Bartın’ın sorunları masaya yatırıldı

EYBEY Medya Yayımcılık ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde faaliyet gösteren Bartın Dijital TV’de, EYBEY’in sahibi gazeteci Mustafa Ahmet Oktay tarafından hazırlanıp sunulan “Ahmet Oktay ile Enine Boyuna” adlı programa konuk olan Bartın Star adlı internet sitesinin sahibi gazeteci Turhan Öztürk, gazeteci Rasih Karakaş ve Bartın Halk Gazetesi köşe yazarlarından Yaşar Cengiz Alpan, Ahmet Oktay ile Bartın’ın sorunları ve gündeme dair konularda fikir alışverişinde bulunurken izleyicilerden gelen soruları da yanıtladılar.
Bu haber 2021-01-21 20:19:05 eklenmiş ve 1142 kez görüntülenmiştir.

 

TOLGA AKINER

Oktay’ın gazeteci konuklarının değindiği hususlar ve kendilerine yöneltilen sorular ile bunlara verdikleri yanıtlardan öne çıkanlar özetle şöyle:

 

Öztürk: “Bartın’ın sıkıntılı olmayan belediyesi yok”

 

Gazeteci Turhan Öztürk, “Yerel yönetimler Bartın’ı nereye taşımalıydı? İl olduktan sonra arzu ettiğimiz yere gelebildik mi?” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Her şeyin bir matematiği var. Harcayacağın para belli... Yapacağın yatırım belli… İktidar gücü ile beraber yatırımlara fon bulmak önemli. İktidar gücünüz yoksa da belediyecilik hizmetlerini yapıyorsunuz, insan ilişkileriniz kuvvetliyse seçimi de kazanıyorsunuz. Bu dönemde Ulus’ta birkaç hizmet oldu. Çünkü iktidar belediyesi… İktidar partisinin desteğini arkasında hissettiğini gördük. Ama aslında Bartın’ın sıkıntılı olmayan belediyesi yok.  Kumluca Belediyesinin bütçesi belli, Amasra Belediyesinin yıllardır maaş ödemekte sıkıntı çektiğini biliyoruz. Bartın belediyesinin yatırım programı belli bunun dışında bir şey beklemek zor oluyor. Belediye, Valilik veya Özel İdare gibi kuruluşlarda en önemli şey bürokrasiyi çabuk aşabilmek... Bürokrasiyi hızlı işleten kurumlar başarılı oluyor. 7-8 yıl bir projeyi beklersen bir şey yapamıyorsun.”

 

Karakaş, elektrik direklerinden yakındı

 

Gazeteci Rasih Karakaş ise Rahis Karakaş ise Bartın’da bölge bölge tespit ettiği en önemli sıkıntıların başında elektrik direklerinin geldiğini savundu. Halen kentin çok büyük bir bölümünde yer üstünde olan elektrik tellerinin bulunduğu direkleri ‘tehlike’ olarak nitelendiren Karakaş, konuyu çok sık dile getirmesine karşın kimsenin bu sorunu üstüne alınmamasından yakındı. Bu konunun Belediye’nin sorumluluk alanında olmamasına karşın Belediye’nin bunların yer altına alınması konusunda ön ayak olabileceğini ifade eden Karakaş, “Bartın basını da, ilimizdeki kamu kurum ve kuruluşları da bunu adeta sallamıyor. Eskiden iki satır bir şey yazılsa ararlardı hemen. Elektrik direklerini o kadar çok yazdım ki ben suçlu çıkacağım neredeyse” sözleriyle soruna ilişkin çuvaldızı herkese batırarak sorumluluk çağrısını yineledi.

 

“Teleferik gereksiz”

 

Karakaş’ın değindiği konulardan biri de önümüzdeki dönemlerde hayata geçirileceği belirtilen teleferik ile ilgili oldu. Teleferik’in Bartın’ın önceliği olmadığını, bu yapılana kadar pek çok farklı hizmetin kente kazandırılabileceğini ifade eden Karakaş, “Son dönem için Bartın Belediyesini eleştirecek bir şey de bulamıyorum. Daha önce çok eleştirdim” derken, dikkatini çeken en önemli hususlardan birinin bir türlü önüne geçilemeyen kent merkezindeki esnafın kaldırım işgalleri olduğunu söyledi. Karakaş, kentimizin kronik sorunu olan trafiğin ise coğrafi imkansızlık nedeniyle bir türlü rahatlatılamadığını belirtirken, yine de bazı lokasyonlardaki sorunlara pratik çözümler üretilebilecekken yapılan tüm çağrı ve uyarıların karşılıksız kalmasından yakındı.

 

 

Alpan: “Ortak paydamız Bartın ama…”

 

Bartın Halk Gazetesi köşe yazarı Alan ise ilimizdeki en büyük sorunun Bartınlıların Bartın’ı ortak payda olarak görmemesi olduğunu savundu. “AK Partilisi de Bartınlı CHP’lisi de Bartınlı. Zengini de fakiri de Bartınlı. Bizim bütün çıkarlarımız ortak. Bartın’a yapılacak her şey bize yapılacak” diyen Alpan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İktidarda olan seçilen partilerin ortak paydada uzlaşma yeteneğini kazanmaları gerekiyor. Yıllardır konuşulan bir konu vardı; Bartın Üniversitesi’nin, ekonomiye katkı sağlayacağı Bartın’ı kalkındıracağı konuşuluyordu. Bartın Üniversitesi’nin öğrenci sayısı 15 bin. Bunun 5 bini Bartınlı, geriye kalan 10 bin kişiden sadece 4 bini kayıt yaptırıyor. 6 bin kişi gelmek istemiyor veya okulunu donduruyor. Burada sorulması gereken şey şu; ‘Neden gelmek istemiyorlar?’ Öğrenci Bartın’da bir bölüm kazandıktan sonra ‘Ben niye burada okuyayım Biraz daha çalışıp başka bir üniversiteye giderim’ diyor.  Bu soruları soracak kimse yok mu? Dernekler var, Ticaret Odası var bir çok kuruluş var. Bartınlılar kendi sorununu bilmiyor ama buna çözüm üretemiyor.”

 

Bartın Şehir Hastanesi sonunu

 

Programda gündeme gelen ve sorun olarak nitelendirilen konulardan biri de inşaatı planlamanın dışına çıkan Bartın şehir Hastanesi oldu. Turhan Öztürk, Bartın’ın en büyük ihtiyacı olarak nitelendirdiği yeni hastanenin inşaatının bürokrasinin yavaş ilerlemesinden dolayı geciktiğini savunurken, Rasih Karakaş, hastane konusunda herkesin şikayetçi olduğunu söyledi. Karakaş, Bartın Devlet Hastanesi’nde kardiyoloji ve anjiyo ünitesi olmadığını anımsatırken yapımı süren hastanede de bunların olmayacağı yönünde bilgiler olduğunu bunun büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. Karakaş, Bartın’da eksikliği hissedilen bu ünitelerin bir an önce kurulması gerektiğine dikkat çekti.

 

Bartın’ın da Kent Konseyi olmalı

 

Bartın’ın eksikliklerinden birinin de Kent Konseyi olduğunu savunan Karakaş, bunun nedeninin araştırılması ve ilimize büyük hizmetler verebilecek Kent Konseyi’nin bir an önce oluşturularak sorunların çözümünde insiyatif sahibi olması gerektiğini ifade etti. Cengiz Alpan, kent konseylerinin siyasallaştığı zaman etkinliğini kaybettiğini dile getirirken, Ahmet Oktay ise Bartın’da Kent Konseyi değil Bartın Platformu’nun olduğunu anımsatırken şu görüşleri dile getirdi:

“Bartın Platformunun kuruluş amacı, termik ve umumi santraller. Bartın Platformu kireçlerle alakalı ÇET toplantısına katılmış. Demek ki istediklerinde olabiliyorlar. Gerektiğinde ırmağımızın başında da durabilirler. Bu platform neden ırmağa sahip çıkmadı? Bütün mimarların eleştirdiği bir yapı vardı iş merkezi, ama bir sonuç alınamadı. Yapıldıktan sonra konuşuluyor.  Ama termik santral kurulmadan konuşabiliyoruz. Kent konseylerinde olsa bu köprü meseleleri, ırmak rekreasyonu meselelerini de ele alır. Halka sorsanız halk bunları bilmiyor. Kent Konseyi halkın temsilcisi olmalı ne olacaksa Bartın da haberdar olmalı halk.”

Kent Konseyi’nin güvenilir olması gerektiğini savunan Öztürk de, “Ortak bir paydada toplanan Bartın için güvenilir insanların olması gerekiyor. Sorunları masaya koyup rakamlar şudur demeli.  Partiler üstü yapısıyla güzel olabilirdi” dedi.

 

Pandemi, ekonomi ve işsizlik…

 

Programın moderatörü Ahmet Oktay’ın Covid-19 pandemisinde 1 yıla yakın bir sürenin geride bırakıldığını anımsattı. Ülke genelinde olduğu gibi Bartın’da da ciddi bir ekonomik kriz olduğunu, Asgari Ücret’teki artış ile işverenin yükünün daha da arttığını kaydeden Oktay, Bartın’daki iş dünyasının Şubat ve Mart aylarında kademeli olarak 2 ila 2 bin 500 kişinin işsiz kalabileceği yönünde bir öngörüde bulunduğunu anımsatarak bu konudaki görüşlerini sorduğu gazeteciler özetle şunları söylediler:

 

 

“Koronayı yeniyoruz ama ekonomik kriz virüsü geliyor”

 

Karakaş : “Pandemi döneminde aşırı mağdur olanlar var. Esnaf tamam karttan alırım dedi bazısı kiralarını yarısını aldı veya almadı. Bartın Belediyesi, çevre ve temizlik ile reklam tabela vergilerinden feragat etti. Devlete bakıyorum zamlar hiç aksamıyor.  Böyle olunca dayanışma, platform, korku hepsi boş. Bu sene trafik cezalarına zam yapmasaydınız, bu sene köprülere bu kadar para ödenmeseydi. Devlet hiçbir zammında feragat etmezse Bartın’da kim nereden feragat edecek? Bartın da işsizlik sel tehlikesi gibi bir tehlike... Koronayı yeniyoruz ama borç ve ekonomik kriz virüsü geliyor. Aile içi şiddet arttı. Vatandaş ve küçük esnaf mağdur…”

 

“Kayıp senenin faturası hala çıkmadı”

 

Öztürk: “Pandemi daha önce yaşadığımız bir durum değil. Ekonomisi güçlü bir ülke değilseniz de bu durum sizi etkiliyor. 2020 kayıp sene, faturası hala çıkmadı. Keşke işsiz kalanlara destek çıkılabilse... Pandemi döneminin altında ezilmeyen bir ülke görmedim. Ama ekonomik durumu iyi olanlar daha rahat geçiriyor.

 

“Türkiye sonuncu sırada”

 

Alpan: “Dünya genelinde Covid-19 sürecinde devletlerin vatandaşlarına yaptığı hibe yardımları düşünüldüğünde, 3. Dünya ülkeleri de dahil olmak üzere Türkiye sonuncu sırada. Dünya genelinde en geride biziz. Bunun nedeni ise kayıt dışı ekonomiyi bilmiyor oluşumuz. Yöneticiler hibe gibi bir yardımı vermiyorsa bir bildikleri vardır. Buna da sürdürülebilir yoksulluk deniyor. Türkiye’nin tüm ihracatının yüzde 60’ını yapan 500 sanayi kuruluşu var. Yüksek vergi veriyorlar ve 500 sanayi kuruluşunda çalışan kişi sayısı sadece 560 bin kişi. 25 milyon kişi hizmet sektöründe çalışıyor her yer kapalı nasıl olsa açılana kadar idare ederler diye düşünülüyor.

 

KUTU KUTU KUTU

 

“Bartın Dijital TV, EYBEY Medya’nın alt kuruluşu”

 

EYBEY Medya’nın sahibi gazeteci Mustafa Ahmet Oktay, programın son bölümünde kendisine yöneltilen Bartın Dijital TV’nin mülkiyeti ile ilgili soruyu net ifadelerle yanıtlayarak kamuoyundaki tartışmalara son noktayı koydu. Oktay, “Bartın Dijital TV, EYBEY Medya şirketinin alt kuruluşudur tamamen bana aittir. Bizim Kalaycıoğlu firmasıyla ciddi bir reklam anlaşmamız var onun karşılığında da patent alınmıştı. Onun bize ücretsiz devri yapılacaktı. 3 aydır bugün yarın derken hatta haberlerin çıktığı gün konuşulmuştu gidemedik.  Bizim kurumumuzdan hiç kimse bir gazeteciye yanlış bir kelime kullanmadı bu zaman kadar. Tarafsız olmaları gerekir.  Aynı mesleğin içinde ki herkes için, ilan alan 5 gazeteyiz birimizin matbaasında sorun olsa diğerinde basabiliriz böyle iyi diyaloglarımız var. Yayın yapan arkadaşlar bizden uzaklaşsalar da doğru olan olmayan konusunda bir ayrışmamız oldu.  Bizim her şeyimiz ortada, kapımız herkese açık” dedi.

ETİKETLER : Bartın EYBEY MEdya Yayımcılık Bartın Dijital Tv Ahmet Oktay'la Enine Boyuna Yaşar Cengiz Alpan Rasih Karakaş Turhan Öztürk
Diğer GÜNCEL haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›