Tunç: “Muhalefet seçime gidildiğinde kaybedeceğini biliyor”

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bartın Milletvekili Av. Yılmaz Tunç, “Herkes şuna alışsın. Bu sistemde öyle eskiden olduğu gibi erken seçim olmaz. Bundan sonra yerel seçimler de Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri de 5 yılda bir olacak. Aslında muhalefetin de seçim falan istediği yok. Seçim gündemi ile bir tartışma ortamı, bir istikrarsızlık yaratma ve ekonomiyi olumsuz yönde etkilemek için taktik olarak ben bunu görüyorum. Bir seçime gidildiğinde onlar da kaybedeceklerini, hatta bir aday bulmakta bile zorluk çekeceklerini biliyorlar” dedi.
Bu haber 2020-09-14 10:11:07 eklenmiş ve 281 kez görüntülenmiştir.

 

TOLGA AKINER

Bartın Dijital TV’de EYBEY Medya’nın sahibi gazeteci Mustafa Ahmet Oktay’ın hazırlayıp sunduğu “Ahmet Oktay’la Enine Boyuna” programına konuk olan Milletvekili Tunç, ülke gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İş dünyasında çokça konuşulan Çek Kanunu’nda değişiklikten Ayasofya’nın ibadete açılmasına, Karadeniz’de doğalgaz bulunmasından seçime kadar değişik konularda görüşlerini dile getiren Tunç, şunları söyledi:

 

“Çek Kanunu’nda değişiklik sürece bağlı”

 

“Çek Kanunu’yla geçmişte de çok oynandı. Aslında benim avukatlığa ilk başladığım yıllarda çekte hapis cezası vardı. Ondan önceki yıllarda da insanlar çeki ödemediği için değil de dolandırıcılıktan dolayı ceza alıyorlardı. Daha sonra Çek Kanunu çıktı ve hapis cezası getirildi. Sonraki yıllarda, tabi bizim dönemimizde ‘ekonomik suça ekonomik ceza’ düşüncesi ile burada hapis cezası kaldırıldı. Tabi hapis cezası kaldırılınca iş dünyasından yoğun bir talep geldi. ‘Çek de artık senede dönüştü. Bunun bir yaptırımı olmalı’ diye… Bunun üzerine biz hapis cezasını yeniden geri getirmedik ama Adli Para Cezası’nı gündeme getirdik. Adli Para Cezası ödenmediği takdirde bu hapis cezasına dönüşüyor. Tabi burada da çek miktarı kadar Adli Para Cezası’nı da ödeyemeyince insanlar yine hapse giriyor. Sonuçta yine hapis cezası var.

Burada iki tarafı da düşünmek gerekiyor. Bir tarafta alacaklı, diğer tarafta da borçlu… Bazılarında alacaklı, hem de çek borçlusu. İki taraflı bir de… O alacağını tahsil edemediği için borcunu ödeyemiyor. Böyle zincirleme bir problem sözkonusu.

Burada biz Covid ile ilgili düzenlemeleri yaparken, çekle ilgili de bir düzenleme yaptık. Çek bedelinin yüzde 10’unu ödedikleri takdirde 1 yıllık bir süre verdik onlara. Dolayısıyla erteleme oldu. Hapiste olanlar da dışarıya çıktılar ticaretleri engellenmesin diye. Çünkü ticaret yapacak ki borcunu ödeyebilsin. O süre de Ocak ayı içine kadar devam edecek. O süre sonrasında yeni bir ihtiyaç olur mu olmaz mı bilemiyoruz. Bunu bize uygulama gösterecek.”

 

“Ayasofya kararı hukuken doğru”

 

