmak insani ve İslami açıdan doğru olmadığı bir gerçektir. Yaşadığımız imtihan dünyasında sahip olduğumuz her nimet ve imkândan hesaba çekileceğimiz unutulmamalıdır. Bunun için de zamanı hayra vesile olacak şekilde değerlendirmek dünya ve ahiretimizin mutlu olmasına vesile olacaktır inşallah. 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2013 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
Bartın Web Tasarım