Bartın KESK Şubeler Platformu: “TİS mutabakatını kabul etmiyoruz”

Bartın KESK Şubeler Platformu adına açıklama yapan Büro Emekçileri Sendikası (BES) Bartın Şube Başkanı Metin Ergin, “Ortada taraflar arasında bağlayıcılığı olan bir toplu sözleşme metni değil, 3600 ek gösterge ve sözleşmeli personeli durumu başta olmak üzere bilinmez bir tarihe bırakılan bir vaat-temenni metni vardır. İşkolları toplu sözleşmelerinin içeriği ise ‘teknik çalışmalar devam ediyor’ denilerek tamamen belirsiz bırakılmıştır. KESK olarak 20 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik dayatan bu mutabakatı kabul etmiyoruz” dedi.
Bu haber 2021-08-28 11:56:03 eklenmiş ve 735 kez görüntülenmiştir.

 

TOLGA AKINER

Emeklileriyle birlikte yaklaşık olarak 6 milyon memurun önümüzdeki 2 yıl alacağı maaş zamlarının ve diğer özlük haklarının belirlendiği 6. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinden çıkan sonuç KESK’i memnun etmedi. Varılan mutabakatın getirdiği kazanımları eleştiren Bartın KESK Şubeler Platformu üyeleri yaptıkları eylem ve açıklama ile hem kamu işvereni olan hükümeti hem de aileleri ile birlikte 20 milyonluk bir kitleyi temsilen yetkili konfederasyonu eleştirdiler. Bartın KESK Şubeler Platformu adına açıklama yapan Büro Emekçileri Sendikası (BES) Bartın Şube Başkanı Metin Ergin, “Ortada taraflar arasında bağlayıcılığı olan bir toplu sözleşme metni değil, 3600 ek gösterge ve sözleşmeli personeli durumu başta olmak üzere bilinmez bir tarihe bırakılan bir vaat-temenni metni vardır. İşkolları toplu sözleşmelerinin içeriği ise ‘teknik çalışmalar devam ediyor’ denilerek tamamen belirsiz bırakılmıştır. KESK olarak 20 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik dayatan bu mutabakatı kabul etmiyoruz” dedi. Ergin, tüm kamu emekçilerini 1 günlük hizmet üretmeme eylemine destek vermeye çağırdı.

KESK Şubeler Platformu, Türkiye’nin değişik illerinde olduğu gibi Bartın’da da eylem düzenleyerek milyonlarca memur ve emeklisinin beklentilerinin çok gerisinde kalan sonuçlar doğurduğunu öne sürdükleri 6. Dönem Toplu Sözleşme Süreci’nden çıkan tabloyu eleştirdi. Bartın’daki protestonun adresi Hükümet Caddesi’ndeki eski Belediyle binasının önü oldu. Çok sayıda KESK üyesinin ellerindeki pankart ve dövizlerle katıldığı protesto gösterisinde Bartın KESK Şubeler Platformu adına açıklamayı BES Şube Başkanı Metin Ergin yaptı.

 

“Ölümü gösterip sıtmaya razı etme mutabakatı”

 

5,5 milyon kamu emekçisini ve emeklisine aile bireylerini de kattığımızda 20 milyonluk geniş bir kitlenin geleceğini doğrudan ilgilendiren "toplu sözleşme" görüşmelerinin ‘mutabakat’la sonuçlandığı anımsatan Ergin, “Hemen baştan ifade edelim ki, günlerdir bizden adeta kaçırılan, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin ürünü mutabakatın adı ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme mutabakatı’dır” dedi.

 

 

“11 gün tek bir cümle dahi etmediler”

 

Yıllardır birikmiş hiçbir temel sorunumuzu çözmeyen, bir iki puanlık maaş artışları ve sonraki yıllara ertelenen vaatlerle cilalanan bir teklifin mutabakatla sonuçlanmasının çok güçlü bir ihtimal olduğunu ifade etmiştik. Ne yazık ki bugün ortaya çıkan tablo tam da budur. Hükümet 12 Ağuştos’ta yaptığı kamu emekçileri ve emeklikleri tarafından tepki ile karşılanan ilk teklifini yenilemek için 11 gün boyunca hiçbir adım atmamıştır. Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinde yer alan bir konfederasyon olarak, KESK olarak tam 11 gün boyunca, her gün, yeni bir teklifi yapılıp yapılmayacağını, yapılacaksa 4688 sayılı yasaya göre bizim de katılmamız gereken toplantının ne zaman gerçekleştirileceği konularında defalarca girişimde bulunduk. Ancak defalarca görüştüğümüz Çalışma Bakanlığından hep aynı cevabı, ‘Henüz net değil’ cevabını aldık. Yani ne Çalışma Bakanlığı yetkilileri ne de masada ‘yetkili’ sıfatı ile oturan konfederasyon ve sendikalar kapalı kapılar ardında yürütülen müzakerelerin içeriği hakkında 11 gün boyunca tek bir cümle dahi etmemiştir.

“Oldu bitti durumu ile karşı karşıya bırakıldık”

 

Kısacası 5,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisi bir ‘oldubitti’ durumu ile karşı karşıya bırakılmıştır. Bu durum bile tek başına 5,5 milyon kamu emekçisine ve emekliye verilen değeri ortaya koymaktadır. 23 Ağustos’ta açıklanan mutabakat ise kamu emekçilerine, emeklilere verilen değeri gösteren bir belgedir.

 

“5.5 milyon emekçinin en az 2 yılı çalındı”

 

Varılan mutabakata göre; hükümetin 12 Ağustos’ta yaptığı ilk teklifin 2022 yılı için sadece 1 puan, 2023 için ise 2 puan, yani toplamda 3 puan artırıldığı mutabakat büyük kazanım, bir başarı gibi sunulmaktadır. Oysa bir toplu sözleşmenin başarılı ya da iyi bir toplu sözleşme olarak gösterilmesinin kriterleri açıktır. Bir toplu sözleşmede başarının temel kriteri ne talep ettiğiniz, ne aldığınız arasındaki makasın ağzı ile ölçülür. Buna göre masaya ‘yetkili’ sıfatı ile oturanlar ve bu dönem ortak hareket ettikleri konfederasyon 2022 için yüzde 21 maaş artışı, artı yüzde 3 refah payı, artı 600 TL önceki dönem kaybı talep etmiştir. Yani 2022 yılı için yüzde 39 maaş artışı talep etmiştir. Buna karşın 2022 yılı için 6’şar aylık dilimler halinde yüzde 5+7 maaş artışına imza atmıştır. Yine 2023 için yüzde 17 maaş artışı, artı yüzde 3 refah payı teklifine karşılık 6’şar aylık dilimler halinde yüzde 8+6 oranına imza atılmıştır. Kısacası iki yıl için toplamda yüzde 67,2 maaş artışı teklif eden ‘yetkili’ konfederasyon iki yıl için toplamda yüzde 26 oranına imza atmıştır. Teklif ve varılan mutabakat arasında iki yıl için toplamda 41 puan fark vardır. Bunun anlamı 5,5 milyon kamu emekçisinin ve emeklinin en az bir yılının çalınmasıdır. Buna rağmen sanki büyük bir lütufmuş gibi, 6’şar aylık dönemlerde enflasyon farkının oluşması durumunda söz konusu farkın maaşlara yansıtılacağı ifade edilmiştir.

 

 

Toplu sözleşme ikramiyesini her memur alamıyor

 

Öte yandan refah payı talebi yine görmezden gelinmiştir. Bunun yerine hali hazırda sadece sendika üyesi kamu emekçilerinin yararlandığı 3 ayda 400 TL tutarındaki toplu sözleşme ikramiyesi 235 TL artırılarak 3 ayda 400 TL’ye çıkarılmıştır. Söz konusu artıştan sendika üyesi olmayan ve 4688 sayılı yasaya göre sendika üyesi olması yasaklanmış bulunan toplamda en az 1 milyon 800 bin kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emekçisi emeklisi yararlanamayacaktır. Dolayısıyla toplu sözleşme ikramiyesinde artışın refah payı talebi ile kıyaslanması veya ‘refah payı vermiyoruz ama toplu sözleşme ikramiyesini artırdık’ denmesinin bir karşılığı yoktur.

 

Zamana yayılan köşeli vaatler…

 

Ayrıca mutabakatın sunumunda 3 yıl önce bizzat Cumhurbaşkanı tarafından verilen 3600 ek gösterge sözü hakkında ‘toplu sözleşme dönemi içinde yapacağımız çalışmaları Meclise yasa haline getirilmek üzere göndereceğiz’ denilmiştir. Yıllardır kadro bekleyen, bugün sayıları 500 bini aşan sözleşmeli personel konusu ise ‘3+1 sistemi üzerinde çalışacağız’ gibi net olmayan, köşeli vaatlerle geçiştirilmiştir. Kısacası 3600 ek gösterge ve sözleşmeli personel konularında yine suya yazı yazılmıştır. Milyonların beklentisi önümüzdeki dönemin seçimlerinin yatırımı olarak çıkmaz ayın son çarşambasına ertelenmiştir. Durum ortada olmasına rağmen ‘çalışanlarımızı enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz’ nutukları atılmıştır. Türkiye pandemi döneminde dünyada vatandaşlarına en az doğrudan yardım eden ülkelerin başında gelmesine rağmen, sefalet oranındaki artışlara gerekçe olarak pandemi harcamaları gösterilmesi de manidardır.

