Obezite’de dünya 5.’si, Avrupa 1.’siyiz

Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya genelinde obezite oranı en yüksek 5., Avrupa’da ise 1. sırada yer alıyor.
Bu haber 2020-03-11 10:19:09 eklenmiş ve 331 kez görüntülenmiştir.

 

ERDEM TABAKOĞLU

Günlük yaşamın koşuşturması içerisinde maalesef pek çoğumuz sağlıklı ve dengeli beslenmeyi bir kenara bırakarak abur cubur ve hızlı atıştırmalık besin maddeleri ile karnımızı doyurmaya yöneliyoruz. Bu bir alışkanlık haline geldiğinde ise iş işten geçmiş oluyor ve bir de bakmışız fazla kilolar nedeniyle farklı sağlık sorunları ile karşı karşıyayız. Aslında beslenme kültürü açısından pek çok dünya ülkesinden farklı olarak oldukça zengin bir çeşitliliğe sahip olmamıza karşın ülkemiz son yıllarda artan obezite sorunu ile karşı karşıya. Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya genelinde obezite oranı en yüksek 5., Avrupa’da ise 1. sırada yer alıyor. Durum böyle olunca da başta geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlara obeziteden korunma yolları ve sağlıklı beslenme konusunda eğitimler vermek, bu konularda farkındalık yaratmak büyük önem kazanıyor. Bu konudaki önemli görev de Sağlık Bakanlığı ve ona bağlı Sağlık İl Müdürlükleri’ne düşüyor. Bartın İl Sağlık Müdürlüğü de bu konulardaki eğitici ve bilgilendirici etkinlikleri ile obezite konusundaki toplumsal bilinci arttırmak için elinden geleni yapıyor.

 

Türkiye’de her 4 kişiden 3’ü fazla kilolu

 

Bartın İl Sağlık Müdürlüğü oldukça ilginç ve dikkat çekici bir veriyi kamuoyu ile paylaştı. Müdürlüğün, obezite ile mücadele çerçevesinde yürütülen çalışmalarla ilgili açıklamasında Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya genelinde 2016 yılında 1.9 milyar fazla kilolu; 650 milyon obez yetişkin olduğu vurgulandı. Türkiye’de ise obezitenin hem yetişkin, hem çocuk, hem de engenlerde (adölesanlarda) giderek arttığının vurgulandığı açıklamada, “Ülkemiz obezite oranında dünyada 5. sırada, Avrupa’ da ise 1. sırada yer almaktadır. Ülkemizde her 4 kişiden 3’ü fazla kiloludur” denildi.

 

 

1 haftada 600 kişiye eğitim verildi

 

Obezite ve kronik hastalıklarla mücadele edebilmek halkın bu konu ile ilgili farkındalığını arttırabilmek amacıyla, Bartın İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Diyetisyen Müzeyyen Elmas Kara ve Hemşire Sevda aksu tarafından, son olarak 2-9 Mart tarihleri arasında okullarda ve kurumlarda eğitimler düzenlendi. Eğitimlere 550 öğrencinin yanı sıra 45 yetişkin katıldı. Eğitimlerde; “Obezite”, “Diyabet”, “Fiziksel Aktivite”, “Yeterli ve Dengeli Beslenme” konularındaki ayrıntılar katılımcılara anlatıldı.

 

 

Çağın salgın hastalığı

 

Şu sıralar her ne kadar tüm dünya Kovid-19 (koronavirüs) salgınına kilitlendiyse de “çağın salgın hastalığı” olarak nitelendirilen obezitenin sanılanın aksine insan sağlığına çok büyük zararları olan bir sorun olduğunu biliyor musunuz? İşte tam da bu noktada Bartın İl Sağlığı Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşları gelecekte daha sıkıntılı kronik rahatsızlıklara davetiye çıkaran obeziteden korunmak için yapmaları gerekenler konusunda uyarıyorlar. Uzmanların konuya ilişkin uyarılarından ön plana çıkanlar şöyle:

 

 

