CHP’li Ağababa, Bartın’dan Erdoğan’a seslendi: “Vicdansızlık yapma, samimi ol, bu milletin durumunu gör”

Parti örgütüyle yapacağı toplantı için ilimize gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Malatya Milletvekili Veli Ağababa, “Erdoğan ‘Vicdansızlık yapma, samimi olun’ diyor. Biz de buradan Bartın’dan Erdoğan’a sesleniyoruz: ‘Vicdansızlık yapma, samimi ol. Bu milletin durumunu gör.’ Bu ülkenin kurtuluşu, düzlüğe çıkması, fakir fukaranın kurtuluşu seçimdir. Derhal seçim, sandığı getir Türkiye rahatlasın. Sen de geldiğin gibi git” dedi.
Bu haber 2022-05-30 10:13:20 eklenmiş ve 787 kez görüntülenmiştir.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağababa, Cumartesi günü, beraberindeki Zonguldak Milletvekilleri Deniz Yavuzyılmaz ve Ünal Demirtaş ile teşkilat toplantısı ve bir dizi ziyaret için ilimiz Bartın’a geldi. CHP Bartın İl Başkanlığında CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu ve CHP Bartın İl Başkanı Selim Karakaş’ın yanı sıra Merkez İlçe Başkanı Nazif Çomak tarafından karşılanan Ağababa, teşkilat toplantısı öncesinde gündemdeki konulara ilişkin bir de basın açıklaması yaptı.

CHP’li vekillerin Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı doğrultusunda 2018 yılından bu yana 3 gece üst üste kendi evlerinde ya da aynı otel odasında yatamadığını sürekli Türkiye’nin dört bir yanını dolaştığını anımsatan Ağababa, bunun nedenini ise ‘Tek adam rejimi’ olarak nitelendirdiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi krize sokması olarak gösterdi.

 

“Türkiye batma noktası ile karşı karşıya”

 

2018 yılının Ağustos ayındaki ekonomik krizden itibaren de CHP’li vekillerin değişik illere giderek saha çalışması gerçekleştirdiğini anımsatan Ağababa, yapılması gerekenleri o günden beri sıraladıkları ancak hükümetin hiçbir uyarıyı dikkate almaması nedeniyle Türkiye’nin bugün batma noktası ile karşı karşıya olduğunu savundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağababa, özetle şunları söyledi:

 

“Bugünkü tablo, 2018 seçimlerinin sonucu”

 

“Ne dedik biz 2018’de? ‘Devlet ciddiyet ister, devlet liyakat ister.’ Bakın, buün yaşadığımız döviz kurlarının buralara gelmesi ve mazotun 25 TL olmasının sebebi aslında bugün yönetimde olanlardır. TÜİK’in enflasyonunun yüzde 70’e yaklaşması, gıda enflasyonunun yüzde 110’u aşması, dünyada enflasyon sıralamasında 6. olmamızın sebebi aslında 2018 yılında yapılan seçimlerin sonucudur.

 

“Vatana ihanet ile eş değer”

 

128 milyar doları hiçbir zaman unutmayın. 128 milyar dolar, fakirin fukaranın kefen parasıdır. Bu para arka kapılardan satıldı. Niye liyakatlık, niye Merkez Bankası’nın bağımsızlığı? Altılı masanın ilk önerisi nedir? Merkez Bankası’nın bağımsızlığıdır. Eğer o tarihte Merkez Bankası gerçekten bağımsız olsaydı damadın emrinde ya da Erdoğan’ın emrinde olmasaydı bağımsız bir Merkez Bankası Başkanı o 128 milyar doları satamazdı, satmazdı. 128 milyar doları satmak vatana ihanet ile eş değerdir.

 

“Fakir fukara zengini finanse ediyor”

 

Bakın şimdi Kur Korumalı Mevduat var. Yine liyakata geliyor, yine kurumların bağımsızlığına geliyor olay. Fakir fukara şu anda zenginleri finanse ediyor Kur Korumalı Mevduat Sistemi ile. Bu sistemde aradaki farkı kim veriyor? Hazine. Hazine kim? Sen, ben. Dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Yani yaşadığımız sorunların tamamı yönetim sisteminden kaynaklıdır.

 

“Sanal düşmanlarla ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar”

 

Recep Tayyip Erdoğan ya da AKP bir sanal dünya inşa etmiş, onun üzerinden suçlamalar yapmaya ya da ülkeyi yönetmeye çalışıyor. Bakın 20 yıldır ülkeyi yönetiyor, herkesin suçu var bir suçu olmayan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan. Onlara göre Bay Kemal suçlu. Utanmasa diyecekler ki, ‘Ülkeyi bu hale CHP bu hale getirdi’,  ‘Doları bunlar bu hale getirdi’, ‘Tank-Paleti bunlar sattı’ diyecekler. Sanal bir yönetim ile karşı karşıyayız. Faiz yükseliyor sebebi ne ‘faiz lobisi’, dolar yükselir sebebi ne ‘dolar lobisi’, ülke ekonomik krize girer sebebi nedir? ‘Dış güçler ve üst akıl’. Sanal düşmanlarla ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar. Türkiye’de faiz lobisi de, dolar lobisi de, dış güçler de üst akıl da AKP’dir.

 

“Gezi bunların kimyasını bozdu”

 

Bu ülkenin bu duruma gelmesinin sebebi bu yönetimdir. Onlar Cumhuriyet mitinglerine de Gezi’ye de ‘darbe’ derler. Gezi’nin bugün 9. yıldönümü. Bir olayın darbe olabilmesi için tank olması lazım, silah olması lazım. Gezi’deki bu insanların elinde bırakın silahı çakı yoktu. Gezi bunların kimyasını bozdu. Niye? Bazı Avrupalılar, biz de de bazı liberaller ne diyordu? ‘Bunlar vesayet ile mücadele ediyor, bunlar ülkenin demokratikleşmesini sağlamaya çalışıyorlar’. Gezi bunların façasını ve kimyasını bozarak gerçek yüzlerini tüm dünyaya gösterdi.

Gezi bu memleketin onurudur, şerefidir. Türkiye dünyaya Gezi ile bir mesaj verdi. Dünya 1’den büyüktür dedi. Tek adam rejimine karşı çıktı. Gezi neden çıktı. Bu ülkenin bütün değerleri ile kavga etti. Geziden önce en son ne dedi? ‘İki ayyaş’ dedi. İki ayyaş diye kime diyor? Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü’ye… Ayyaş varsa sensin, sarhoş varsa sensin, bu ülkeyi bu duruma getiren sensin. 1909 yılında yıkılan topçu kışlasını yapmaya çalışıyor ki, o da bir intikam. 31 Mart vakasının intikamını almaya çalışıyor Gezi ile beraber.

 

“Gezi bu milletin, onuru, şerefidir”

 

Gezi’ye darbe diyor. Darbeci varsa sensin. O çocukların üzerine kurşun sıkan sen değil misin? Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülme emrini veren sen değil misin?  Berkin Elvan, Ethem Sarısülük’ün öldürülme emrini veren sen değil misin? Taksimdeki o insanların üzerine gazı, bombayı, polisi süren sen değil misin? ‘Emri ben verdim’ demedin mi? Darbeci varsa sensin. Gezi bu milletin onurudur, şerefidir. Bu vesile ile Gezi davasından ceza alan tüm arkadaşlarımızı buradan selamladığımızı da söylemek istiyorum.

 

“FETÖ ile birlikte TSK’yı tasfiye ettiler”

 

Türkiye çok kumpas yaşadı. Düşmanın tankla, topla, tüfekle yapamadığını bunlar siyasi davalarla yaptı. TSK’daki başarılı şerefli subayları bunlar tasfiye etti. Bunlar beraber yiyip içtikleri ortakları FETÖ ile birlikte TSK’yı tasfiye ettiler. Gezi’deki kumpas ne ise Balyoz’daki Ergenekon’daki ve askeri casusluk olayındaki kumpas da odur. Onların tasfiye ettiği subayların yerine gelen FETÖ’cüler 15 Temmuz’da bu milletin üzerine bomba attı. Meclisi bombalayanları da Boğaziçi Köprüsü’nde kurşun sıkanları da atayanlar bunlardır. 15 Temmuz’un faili de bunlardır.

 

“Millet aç”

 

Türkiye’nin gündemi yoksulluk ve ekonomi. Hazretleri Recep Tayyip Erdoğan ekonomik kriz söylemlerine cevap veriyor. Diyor ki, ‘Biri çıkıp aç kaldık diyor. Ya vicdansızlık yapma. Aç kalan falan yok. Yetir ki dürüst ol, samimi ol.’ Sarayda sen aç olmayabilirsin. Ama fakir fukara, millet aç.

 

“Bir yılda 414 ekmek kayboldu”

 

2021 yılında 2 bin 825 TL olan asgari ücret ile bin 628 ekmek alınabilirken 2022 yılındaki 4 bin 252 TL ile sadece bin 214 tane ekmek alınabiliyor. Bir yıldaki ekmek kaybımız 414 tane. Nereden gitti bu? Fakirin fukaranın sofrasından gitti. Millet aç değilse akşam bayat ekmek için kuyruğa neden girsin? İçi boş baklava neden alsın? Verdiğin rakamlardan da mı utanmıyorsun? Bu adeta millete hakaret etmektir.

 

“Bal, bal demekle ağız tatlanmaz”

 

17 milyon 636 bin kişi aylık bin 403 TL ile geçimini sağlıyor. Bu bizim rakamımız değil TÜİK’in rakamı. 2 milyon 600 dul ve yetim hak sahibi bin TL ve altındaki maaşla geçinmeye çalışıyor. Nereden biliyoruz? Açık SGK’nın sitesine bakın. İğneden ipliğe her şeye zam üstüne zam gelmiş, beyefendi Saray’dan ‘Millet aç değil’ diyor. Sanal bir yönetimle karşı karşıyayız. Anadolu’da bir laf vardır ‘Bal bal demekle ağız tatlanmaz.’ Millet açlıkla yaşamaya devam ediyor.

 

Ne dediysek doğru çıktı. 2018 yılında şeker fabrikalarının satılacağı ilan edildi. Genel Başkanımız talimat verdi, biz 45 gün boyunca 24 ilde şeker eylemleri yaptık. ‘Şeker vatandır, vatan satılmaz’ dedi. ‘Satarsan şeker ithal edersin’ dedik. Bu gün ne oldu? Şeker ithal ediliyor. Şeker fabrikasını satmak vatanı satmaktır. Bu fabrikaları satanlar da bunu destekleyenler de vatan hainidir. Bakanlık açıklama yapıyor ‘Şeker stoğumuz var’ diyor. Şekere yüzde 85 zam geldi. Şimdi son 20 yılın ardından 400 bin ton şeker ithal ediliyor.

 

“Çitçiye verilmeyen destek yabancıya veriliyor”

 

Dünya Bankası ve IMF dayattı Şeker yasası çıktı, pancar üretimine kota geldi, bütün şeker fabrikaları özelleştirildi. Şimdi üretim yetmeyince yeni ve milli olduğunu söyleyen anlayış şimdi şekeri Fas’tan, Cezayir’den Mısır’dan alıyor. Çiftçiye, üreticiye, Anadolu’daki insana verilmeyen destek yabancıya veriliyor. Türkiye şekere muhtaç duruma gelmiş durumda. Fiyat artışlarını söylemiyorum bile. Millet ikinci el elbiseler eşyalar alıyor. Millet aç aç... Ama sen sarayında rahat yaşıyorsun. Artık simiti ve poğaçayı parça parça satıylorlar. Karpuzu dilimle yiyoruz.

 

“Şatafattan uzak durulması lazım”

 

Tedbir alınması lazım, muhalefetin sözünün dinlenmesi lazım. Şatafattan uzak durulması lazım. Millet aç; yoksul hala yüzlerce araba konvoylarıyla geziyorlar. Kışlık sarayları yetmedi, Marmaris’e bir yazlık saray, bir de yeni Ağlat’a yeni kışlık saray yaptırıyorlar, Bakan makam odaları olan bir saray. Sadece 2 gün kalmak için… Millet inim inim inlerken bunlar hala şatafattan vaz geçmiyorlar.

 

“Doğru bilgi, AKP’nin işine gelen bilgidir”

 

Peki, krizi önlemek için ne yapıyorlar? Sosyal medya ile ilgili bir kanun teklifi verdiler, milletin ne yaşadığını millet duymasın diye. 40 maddelik bir kanun teklifi. Bunların her maddesi ayrı bir yasak, ayrı bir sansür. Doğru olmayan kamu düzenini ve barışını bozan sözüm ona haber ve bilgi paylaşanlara hapis cezası verilecek. Ben sise söyleyeyim; iç güvenliği deyince AKP’nin iç güvenliğini anlayın. Doğru bilgi demek, AKP’nin işine gelen bilgidir. Kamu düzeni demek, AKP’nin rantçı düzenidir. Kamu düzenini sağlamak için sansür uyguluyorlar, yasak getiriyorlar.

 

“RTÜK, Erdoğan’ın sopası olmuş durumda”

 

Genel Başkanımız geçenlerde canlı yayında bazı bilgiler verdi. Ne oldu o açıklamayı veren televizyonlara. Şimdi RTÜK Bir dosya hazırlıyor, onlara ceza vermek için. RTÜK adeta Erdoğan’ın sopası olmuş durumda. Muhalefeti ve televizyonları terbiye etmek için RTÜK sopası kullanılıyor. Bu yasa açık bir dikta teklifidir ve diktatörlüğün basın kanunudur. Bu Saray’da oturanların da ülkeyi yönetenlerin de diktatörlüğünü ortaya koymaktadır.

Ne yaparlarsa yapsınlar CHP olarak 5’li çeteye verilen ihaleleri, yap-işlet-devret modelleri ile bu ülkeyi soyanları ilan etmeye devam edeceğiz. Yolsuzluklarını, liyakatsizliklerini duyurmaya devam edeceğiz. Bunlar bütün sosyal medyayı trol ordusu gibi yönetmeye çalışıyorlar.

Bakın, Türkiye 2005’te Dünya Basın Özgürlüğü Endeksinde 98. sırada yer alırken, 17 yılın sonunda Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi sıralamasında 2022 yılı itibariyle 180 ülke içinde 149. Ligimiz maalesef Zimbabve ile Lübnan ile, Afrika ülkeleri ile yarışmaya devam ediyor.  

Hiç merak etmeyin ne yaparlarsa yapsınlar bu memleketi, bu milleti onlara temsil etmeyeceğiz. Meclis’te de buna hep beraber direneceğimizi söylemek istiyorum.

 

“Ülkenin ve milletin kurtuluşu seçimde”

 

Sözlerime yine bir rakam paylaşarak son vermek istiyorum. TOBB verilerine göre Nisan’da kapanan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 125,9 arttı. Ocak-Nisan döneminde toplam 5325 şirket 8 bin 271 gerçek ticari işletme kapandı. 2022 yılının ilk 4 ayında 2021 yılının ilk 4 ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 25, kapanan kooperatif sayısı yüzde 95, kapanan gerçek kişi işletme sayısı ise yüzde 6,3 oranında azaldı.  Erdoğan ‘Vicdansızlık yapma, samimi olun’ diyor. Biz de buradan Bartın’dan Erdoğan’a sesleniyoruz: ‘Vicdansızlık yapma, samimi ol. Bu milletin durumunu gör.’ Bu ülkenin kurtuluşu, düzlüğe çıkması, fakir fukaranın kurtuluşu seçimdir. Derhal seçim, sandığı getir Türkiye rahatlasın. Sen de geldiğin gibi git.”

ETİKETLER : bartın CHP Bartın CHP Veli Ağababa
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›