“Ayasofya, 86 yıllık bir hasretin sonucunda ibadete açıldı. Danıştay karar verdi, sonrasında da Cumhurbaşkanı kararı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilip ibadete açılmış oldu. Üzerine çok şiirler yazılan mücadeleler verilen Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması herkes için çok büyük bir hayaldi. Covid-19 pandemisi nedeniyle aslında çok sessiz sedasız oldu bu. Eğer bu süreçte olmasaydık orada çok büyük mitingler sözkonusu olurdu. Çünkü gerçekten büyük bir heyecan… Çünkü özellikle şimdilerde yaşlı olanlar gençlik yıllarında oralarda nasıl mitingler yapıldığını, Ayasofya’nın ibadete açılması ve zincirlerin kırılması ile ilgili büyük bir heyecan vardı. Bu heyecanın Ayasofya’nın ibadete açılması ile sonuçlanmış olması gerçekten çok büyük bir gurur kaynağı. Hukuken de doğru bir karar. Çünkü Ayasofya, fethin sembolü. İstanbul 1453 yılında fethedildiğinde Fatih Sultan Mehmet burayı camiye çevirmiş. Bilirsiniz Amasra’daki Fatih Cami’nde de Cuma günü hutbeye kılıçla çıkılır. Ayasofya da öyle… Fatih burada bir vakıf kurmuş ve Vakıf senedinde de Ayasofya’nın bundan böyle cami olarak kullanılması yönünde de bir vasiyette bulunmuş. 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülmüş. Tarihçilerin o imzalar ile ilgili tartışmaları da halen devam etmektedir. Biz o tartışmalara girmeyeceğiz ama hukuki durum şudur; Orasının tapu senedinde sahibi Fatih Sultan Mehmet Vakfı’dır. Cinsi de camidir. Atatürk zamanında 1934 yılında verilen tapuda da cinsi cami yazıyor. Eski Vakıflar Kanunu’nda da sonrasında yenilenen kanunda da ‘vakıf malı amacı dışında kullanılamaz’ diyor. Mahkemenin önüne gelmiş bir dava. Kanuna göre karar verecek. Kanun, Bakanlar Kurulu kararından önce gelir. Dolayısıyla burada tartışılacak bir husus yok. Hukuki olarak Danıştay’ın verdiği karar çok doğru bir karardı. Buranın cami olması hukuken de gerekliydi ve bu gerçekleşti. Uluslararası hukuk açsından baktığımızda da burası bizim topraklarımızın üzerinde. Bir devlet kendi sınırları içerisindeki bir yer ile ilgili hukuk neyi gerektiriyorsa bu kararı verir. Dolayısıyla ne Yunanistan’ın ne de başka bir ülkenin ‘siz niye böyle bir şey yaptınız?’ demeye hakkı yok. Eğer derlerse bu Türkiye’nin egemenlik hakkıma müdahale anlamına gelir ki ona da Türkiye müsaade etmez.”

 

 

“Karadeniz’de doğalgaz bulunması önemli”

 

“Müjdesi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından verilen Karadeniz’de bulunan doğalgaz, Türkiye’nin bu konudaki dışa bağımlılığını önemli bir miktarda sona erdirebilecek gelişme. Çünkü Türkiye’nin doğalgaza çok ihtiyacı var. ‘Bu yeni bir şey değil’ diyenler var. Hayır, bu yeni bir şey ve miktarı ile yeri ile resmi bir şey. Burada bulunan doğalgaz 2023 yılına kadar oradan çıkarılmaya başlanacak ve tesisler kurulup ülkemizin, milletimizin hizmetine verilecek. Bununla gurur duymak lazım… Bunu eleştirmenin bir anlamı yok. Eleştirilere bakarsak bir hiç yol alamayız. Elbette ki olumlu eleştirileri alacağız ama karalamaya dönük, özellikle felaket senaryosu çizen bir muhalefet anlayışı var. Sürekli olarak battık, bittik edebiyatıyla ekonomiyi olumsuz etkilemeye çalışan bir kesim var. Ekonominin en önemli unsuru güven. ‘Güveni zedeleyip doları yükseltebilir miyiz? Diğer ekonomik göstergeleri olumsuza çevirebilir miyiz? Olumsuza çevrildiğinde AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’a güven azalır mı? Bu zihniyetle muhalefet yapmamak lazım… Bizim şanssızlığımız sürekli karalama siyaseti olması. Aslında hemen arayıp bizi kutlamaları, ülkemiz için gurur verici bir gelişme olduğunu söylemeleri lazım. Ama bunu diyemiyorlar.

Doğu Akdeniz’de de aynısı oldu. Önce ‘Biz Doğu Akdeniz’e niye yokuz’ dediler. Sondaj gemilerimiz orada sondaj yaparken bunu diyebildiler. Bundan haberleri yoktu. Hemen biz Yavuz’un orada sondaj yaptığını gösterdik. Doğu Akdeniz’de sizin haklarınızı koruyabilmeniz için uluslararası hukukta bazı adımlar atmanız lazım. Libya ile yapılan anlaşma bu çerçevede yapılan bir anlaşma. Libya ile biz münhasır ekonomik bölge anlaşması yaptığımızda, kıta sıhanlığı anlaşması yaptığımızda bu anlaşmanın gerekli olduğunu söyledi muhalefet. Meclis’te de bu madde oylanırken ‘evet’ oyu kullandılar. Bu takdire şayan bir şey... Ama bu anlaşmayı yaptığımız BM’nin de tanıdığı meşru hükümet Saraç Hükümeti. Libya’da hükümeti devirmek için gelen bir darbeci var. Hafter…Bu darbeciye karşı mevcut meşru hükümeti korumak gerekiyor. Çünkü darbeciyi destekleyenler Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmayı geçersiz kılmak istiyorlar. O zaman bizin bu anlaşmayı koruyabilmek için mevcut hükümeti orada korumamız lazım. Bunun için oraya asker gönderme tezkeresi gündeme geldiğinde muhalefet bu kez ‘Biz buna hayır diyoruz’ dedi. Bu bir çelişki. Çünkü asker göndermezsen ve darbeci gelirse Türkiye ile Libya arasında yapılan anlaşmayı çöpe atacak. Muhalefetin bu tür çelişkilerden kurtulması ve milli menfaatler noktasında hepimizin bir olması lazım. Eğer biz muhalefeti dikkate alsaydık, Doğu Akdeniz’deki hakkımızı koruyamazdık. Suriye’de de aynı şey oldu. Eğer Türkiye Suriye’nin kuzeyine asker göndermeseydi. Fırat Kalkanı ve Zeytindalı operasyonlarını yapmasaydı şimdi orada bir PKK/PYD devleti kurulur muydu, kurulmaz mıydı? Kurulurdu. Biz 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından oraya operasyon yaptık. Şimdi 15 Temmuz girişiminin neden yapıldığını anlıyor muyuz? O harekatı yaptırmayacak. Yönetimi ele geçirdiklerinde orada bir PKK/PYD devletinin kurulmasını sağlayacaklardı. Biz oralara girerken ‘orada ne işiniz var’ dediler mi demediler mi? Orada bir PKK devleti kurulsaydı ilelebet bizim çocuklarımızın bayına bela olmayacak mıydı? Türkiye bölünme ile sonuçlanacak bir tehlike ile karşı karşıya kalmayacak mıydı?

 

“Milli meselelerde birlik lazım”

 

Dolayısıyla muhalefetin milli meseleler, milli menfaatler doğrultusunda iktidarı bırakın engelleme girişimlerinde bulunmayı, iktidarın önünü daha geniş bir şekilde açan bir politika izlemesi gerekirken maalesef bizim özellikle ana muhalefetin ve onunla ittifak yapan partilerin tavrı hem engelleme ve karalama üzerine. İşte pandemi sürecinde insanları nasıl iktidara karşı harekete geçirebilirim diye çalışma yapılıyor ama bunlarda da başarılı olamıyorlar. Halktan bir karşılıkları yok.”

 

“Eskisi gibi erken seçim olmaz”

 

“Seçim konusunda muhalefetin öncelikle şunu iyi bilmesi lazım: Bu sistemde seçimler 5 yılda bir yapılır. Artık koalisyonlar ve pamuk ipliğine bağlı hükümetler yok. Seçilen Cumhurbaşkanı 5 yıl görev yapıp bu süre dolduktan sonra ikinci 5 yıl için seçilebilmek adına çalışır. Sistem bu. Cumhurbaşkanı seçim kararı aldığı zaman kendi görevi de Meclis’in görevi de sona erer. Meclis seçim kararı aldığında da hem kendisinin hem de Cumhurbaşkanı’nın görev süresi sona erer. Meclis’in seçim kararı alabilmesi için nitelikli çoğunluğa ulaşması gerekir. Dolayısıyla herkes şuna alışsın. Bu sistemde öyle eskiden olduğu gibi erken seçim olmaz.

 

“3 yılımız daha var”

 

‘İstikrar sağlayan bir sistem getireceğiz’ dedik ve getirdik. Bundan sonra yerel seçimler de Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri de 5 yılda bir olacak. Bizim süremiz 2023’te doluyor. Önümüzde 3 yıllık bir icraat süresi var. Dolayısıyla bir seçim olma ihtimali ve lüksü yok.

 

“‘Seçim’ söylemleri taktik”

 

Aslında muhalefetin de seçim falan istediği yok. Seçim gündemi ile bir tartışma ortamı, bir istikrarsızlık yaratma ve ekonomiyi olumsuz yönde etkilemek için taktik olarak ben bunu görüyorum. Bir seçime gidildiğinde onlar da kaybedeceklerini, hatta bir aday bulmakta bile zorluk çekeceklerini biliyorlar.”

ETİKETLER : Bartın Bartın Dijital TV AkK Parti Yılmaz Tunç Ahmet Oktay Enine Boyuna
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2020 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Eybey Medya tarafından yürütülmektedir.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi