“Denizlerimiz, ırmaklarımız ve ormanlarımız ‘imdat’ diyor!

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, “Marmara müsilaj tehdidi altında can çekişiyor. Bartın Irmağı yine kırmızı rengiyle, köpükleriyle herkesi korkutuyor. Kıpkırmızı akan ırmak Ulus ve Arıt’tan gelen kolların birleştiği yerde manzara korkunç. Bu su Karadeniz’e ulaşıyor. Balıklar ve tüm deniz canlıların zehirliyor” diyerek Türkiye'nin çevre ile ilgili halinin içler acısı olduğunu söyledi.
Bu haber 2021-06-07 09:32:31 eklenmiş ve 963 kez görüntülenmiştir.

 

Dünya Çevre günü dolayısıyla yaptığı açıklamada denizlerimizin, ırmaklarımızın ve ormanlarımızın ‘İmdat’ çığlıkları attığına dikkat çeken CHP Bartın Milletvekili, Parti Meclisi ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Av. Aysu Bankoğlu, “Türkiye’nin hâli içler acısıdır. Tam da bu günlere denk gelen dünyanın eşsiz iç denizi Marmara müsilaj tehdidi altında can çekişiyor. Bartın Irmağı yine kırmızı rengiyle, köpükleriyle herkesi korkutuyor. Kıpkırmızı akan ırmak Ulus ve Arıt’tan gelen kolların birleştiği yerde manzara korkunç. Bu su Karadeniz’e ulaşıyor. Balıklar ve tüm deniz canlıların zehirliyor” dedi.

Bankoğlu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı ve Türkiye’nin çevre sorunlarına dikkat çekti. Birleşmiş Milletler’e (BM) üye ülkeler tarafından 49 yıl önce kabul edilmiş olan Dünya Çevre Günü’nün amacının; çevre sorunlarına dikkat çekerken insanların çevreye ilişkin hassasiyetlerini artırmak, gerekli önlemlerin alınması konusunda bir bilinç oluşturmak olduğunu anımsatan Bankoğlu, şunları dile getirdi:

 

“Bartın Irmağı’nın görüntüsü herkesi korkutuyor”

 

“133 ülkenin kabul ettiği ve BM Çevre Konferansı’nda çevreye ilişkin farkındalığı artırmanın hedeflendiği bu günde, Türkiye’nin hâli içler acısıdır. Tam da bu günlere denk gelen dünyanın eşsiz iç denizi Marmara müsilaj tehdidi altında can çekişiyor. Bartın Irmağı yine kırmızı rengiyle, köpükleriyle herkesi korkutuyor. Kıpkırmızı akan ırmak Ulus ve Arıt’tan gelen kolların birleştiği yerde manzara korkunç. Bu su Karadeniz’e ulaşıyor. Balıklar ve tüm deniz canlıların zehirliyor. Sadece tarımı değil balıkçılığı da öldüren gelişmeler var. Dünyada eşi benzeri olmayan Salda Gölü’ne Millet Bahçesi katliamı yapılmaya başlamasıyla gölün rengi ve içeriği bozuldu. Çevre duyarlılığı olan sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar isyan etti.”

 

“Beton sevdası saldırısı altındayız”

 

Geride bıraktığımız hafta içinde TBMM Genel Kurulu’nda Marmara Denizi’ndeki ekolojik yıkıma ve deniz salyası da denilen müsilaj istilasına ilişkin yaptığı konuşmayı da hatırlatan Milletvekili Bankoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye sadece pandemi etkisi altında değil AKP’nin planlamadan, hesap kitaptan, gelecek kaygısından uzak beton sevdasının ağır saldırısı altındadır. Ülkemizin her köşesinde bina, yol, otel, ölümcül santraller, ormanları madenlere kurban verme, gereksiz havaalanları inşaatlarıyla yaptığı katliamlar yetmezmiş gibi Kanal İstanbul hesaplarıyla kör olmuş vaziyetteler. Kanal İstanbul garabeti Hopa’daki yurttaşlardan Bulgaristan sınırımızdaki ilçemiz Koçaz’a kadar ve ne yazık ki Çanakkale Boğazı’ndan Ege’ye bir felakete yol açacak. Bakın Türkiye’deki belki en uzun soluklu direnişi Amasra’da biz veriyoruz. 15 yıldır termik santrale karşı mücadele ederek tarihe geçtik. 43 bin dilekçemiz, 2019 davacımız, sayısız protestomuz var. Hem hukuki hem de sahadaki mücadelemizden yılmadık. Bir an vazgeçmiş olsaydık şu anda hâlimiz nice olurdu. Her şeyden önce Anayasa’da belirtilen sağlıklı çevrede yaşama hakkımızı savunuyoruz. Denizimizin, ağacımızın, kuşumuzun geleceği bizim ellerimizde. Turizmimiz, tarım ve hayvancılığımız, balıkçılığımızın kaderi buna bağlı. Açılacak olan limanın ithal kömür getirmek için değil de milletimiz için hayırlı işlere kullanılacağını ümit ediyorum.

 

“Kanal İstanbul Türkiye’nin beka meselesi”

 

Halkına kör, geleceğine umursamaz, doğaya bu kadar düşman bir yönetimle mücadele verirken aslında küresel ısınmanın Türkiye coğrafyasına verdiği korkunç tahribatı konuşuyor, bu konu üzerinde çalışıyor olmalıydık. Her zaman söylediğim şeyi yinelemek istiyorum; doğada hiçbir canlının insana ihtiyacı yoktur ama bizim yaşamımız doğanın her parçasına muhtaçtır. Bu bilince bir an önce kavuşmazsak, Kanal İstanbul ısrarının Türkiye’nin asıl beka meselesinin dibine dinamit koymak olduğunu anlamazsak değil çocuklarımız, bizler bile gün yüzü göremeyeceğiz.

 

“Bize düşen bundan sonrasına ‘dur’ demek”

 

Dünyanın yüzde 70’i suyla kaplı, kullanılabilir su kaynakları binde 3. İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerimize yapılan gökdelenler, plansız konutlar ve tüm şehirlerde doğaya saygısızca genişleyen inşaat alanları mevcut. Pandemi sürecinde doğal ortamından edilmiş pek çok hayvan kentlere indi. İnsan seven doğaya düşman olamaz. Hayvanı, ağacı, çiçeği bir eşya, madde gibi göremez. İşi gücü tribünlere oynamak olan, her şeyi lafta kalan, gökyüzümüze, denizlerimize, ormanlarımıza, göllerimize ‘rant’ olarak bakan zihniyeti sanıyorum 7’den 70’e herkes çok acı tecrübelerle anladı. Bize düşen bundan sonrasına dur demektir. Unutmayalım ki toprağı yerine koyamaz, ölüyü diriltemeyiz. İnsanca yaşamak istiyorsak önce doğaya kulak vereceğiz. Partimiz tüm gücüyle bu katliamların karşısında olmaya devam edecektir.”

ETİKETLER : Bartın Dünya Çevre Günü CHP Aysu Bankoğlu
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›