“Obezite tüm dünyada önemli bir sağlık problemi olup endokrin (hormonal) metobolik ve davranışsal değişimlerle karakterize çok önemli bir hastalıktır. Obezite, bireylerin sadece dış görünümünü etkilemek kalmıyor, ileride birçok kronik hastalık yaşamasına sebep olacak sorunları da beraberinde getiriyor. Bu kronik hastalıkların bayında Tip 2 Diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları geliyor. Bu yüzden obezite ile savaşmanın esas sebebi estetik amaçlı değil sağlık amaçlı olmalıdır. Nasıl ki hastalanınca iyileşmek için size yazılan ilaçları içmek zorundaysanız obeziteyle savaşmak için de keyfi davranmamalı, ileride kronik hastalıklara yakalanmamak için gerekenleri yapmalısınız.

 

Ne gibi hastalıklara yol açıyor?

 

Vücuttaki kalp ve damar, solunum, hormonal, sindirim, iskelet gibi sistemleri olumsuz yönde etkileyen obezite, bazı kanser türlerine de davetiye çıkartır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artış gösteren Tip 2 Diyabet, obezlerde yüzde 80 daha çok rastlanır. İnsülin direnci ve eksikliğiyle ortaya çıkan Tip 2 Diyabet’in görülme riski, bel-kalça oranı yüksek kişilerde ve abdominal yani organ etrafında fazla yağı olan kişilerde daha çok artar.

 

Kandaki insülini arttırıyor

 

Vücut ağırlığı ve yağ oranı yüksek olan obezlerdeki insülin direnci, kandaki insülinin aşırı derece artmasına neden olur. Bu durumda böbreklerden sodyumun geri emilimi artar. Aynı zamanda serbest radikallerle birlikte, hücre içindeki kalsiyum birikimini de artıran bu durum, obezlerdeki yüksek tansiyon, kalp hastalıklarını daha da artırır. Vücut ağırlığındaki 1 kilogramlık düşüş, tansiyonda da 1,2-1,6 gibi bir düşüşe neden olur.

 

 

Kalp yetmezliğine sebep oluyor

 

Hem obez hem de yüksek tansiyonu olanların, kalp yetmezliğine yakalanma riskleri daha yüksektir. Bu nedenle yüksek tansiyonu olan obezlerin çok sıkı takip edilip, sodyumdan fakir, potasyumdan zengin, kalsiyum ve magnezyum içeriği dengeli bir beslenme tedavisi görmesi zorunludur.

Obezite ile yağ metabolizması arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Obezlerde iyi kolesterol olarak bilinen HDL düşüş gösterirken, kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve VLDL artar. HDL’nin düşüp, LDL ve VLDL’nin artması, kalp hastalıkları riskini ciddi oranda artırır.

 

İskelet sistemleri zarar görür

 

Kilo ve yağ fazlalığına bağlı olarak obezlerde; kas, bel, kalça, diz ve eklem ağrıları oldukça sık görülür. Hareketsizlikten dolayı iskelet sistemleri hasar görür. Enerji harcamaları da az olan obezlerin, iskelet sistemi hastalıklarından korunmak için bir yandan zayıflarken, diğer yandan fiziksel aktivitelerini artırmaları gerekir.

 

Uyku bozukluklarına yol açıyor

 

Obezlerin sık yaşadığı sorunlarından birisi de uykudayken yaşadıkları solunum bozukluklarıdır. Bunlardan birisi olan uyku apnesinde kişi, nefesini 10 saniyeden fazla tutar. Uyku apnesi ertesi gün, yorgun uyanmaya, performans düşüklüğüne, baş ağrısına ve ses kısıklığına yol açar.

 

Hormonel bozukluklar yaşanıyor

 

Obez kadınlarda vücut yağının fazla olması; adet bozukluklarına, dolayısıyla kısırlığa ve tüylenmede artışa neden olur.

 

Obezlerde kanser riski yükseliyor

 

Obez erkeklerde; kolon, rektum ve prostat kanseri riski daha fazladır. Obez kadınlarda ise; göğüs, serviks, rahim ve yumurtalık kanseri riski daha çoktur.”