 

“Bu mutabakatın neresi bayarılı?”

 

Tüm bunlardan sonra soruyoruz, bu mudur başarı? Bu ülkede çarşıda, pazarda, mutfakta yaşanan gerçek enflasyon yüzde 45’i aşmıştır. İğneden ipliğe her şeye zam yağmurunun devam ettiği, üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki makasın tam 26 puan açıldığı dolayısıyla hayat pahalılığının önümüzdeki dönemde bırakalım düşmeyi daha da artacağının açık olduğu koşullara rağmen hiç kimsenin inanmadığı hedeflenen enflasyon rakamlarını temel alan bu mutabakatın neresi başarılı?

 

 

Yine yok

 

Bu mutabakatta; kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi yine yok. Emekli olduğumuzda maaşlarımızın yarı yarıya düşmesine yol açan ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması başlığı yine yok. Farklı adlar altında güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi yine yok. “4/C'li 4/B'liler" olarak bilinen kamu emekçilerinin ek ödeme, emeklilik gibi temel sorunlarının çözümü yine yok. Sayıları yüz bini aşan Yardımcı Hizmetler Sınıfının yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi yine yok. Torpilin, kayırmanın kapsını sonuna kadar açan mülakat sitemine son verilmesi yine yok. OH AL KHK'leri ile sorgusuz-sualsiz işinden ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin görevine iadesi yine yok. Kadın kamu emekçilerine yönelik ayrımcılığın önüne geçilmesi için kadın taleplerinin kadın emekçiler tarafından görüşülmesi ve mutabakat metninde ayrı bir başlı altında yer alması yine yok. Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi yine yok.

 

“Bu mutabakatı kabul etmiyoruz”

 

Mutabakatta saymakla bitiremeyeceğimiz daha pek çok temel sorunumuza ilişkin tek bir cümle bile edilmemiştir. Sonuç olarak ortada taraflar arasında bağlayıcılığı olan bir toplu sözleşme metni değil, 3600 ek gösterge ve sözleşmeli personeli durumu başta olmak üzere bilinmez bir tarihe bırakılan bir vaat-temenni metni vardır. İşkolları toplu sözleşmelerinin içeriği ise ‘teknik çalışmalar devam ediyor’ denilerek tamamen belirsiz bırakılmıştır. KESK olarak 20 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik dayatan bu mutabakatı Kabul etmiyoruz!

 

“Yetkili konfederasyon uyarılarımızı yok saydı”

 

Yıllardır yaşanan kayıplar, biriken sorunlar bu yıl konfederasyonların tekliflerine daha fazla yansımıştır. Bu yıl konfederasyonların maaş artış talepleri başta olmak üzere pek çok talebi ilk defa bu kadar bir birine yakınlaşmıştır. Ancak bugün altına imza atılan mutabakat taleplerde ortaklaşmadan daha önemli olanın bu talepler için mücadelede ortaklaşmak olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. KESK olarak bu yönde yaptığımız çağrılar, kamu emekçilerinin ve emeklilerini daha da mağdur edecek yeni bir ‘satış’ sözleşmesine onay verilmemesi yönündeki uyarılarımız ‘yetkili’ konfederasyon tarafından yok sayılmıştır.

Biz her şeye rağmen sendika-konfederasyon olmanın gereğini yerine getirmeye devam edeceğiz. Hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmekle görevli olduğumuz 5,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisinin sesi olmayı sürdüreceğiz.

Bu görev ve sorumluluğun bir adımı olarak tüm kamu emekçilerini kendilerine dayatılan sefalet-yoksulluk ve güvencesizlik mutabakatına karşı tepkilerini göstermek üzere üretimden gelen gücümüzü kullanmaya, bugün bir günlük hizmet üretmeme eylemine destek vermeye çağırıyoruz. Bizleri yıllardır siyasi iktidarın ve yine bu iktidarın Hakem Kurulunun iki dudağı arasından çıkacak kararlara mahkum eden mevcut sisteme karşı grev hakkı ile tamamlanmış gerçek toplu sözleşme sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

 

ETİKETLER : Bartın KESK BES Metin Ergin 6. Dönem Toplu Sözleşme memur maaş zammı protesto
Diğer GÜNCEL haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›