ÇEVİRİBİLİMDE YENİ UFUKLAR


Bu makale 2019-09-04 09:12:16 eklenmiş ve 2152 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Cem ODACIOĞLU

 

1970'lerden sonra bilimsel kimliğini kazanmaya başlayan çeviri etkinliğinin 50 yıllık süreçte geçirdiği evreler ve farklı bilim dallarıyla kurduğu ilişkiler dikkate alındığında, bu bilim dalının disiplinler arası nitelikte değişime açık bir bilim dalı olduğu ileri sürülebilir.

Çeviribilim ilk disiplinler arası temasını dilbilim, sosyoloji, edebiyat, sosyal bilimler, felsefe vb. ile kurmuş ve zamanla farklı bilim dallarıyla etkileşime geçerek devingen özelliğini devam ettirmiştir. Çeviribilimin yirmi birinci yüzyılda ilişki kurduğu bilim dalları arasında bilgisayarlı teknolojilerin çevri sürecinde kullanılmasına yardımcı olan bilgisayar mühendisliği, yazılım mühendisliği, kodlama vb. de bulunmaktadır. Bu nedenle ağları günden güne genişleyen çeviribilimin halen mevcut çeviri kuramlarıyla özellikle, uygulamadaki işlerliği daha belli olan işlevci çeviri kuramlarıyla açıklanması yetersiz kalabilmektedir. Ya mevcut kuramlar yeniden ele alınmalıdır ya da yeni bilim dallarıyla kurulan ilişkilerin daha da güçlendirilmesi bakımından uygulamaya dönük yeni kuramlar üretilmesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi bilim dallarının devrimlere açık olması onun ilerlemeye müsait yapısı açısından önem arz eder. Her olguyu mevcut bilgi ve kuramlarla izah etmenin, sorunları mevcut kuramlarla sınırlandırarak çözmeye çalışmanın kısır döngüye neden olduğu düşünülmektedir. Ayrıca bilim dalları ilerlemeyi durdurursa bilim dalı olma özelliğini kaybederek, salt bilgi dalına da dönüşebilir.

Çevirinin bilimsel yönü daha çok yapılan çevirilerin ürün niteliğinde incelenmesinden kaynaklanmaktadır. Henüz çeviri sürecini ölçen sistemler tam olarak geliştirilemediğinden ya da ölçüm sistemleri başka bilim dallarının araçları kullanılarak yapıldığından, çevirinin bilimsel yönüne katkı yapacak en doğru noktanın bazı kaynaklara göre çeviribilimin ürün olarak betimlenmesi veya araştırılması olduğu düşüncesi vardır. Zira Çeviri sürecinde amaç belirlenmesi ve belli bir işleve göre çeviri yapılmasını ileri süren işlevci çeviri kuramları bile somut ve amacı olan bir çeviri ürün oluşturabilmek için ortaya atılmıştır. Dolayısıyla çevirinin ürün boyutundan yola çıkıp, onu çeviri etkinliğinin araştırma nesnesi olarak ele alarak, BÇA ve Çoğuldizge kuramlarının veya mevcut çeviri eleştirisi kuramlarının altenatifleri yeni kuramlar geliştirilmesi çeviribilimin ilerlemeye açık yapısı açından gereklidir.

Ya da çeviri süreci ve ürününü entegre eden yaklaşımlar ileri sürülmelidir. Bu açıdan çeviri kuramlarıyla ilgilenen bir araştırmacı olarak, süreç boyutunu da görmezden gelmeden ürün ve süreci birleştiren ve çeviribilimin farklı disiplinlerle beslenebilmesi bakımından çeviribilimde entegre yerelleştirme kuramı adı altında bir yaklaşım tarafımca ileri sürülmüş olup gerek Academia'da da yer alan doktora tezimde gerekse de yayınladığım makalelerde yer almaktadır.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›