 

Bireyin kararlı olması gerekiyor

 

Obezite tedavisinin, bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, uzun ve süreklilik arz eden bir süreç olduğunun altını çizen Diyetisyen Doğan, obezite tedavisinde Tıbbi Beslenme (Diyet) Tedavisi, Egzersiz Tedavisi, Davranış Değişikliği Tedavisi gibi unsurların önemli rol oynadığını kaydederken tüm bu yöntemler denendikten sonra, sağlıklı beslenme programı ve düzenli egzersizlere rağmen yeteri kadar zayıflayamayan obezite hastalarına cerrahi tedavilerin uygulanabileceğini söyledi. Obezite tedavisinde kişiye özel diyet programının belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, tedavi yöntemleri ile ilgili olarak da şunları söyledi:

 

 

Kişiye özel diyet planlanmalı

 

Obezite birey için ‘özel’ hazırlanmış olan zayıflama diyetleri ile çözümlenebilir. İnsanlar kilo vermek için, farklı diyet arayışlarına girseler de genellikle bu girişimler başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Çünkü bireyin kendi ihtiyaçlarına ve isteklerine göre hazırlanmamış diyetlerde süreklilik sağlamak imkânsızdır. Bu yüzden diyetisyen kontrolünde kişiye özel diyet planlanmalıdır.

 

Hareketli yaşam sağlık demek

 

Egzersiz ve fiziksel aktivite zayıflamada çok önemlidir. Hareketli bir yaşam tarzı,

sağlığı da beraberinde getirir. Fakat egzersiz programına sağlık kontrolünden geçilerek başlanması ve bir profesyonel ile çalışılması önem taşır. Ayrıca, ömür boyu sürdürülebilecek bir egzersiz programı, uzun dönemde kilo kontrolünü kolaylaştırır ve tekrar kilo alma riskini azaltır.

 

Kötü alışkanlıklar terk edilmeli

 

Davranış tedavisinde amaç, bireyin yanlış alışkanlıklarını doğru alışkanlıklar ile değiştirmek ilkesine dayanır. Davranış tedavisinde, stres kontrolünün sağlanmasına yönelik bilgilerin yer alması olumlu etki oluşturabilir. Sonuçta bu tedavide, bireylerin kazandığı sağlıklı davranışları yaşam boyu sürdürmeleri hedef alınmaktadır.

 

Tıbbi takip önemli

 

Obezite tedavisinde kullanılan ilaçların farklı çeşitleri vardır. Fakat kullanım alanları tektir. Obezite açısından gerçekten riskli olan bireylerde, ağır obezlerde eğer çeşitli nedenlerle diyet tedavisinde başarı sağlanamamışsa doktor kontrolünde kullanılması gereken ilaçlardır. Bu tür ilaçların 3 aydan fazla verilmemesi önerilmektedir. Zayıflama ilaçları kullanan bireylerin tıbbi açıdan takibi çok önemlidir ve bu tür ilaçların yan etkileri olduğu unutulmamalıdır.

 

 

Ameliyat sonrası diyetisyen desteği şart!

 

Cerrahi tedavi de genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Tedavi seçenekleri arasında yer alan cerrahi, doğru hastaya doğru yöntemle uygulandığı zaman başarılı sonuçlar alınır. Obezite tedavisinde en son çare olarak değerlendirilmelidir. Birey için bazı riskleri olduğu ve ameliyattan sonra da her şeyin bir anda düzelmeyeceği bilinmelidir. Ameliyat sonrası sağlıklı beslenme öğrenilmez ise ve alınan gıda miktarları arttırılırsa mide eski boyutuna gelmese de bir miktar büyüyerek geriye kilo alımı gerçekleşecektir. Unutulmaması gereken cerrahi tedaviden sonra da diyetisyen desteği alınması gerektiğidir.”

ETİKETLER : Bartın obezite Bartın İl Sağlık Müdürlüğü
Diğer SAĞLIK haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2020 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Eybey Medya tarafından yürütülmektedir.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi