Erdoğan: “Yargı reformu çalışmalarımızı hızlandıracağız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni adli yılda, hem adalet teşkilatını hem de milleti rahatlatacak yargı reformu çalışmalarının hızlandırılacağını söyledi. Geçmişte yaşananlardan çıkarılması gereken en önemli dersin, ‘yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının, hukuka bağlı kalmanın, demokrasimiz ve hukuk devleti açısından hayati öneme sahip olduğu gerçeği’ olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önce darbecilerin, sonra vesayetçilerin ve nihayet FETÖ'nün milletimizin adalet duygusuna vurduğu darbelerin izlerini tamamen silene kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu nedenle haktan, hukuktan asla vazgeçmeyeceğiz. Amaca giden her yolu mubah gören anlayışı reddediyoruz” dedi.
Bu haber 2021-09-03 09:59:10 eklenmiş ve 1160 kez görüntülenmiştir.

 

Yargıtay’ın yeni hizmet binası Yeni Adli Yıl açılış törenine sahne oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra yüksek yargı organlarının başkanları ve temsilcilerinin de tam kadro hazır bulunduğu törene kendisi de avukat olan AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yılmaz Tunç da katıldı. Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 20 yılda adalet teşkilatının çehresini değiştiren fiziksel ve yapısal dönüşümlerin yeni bir örneğine hizmete giren Yargıtay Binası ile şahit olunduğunu söyledi. Söz konusu fiziki değişimin Yargıtay’ın hizmetlerine değer katacağına olan inancını dile getiren Erdoğan, temeli Mart 2018’de atılan ve 191 dönümlük alan üzerinde kurulan binanın, 422 bin metrekareden fazla kapalı alana sahip olduğunu söyledi. Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre; 10 bloktan oluşan Yargıtay binası, Dairelerin, üyelerin, Tetkik Hâkimlerin yanı sıra çalışanların ve ilgili tüm kesimlerin ihtiyaçlarını karşılayacak kapasite donanım ve teknolojiye sahip olarak tasarlandı ve inşa edildi. Sadece Yargıtay'ı değil, Danıştay'ı, Anayasa Mahkemesi'ni de yeni binasına kavuşturduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı, tüm bunlarla aslında Türkiye’nin dünyaya bir mesaj verdiğini savundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özetle şöyle konuştu:

 

 

“Adalet dağıtanın sorumluluğu büyük”

 

Adalet aynı zamanda, toplumun huzur ve barışının, mutluluğunun ve refahının teminatıdır. Herhangi bir haksızlığa 'dur' diyecek, millet adına hakkı sahibine teslim edecek olan da yine adalettir, adaletin temsilcileridir. Dolayısıyla, adalet sistemini geliştirmek için atılan her adım, bizim için değerlidir, kıymetlidir, önemlidir. İşte bunun için kadim kültürde yargı mensubunun hikmet, feraset ve basiret sahibi olması beklenir. Bu açıdan bakıldığında adalet dağıtanların sorumluluğu büyük, yükü fazla, vebali de ağırdır.

 

“15 Temmuz yargı için de dönüm noktası”

 

Hukukun zulme alet edilmesinin gibi kötü bir alışkanlığın son halkasını FETÖ'cü hainler sergiledi. Bu alçak örgütün hâkim-savcı görünümlü mensupları, milletimizin adalet duygusunu en kirli, en rezil şekilde suiistimal etmeye kalktılar. Kumpas davalarıyla, 7 Şubat operasyonuyla, 17-25 Aralık yargı darbesiyle adaleti kendi kirli ve gizli ajanlarının aracı hâline getirmeye çalışanlar karışlarında milleti buldu. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi oyunları denerlerse denesinler başaramadılar. Çünkü zulüm ile abad olunmaz, nitekim onlar da olamadılar. Bu vesileyle 15 Temmuz darbe girişimi sırasında dimdik ayakta duran, ne kendi içlerindeki hainlerin kumpaslarına ne namluların ölüm kokan tehditlerine aldırmadan görevlerini hakkıyla yerine getiren tüm hâkim ve savcılarımıza şükranlarımı sunuyorum. Gerçekten de 15 Temmuz, demokrasi tarihimizde pek çok açıdan olduğu gibi, yargı kültürü bakımından da bir dönüm noktası niteliğindedir. Darbecilere karşı verilen mücadeleyi anıtlaştıran demokrasi ve adalet nöbeti, adliye koridorlarında hemen o gece başlatılan soruşturma ve gözaltılar ile perçinlendi. Hakkın, milletin, devletin ve en başta adaletin yanında saf tutan yargı mensuplarımız, Cumhuriyet tarihimizde ilk defa bir darbe girişimine karşı cesaretle ve kararlılıkla hukuku işletti. Bu onurlu duruş, Türk yargısının önünde tertemiz bir sayfa açmış, geleceğin hâkimlerine ve savcılarına rehberlik edecek büyük bir emsal olmuştur.

