Tunç: “Şiddet, demokratik hak ve meşru görülemez”

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 6-8 Ekim 2014 Kobani eylemleri sırasında yaşanan can kayıpları ve yaralanmalarla ilgili sorumlulukları bulunan kamu görevlilerinin araştırılması ve ihmallerin ortaya çıkarılması amacıyla verdiği araştırma önergesi AKP-MHP’nin oylarıyla reddedildi. AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Av. Yılmaz Tunç, demokrasilerde toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmanın en doğal hak olduğunu vurgularken, Yakıp yıkmak, ev ve işyerlerini yağmalamak, barikat kurmak, insanları yaralamak ve öldürmek ise demokratik hak olmadığı gibi hiçbir hukuk devletinde de meşru olarak görülemez. Bu nedenle 6-8 olaylarının çıkıp büyümesinde dahli olan HDP’lilerin insanları sokağa çağırması da suçtur” dedi.
Bu haber 2020-10-08 10:14:37 eklenmiş ve 251 kez görüntülenmiştir.

 

TOLGA AKINER

“15 Temmuz’a giden yolda kilometre taşlarından…”

 

Milletvekili Tunç, TBMM Genel Kurulu’nda, “6-8 Ekim Kobani olayları” hakkında HDP'nin verdiği araştırma önergesi hakkında AK Parti Grubu adına bir konuşma yaptı. 6-8 Kobani olaylarının, yakın tarihimize kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz darbe girişimine giden yolda kilometre taşlarından biri olduğunu savunan Tunç, 15 Temmuz 2016’ya kadar ülkemizde yaşanan olayların hatırlanması durumunda oluşturulmak istenen kaos ortamının hangi amaca yönelik olduğunun daha iyi anlaşılmış olacağını ifade etti. Tunç konuşmasını şöyle sürdürdü:

“HDP MYK’dan ‘sokağa’ çağrısı yapıldı”

 

“DEAŞ teröristlerinin Ayn El Arab’a diğer adıyla Kobani’ye saldırması sonrasında PYD terör örgütünün Ayn El Arap’ı koruma bahanesi ve kendini meşrulaştırmak amacıyla Türkiye’den destek talebinde bulunması, bunun karşılanmaması sonrasında da PKK/KCK terör örgütünün elebaşları ve üyeleri ile HDP’nin MYK üyeleri sosyal medya ve bazı yayın organları üzerinden toplumu acite ederek insanları, sokaklara eylem yapmaya çağırmışlardır. HDP sosyal medya hesaplarından 6 Ekim 2014 tarihinde ‘şu anda toplantı halinde olan HDP MYK’dan halklarımıza acil çağrı’başlıklı mesaj paylaşılmış, bu mesajda halk sokağa çağırılmış ve ardından tweet zinciri devam etmiş ve mesajlarda süresiz direniş çağrısı yapılmıştır.

 

Ağır bilançoyu anımsattı

 

Bu çağrılar sonrasında 35 il, 96 ilçeve 131 yerleşim yerinde barikatlar kurulup yollar kesilmiş, uzun namlulu silahlar, Molotof ve taşlar ile kamu binalarına ve işyerlerine, sivil insanlarımıza saldırılar yapılmıştır. Neticede 197 okul binası yakılmış, 269 kamu binası tahrip edilmiş, bin 731 ev ve işyeri yağmalanmış, bin 230 araç hasar görmüş fakat en önemli ve en acıklısı, bu olaylar sırasında kurban eti dağıtan Yasin Börü ile birlikte 40’tan fazla vatandaşımız hayatını kaybetmiş, güvenlik güçlerimiz şehit olmuş, 326 polis ve askerimiz, 435 de vatandaşımız yaralanmıştır.

 

 

“Yapılan şey şiddet çağrısıdır”

 

Bu olayların başlamasında ve büyümesinde bu çağrıların etkili olmadığını söylemek mümkün müdür? Demokrasilerde toplantı gösteri ve yürüyüşü en doğal haktır. Yakıp yıkmak, ev ve işyerlerini yağmalamak, barikat kurmak, insanları yaralamak ve öldürmek hiçbir demokratik ülkede, hukuk devletinde bir hak olarak sayılamaz. Yapılan şey şiddet çağrısıdır. Açıkça belgeler ortadadır. Şiddet çağrısı hiçbir ulusal ya da uluslararası belgede düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü olarak tanımlanamaz hiçbir belgede. Anayasamızın 26. Maddesi açıktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 ve 11. Maddeleri şiddet çağrısının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olamayacağını güvence altına almıştır. Ve bu anlamda sayısız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı vardır. BM’nin Medeniyetler ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 19. Maddesi şiddet çağrısını meşru görmez. Şiddet çağrısı yapanların çağrısına uyarak suç işlendiği takdirde, o suçun azmettiricisi olarak hem Türk Ceza Kanunu’na göre hem de uluslararası hukuka göre suç işlemiş olursunuz.

 

“Yargı kararları beklenmeli”

 

Dolayısıyla bu çağrı sonrasında bu olaylar meydana gelmiş, netice hasıl olmuş ve yargı olaya el koymuş, bir takım soruşturmalar açmış ve zaman aşımı süresi içerisinde de bu çağrılarda imzası olan, MYK kararlarında imzası olan ya da bu MYK kararlarının kendi twitter hesaplarından duyurusunda dahli olanlar ile ilgili olarak da zaman ayımı süresi içerisinde bir soruşturma halen devam etmektedir.  O nedenle yargının bu konularda yaptığı soruşturma ve kovuşturmaların sonucunun beklenmesinde fayda vardır.”

ETİKETLER : Bartın Ankara TBMM AK Parti HDP Yılmaz Tunç Kobani olayları
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›