Gazeteci Yavuzaslan, “Yüzyüze”nin konuğu oldu

“Herkesin bir hikayesi vardır” diyerek yola çıkan Bartın Halk Gazetesi muhabiri Erdem Tabakoğlu’nun hazırlayıp sunduğu “Yüzyüze” programına katılan gazeteci Güngör Yavuzaslan, gazetecilik sevrüvenini anlatırken mesleğin içinde bulunduğu durumu ve geleceğini kendi perspektifinden değerlendirdi.
Bu haber 2021-02-20 17:55:43 eklenmiş ve 1063 kez görüntülenmiştir.

 

EREN SARIKAYA

Eybey Medya kuruluşu Bartın Dijital TV’de yayınlanan “Yüzyüze” programında Erdem Tabakoğlu’nun Yavuzarslan’a yönelttiği sorular ve aldığı yanıtlar şöyle:

 

İlk gazeteciliğe başladığınız da hayaliniz neydi?

“Gazetecilikle Bartın’daki medyayı ve televizyonu tanımaya başladım.  Bu işin iş dinamiklerini ve işleyişini öğrendim.  En büyük kazanımlarımdan biri Çetin Asma. Bu işte asıl hızlanma dönemim 2007 yılıydı o zamana kadar sadece köşe yazarlığı yapıyordum. Sonrasında Gazeteciler Derneği Başkanı oldum. Bartın da protokol ziyaretleri gerçekleştirdik.  O zaman ilk defa yoğun ziyaretler yapıldı. Gazeteciler bakan geldiğinde bir basın açıklaması olduğunda fotoğraf çeken kayıt alan kişiydi. Köksal Toptan ilk Meclis Başkanı seçildiğinde bir kahvaltı verilmişti ütün gazeteciler nerdeyse oradaydı. Köksal Toptan’ın ‘Siz bu hale gelebildiniz mi?’ lafını hiç unutmam.  Bartın basınının güçlü olduğunu gördü.”

 

Sadece gazetecilikle ev geçindirilebilir mi?

“Gazetecilik öyle bir meslek ki onunla birlikte başka iş yapılmıyor.  Mesleğini yapan gazeteci asgari ücret alıyor ve evliyse geçinemez. İster istemez ikinci bir işe başvuruyorlar. Anadolu’da yaşayan arkadaşlarımız keşke en az 5 bin lira maaş alsa ama maalesef o standartları yakalayamadık.”

 

Size karşı yapılan eleştiriler hakkında ne söylemek istersiniz?

“Babamın kereste atölyesi vardı o vefat ettikten sonra kardeşlerimle biz devraldık. Bana keresteci gazetecilikten ne anlar diyenler oldu. Bana işin aslını hiç soran olmadı zamanında bu beni biraz üzdü tabi. 2005-2007 yılları arasında Bartın’daki olaylarda telefon dinlemelerine ‘Gazeteci’ olarak takıldım. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yargılandı ve cezaevine girdi. İnsanlar hayatın sosyal akışında böyle şeylerle karşılaşıyor.  O zamanlarda gazetecilik mesleğini tam kavrayamamıştık. Ben örgüt üyeliğinden falan yargılanmadım sadece para cezası aldım.  Kısıtlamam olmadı. Dernek başkanlığından temiz kâğıdı bile almıştım. Beni eleştirirken bunları ısıtıp ısıtıp önüme getiriyorlar. Benle birlikte başka gazeteciler vardı ama sadece beni konuşuyorlar.”

 

 

Seviye atlamış bir Güngör Yavuzaslan var bugün karşımızda. Özellikle ulusal kanallarda yer alıyorsunuz, bunun sebebi nedir?

“Bu süreç ‘Kerkük Gazetesi’ ile başladı. 2009 yılının şubat ayında Ortadoğu’ya Türkmenlere nasıl gazetecilik yapabiliriz onu düşünüyorduk. Irak o zaman gündemdeydi. O zamanlar Irak Türkmenleri’ne destek için çalışıyordum. Kerkük’ün Sesi diye bir gazete çıkarmak istedik. 1 sayı olacaktı bülten gibi. Savcılık ‘sürekli olabilir, olacaksa tek sayı çıkartamazsınız’ dedi. Gazeteyi sürekli yayın olarak çıkarttık. Sonra gazete çıktıktan sonra Türkmenlere nasıl ulaştıracağız diye düşündük. Elçilik, siyaset, dernekler gibi ulaşabilecek neresi varsa Irak Türkmenleri ile ilgili 50’ye yakın posta hazırladık. 1 hafta sonra bizim telefonlar durmadı. Irak Türkmen Cephesi Medya Ofisinden, Dışişleri Bakanlığı Irak masası, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun özel kalemi aramıştı bizimle görüşmek istemişti. O zaman bu geri dönüşler bizi cesaretlendirdi. Beni Kerkük Vakfı, Irak Türkmen Basın Danıştay’ına çağırdılar. Her yerden gelen gazeteciler vardı. Orada birçok insanla tanışıyor ve kaynaşıyorsun. Ondan sonra Kerkük’te bir şey olduğunda beni aramaya başladılar. Sonrasında canlı yayına çıkma şansım oldu ulusal medyada en önemlisi ise benim Irak’a gitmem oldu. Irak Arapça konuşulan bir ülke, gidiyorsun oraya Kozcağızlıların şivesiyle konuşan insanlarla karşılaşıyorsun.  Türkmenler “Geliyela, gidiyala” diye konuşuyor. Ben oradayken patlamalar oldu NTV’den aradılar canlı bağlantı yapmamı istediler döndükten sonra programlara çıktım ardından akşam programlarına da çıkmaya başladım röportajlar falan derken devam etti.

2011 yılında Suriye’de olaylar patlak vermeye başladı. Bu sefer Suriye Türkmenleri ile ilgili alana gittik. Bir savaş jeopolitiğine gittiğinde oradaki yıkılmış evleri, parçalanmış aileleri gördüğünüzde psikolojiniz bunları kaldırmıyor. Oradaki insanlar bizim kötümüze muhtaçlar. Artık haber kanalları davet etmeye başladı. Sıcak gündemi takip ediyorduk. Her zaman haberleri Türkiye’ye ulaştırıyoruz Türkiye de okunuyor. Ortadoğu’daki insanları da gelişmelerden haberdar etmek istiyorduk.”

 

Birisi bana “Güngör Yavuzaslan Bartın’da çok önemsenmiyor ama Ankara’ya gittiğimizde çok önemsendiğini gördük” dedi. Sence bu doğru mu?

“Güngör Yavuzaslan değil de benim yaptığım bu işi yapan az arkadaş var.  Diğer arkadaşlar bir kuruma bağlı gidiyor onların haber müdürü şu röportajı yapacaksın burada duracaksın diyor ben daha özgür çalışıyorum. Benim daha çok hedefim var belirlediğim kriterler oluyor. 2017 yılında yapılan Barzani Referandumu vardı gittim Kerkük’e referandum bitene kadar dönmedim. Kerkük’te ki Türkmenlerin, Arapların ve Kürtlerin anlattıklarını yayınlarda anlattım. Bu Ankara’dan fark ediliyor. Bartın gazetesi 90 yıllık bir gazete ve benim yaptığım haberlerle dikkat çektiği için genel medya içinden beni farklı gördüler. Ben meslekteki arkadaşlara da hep söylüyorum. Bir alanda uzmanlaşsınlar. Her şeyi yapan gazetecilerde var ama genel ihtiyaç bölgesel çalışan gazeteciler. Türkiye’de Kudüs ve Filistin üzerinde çalışacak gazeteci çok az bu alanda ihtiyaç var. Yeni nesil gazeteci sosyal medya ve dijital platformda daha çok öne çıkıyor. Gazetecilik mesleği çok dinamik ve bir şeyi sonuçlandırmak zorundasın.”

 

Sizce Bartın’da bu dönemde gazetecilik ne durumda?

“Bartın Gazetesi’nde oturmuş bir geleneksel bir gazetecilik var. Bunun yanında yeni bir medya geldi, sosyal medya ve dijital yayıncılık. Türkiye’de yayıncılık bu alana kayıyor. Sosyal medya yayıncılığına uyum sağlayan arkadaşlarımız ayakta kalacak. Arkadaşlarımızın yarısı buna uyum sağlarken yarısı eski de kaldı. Eskiden kalanların kalıcı olacağını düşünmüyorum. İnsanlar telefonlarından haberleri okuyorlar akşam haberlerine kadar doymuş oluyorlar. İnsanlar sokak röportajı mı istiyor, yaşam öyküleri mi istiyor böyle farklı yayın yaparak insanları kendimize izletmemiz lazım.  Bartın insanı, Bartın gazetelerine destek oluyor. Kurumsal kimlik çok önemli bu düzeni oturtmaları gerekiyor. Bartın da insanlar çok yayın olduğunu düşünüyorlar. Bir gazeteyi okuduğumuzda hepsini okumuş gibi oluyoruz diyorlar. Daha fazla özel haber yapılmalı. Rekabeti ise kişiselleştirmememiz gerekiyor.”

 

Bartın bir adım daha ileri gitmesi için senin gözünden eksikleri neler?

“Bartın’ın stratejik planı yok. Bartın büyüyecek diyoruz. Ama nasıl büyüyecek. İnşaatla kentler büyümüyor. Bütün siyasi kesimlerin valiliklerin içinde olduğu bir sinerji yaratılması gerekiyor. Konumu gereği Bartın kendi kendine büyüyor. Bartın’da ki gençleri burada doğanları doyurması gerekiyor. Burada yaşamak için bir neden vermesi gerekiyor. Filyos vadi projesi ile bir dinamizm gelecek. Bartın da yaşam alanı oluşturacak. Evleri burada olacak çocukları burada okuyacak belki ama bunun için hazırlık görmüyorum. Kent hissetmiyor. Söylemle eylem farklı şeyler. Ben 5 ile 10 yıl arasında Bartın’ı bir cazibe merkezi olarak görüyorum bu notu da buraya ekliyorum.” 

ETİKETLER : Bartın Bartın Dijital TV Erdem Tabakoğlu Güngör Yavuzaslan Yüzyüze
Diğer YAŞAM haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›