 

 

“Darbelerin izlerini silene kadar çalışacağız”

 

Geçmişte yaşananlardan çıkarılması gereken en önemli ders, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının, hukuka bağlı kalmanın, demokrasimiz ve hukuk devleti açısından hayati öneme sahip olduğu gerçeğidir. Önce darbecilerin, sonra vesayetçilerin ve nihayet FETÖ'nün milletimizin adalet duygusuna vurduğu darbelerin izlerini tamamen silene kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu nedenle haktan, hukuktan asla vazgeçmeyeceğiz. Amaca giden her yolu mubah gören anlayışı reddediyoruz. Doğru ve düzgün amaçlarımıza, doğru ve düzgün araçlarla ulaşmaya devam edeceğiz. Adaleti sadece adliye binalarına, duruşma salonlarına tahsisli bir kavram olarak görmeyeceğiz. Adalet hayatın her alanında, toplumun her kesiminde, devletin tüm görevlerinde aranmalı ve titizlikle yerine getirilmelidir.

 

“Yargı kararları eleştirilebilir”

 

Adil davranma yükümlülüğü her kurum ve fert için geçerli. Bununla birlikte, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığı, kararlarının hiçbir koşulda eleştirilmeyeceği anlamına da gelmez. Mahkeme kararları elbette herkes için bağlayıcıdır. Sistemin bu şekilde işlemesi hukuk devletinin en basta gelen şartıdır ancak bir kararın bağlayıcılığı başkadır, eleştirilmesi başkadır. Demokrasilerde, hukukun ve hakkaniyetin sınırları içinde yargı kararları da eleştirilebilir, tartışılabilir, üzerinde farklı görüşler ifade edilebilir. Hayatın ve yapılan işin tabiatı gereği, yargının verdiği kararı beğenen kadar beğenmeyen de çıkabilir. Hatta yargı kararlarına getirilecek ilmi, hukuki, makul, mantıklı, yapıcı eleştiriler, yargıya engel değil, tam tersine yargının gelişmesine destek olur. Bunun için yargının, kamusal tartışmaya katkı sunan her türlü eleştiriye açık olması gerektiğine inanıyorum. Tabii bunu yaparken, hâkimin ve savcının yasaları uygulamakla vazifeli olduğunu asla hatırdan çıkarmamalıyız.

 

 

10 yılda yargıda iş yükü yüzde 38 azaldı

 

Bazen ‘hâkim kararı’ diye eleştirilen husus aslında o kararın dayandığı mevzuatla ilgili. Bu bakımdan, kamuoyu hassasiyetinden devletin diğer ilgili kurumları da payına düşeni almalı, kendi sorumluluk alanındaki adımları süratle atmalıdır. Yürütme olarak bize düşen, yargının performansını artırıcı her türlü kolaylığı sağlamak, yeniliği getirmek, altyapıyı kurmaktır. Hamdolsun bu konuda son dönemde çok önemli ilerlemeler sağladık. Örneğin, bugün bir hâkime düşen yıllık dosya sayısı, adli yargıda 709, idari yargıda 408'dir. Bu rakamlar, son 10 yılda iş yükünde yüzde 38'lik bir düşüş sağlandığına işaret ediyor. Bu oranı daha da aşağılara çekecek alternatifler geliştirmeyi sağlayacağız.

 

“Kazanımları ileri götürmekte kararlıyız”

 

Yine, kişilerin şeref ve itibarını koruyan lekelenmeme hakkına ilişkin düzenlememizi, bildiğiniz gibi 2017 yılında hayata geçirdik. Mesnetsiz iddialara, 'çamur at izi kalsın' ihbarlarına karşı kimsenin şüpheli olarak ifadesi alınmasın, soruşturma dahi açılmasın istedik. Söz konusu düzenlemeden bugüne kadar 400 binin üzerinde vatandaş yararlandı. Bunlar önemli kazanımlardır. İnşallah bu kazanımları daha da ileri götürme konusunda kararlıyız. Yeni adli yılda hem adalet teşkilatımızı hem milletimizi rahatlatacak yargı reformu çalışmalarımızı hızlandıracağız. İnsanlığın adalet arayışının menzilinin kıyamete kadar süreceğinin bilinciyle bu çalışmalarımıza kesintisiz şekilde devam edeceğiz.

Her alanda olduğu gibi adalet alanında da reform irademizi sürekli canlı tuttuk. Adalette reform irademizin son halkaları, 2019'da açıkladığımız Yargı Reformu Stratejisi Belgesi ile geçen mart ayında milletimizle paylaştığımız İnsan Hakları Eylem Planı oldu. Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi Ceza Kanunu seviyesinde yapılan değişiklikle güçlendirdik. Hak, hukuk ve insan hakları gibi kavramları, bugüne kadar hiçbir gündelik ajandaya ya da ucuz politikaya teslim etmedik, etmeyeceğiz. Dünyanın dört bir yanında bu kavramların hangi hukuksuzluklara ambalaj yapıldığını, hangi insanlık dramlarının yaşandığını da hep birlikte izliyoruz. Biz, toplumların ve devletlerin ancak vicdanın ve adaletin hâkimiyetiyle ayakta kalabileceğine tüm samimiyetimizle inanıyoruz. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturuyla hazırladığımız İnsan Hakları Eylem Planı'yla, insan haklarına dayalı bir devlet anlayışının, hem idarenin iş ve işlemlerinde hem de yargı pratiğinde esas olmasını hedefliyoruz. Belgenin uygulama takvimini, her bir faaliyet için belirlediğimiz sürelere uygun şekilde takip ediyoruz.

 

4. Yargı Paketi’nin getirdiklerini anımsattı

 

Adli tatilden hemen önce çıkan Dördüncü Yargı Paketi’mizle kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ceza kanunu seviyesinde yaptığımız değişiklikle güçlendirdik. Yine bu paketle, tutuklamanın istisnailiğini, tedbir olma özelliğini güçlendiren değişiklikler yaparak, Sulh Ceza hakiminin tutuklama kararına karşı yapılan itirazların, Asliye Ceza Mahkemesi hakimi tarafından incelenmesi imkanını getirdik. Adli kontrol tedbirini de süre sınırı ve gözden geçirme şartı ilave ederek yeniden düzenledik. Kişilere yönelik adli çağrı ve bildirimlerin teknolojik araçlar vasıtasıyla yapılması imkânını genişlettik. Yeni düzenlemeyle, sırf ifade almak üzere gece yarısı gözaltına alma, otelde, havalimanında yakalama gibi işlemlere son verdik. İstanbul Havalimanı'nda kurulan adliyenin, bu konuda önemli bir boşluğu doldurduğunu görüyoruz. Yine son yargı paketiyle, vatandaşlarımızın idari makamlara yaptıkları başvurulara, idarenin cevap süresini 60 günden 30 güne indirirken, gerekçeli kararın da en geç 30 gün içinde yazılması hükmünü getirdik. Bütün bu düzenlemeler, adli süreçlerin ve idarenin işleyişi konusunda milletimizin beklentisine uygun çok önemli değişiklikleri ifade ediyor.

 

 

Yeni paketi yolda!

 

Tabi bugüne kadar yaptıklarımızla yetinmiyor, asıl bundan sonra yapılacaklara bakıyoruz. Yeni bir yargı paketi için hemen kolları sıvadık. Arkadaşlarımız en kısa zamanda bu yeni paketi Meclis'in gündemine getirecekler.

 

Cumhur İttifakı’nın anaya hazırlığı şekilleniyor

 

Yeni Anayasa konusundaki süreci de yakından takip ediyoruz. Cumhur İttifakı'ndaki ortağımızla birlikte kendi hazırlığımızı yavaş yavaş şekillendiriyoruz. Gönlümüz arzu eder ki tüm siyasi partiler olarak, Anayasa hazırlığını birlikte gerçekleştirelim. Milletimizin kahir ekseriyeti tarafından benimsenecek, iç tutarlılığı olan, ülkemizin orta ve uzun vadedeki ihtiyaçlarını karşılayacak, makul bir metin ortaya çıkartacağımıza inanıyoruz. Diğer partilerin de Anayasa metinlerini önümüzdeki aylarda açıklamalarını bekliyoruz. Şayet hazırlanan bu taslakları müzakere etme ve ortak bir metin çıkarma imkânı ortaya çıkarsa Türkiye için büyük bir kazanç olacaktır. Ancak geçmişteki tecrübelerimiz ve hâlihazırda sergilenen üslup bize bu konuda çok da ümit vermiyor. Her ne şekilde olursa olsun, önümüzdeki yılın ilk aylarında kendi hazırlığımızı milletimizin takdirine sunmakta kararlıyız. Neticeten, ülkemizde demokrasinin, hukuk devletinin, yasamanın, yürütmenin, yargının daha iyi işlemesini sağlayacak tüm reformların takipçisiyiz.”

ETİKETLER : Bartın Ankara Yargıtay Recep Tayyip Erdoğan yeni adli yıl
Diğer ASAYİŞ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›