“Asıl arttırılması gereken alım gücü”

Bartın TSO Yönetim Kurulu Başkanı Balık, yeni asgari ücretin işveren olarak kendisi ve işçi kesimi açısından ne ifade ettiğine ilişkin sorumuzu yanıtlarken, öncelikle Asgari Ücret’in 2019 yılında ne kadar olduğuna dikkat çekti.
Bu haber 2020-01-14 10:46:09 eklenmiş ve 174 kez görüntülenmiştir.

 

 

 

TOLGA AKINER

Hükümet, 2019 yılındaki yüzde 25’lik artışın ardından 2020 yılında uygulanacak olan asgari ücreti yüzde 15 oranında arttırdı ve brüt 2 bin 943, net ise 2 bin 324,70 TL olarak belirledi. Zam oranı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2019 yılına ilişkin TÜFE oranının üzerinde olsa da rakam, ne çalışanları ne de işverenleri memnun etmiş değil. Çalışanlar piyasa şartlarındaki fiyat artışlarının açıklanan enflasyonun çok üzerinde olduğu gerekçesiyle yapılan zammı yetersiz bulurken, işveren kesimi ise artan maliyetlerin üstesinden nasıl geleceğinin hesabını yapmaya başladı. İşte tam da bu noktada Bartın Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Halil Balık işveren açısından durumu değerlendirdi ve kendince asıl yapılması gerekenin ücret artışı değil, alım gücünü arttıracak hamleler olduğunu söyledi. Bunun için öncelikle Türkiye’nin başta hammadde olmak üzere dışa bağımlılığını en aza indirmesinin zorunluluk olduğunu savunan Balık, daha az döviz çıktısının olduğu Türkiye’de başta asgari ücretliler olmak üzere tüm çalışan kesimin alım gücünün artacağını dile getirdi. Balık, “Çünkü günümüzde asgari ücrete ne oranda zam yapılırsa yapılsın ürün fiyatlarına bunun yansıması da en az o oranda oluyor. Bu yüzden de ücretlinin alım gücü artacağına daha da düşüyor” dedi.

Bartın TSO Yönetim Kurulu Başkanı Balık, yeni asgari ücretin işveren olarak kendisi ve işçi kesimi açısından ne ifade ettiğine ilişkin sorumuzu yanıtlarken, öncelikle Asgari Ücret’in 2019 yılında ne kadar olduğuna dikkat çekti.

 

2019’de yüzde 25 arttı

 

2019 yılında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi, işveren ve hükümetin yüzde 25’lik artış konusunda mutabakata vardığını, böylece asgari ücretin bin 600 TL’den 2 bin 20,90 TL’ye çıkarıldığını anımsatan Balık, bunun SGK Primi ve işsizlik sigortası fonuna ilişkin işveren paylarıyla birlikte işverene maliyetinin ise 3 bin 6,12 TL’yi bulduğunu söyledi.

 

2020 artış oranı yüzde 15

 

Komisyonun, Aralık ayı içinde gerçekleştirdiği 4 toplantının sonunda 2020 yılında geçerli olacak yeni rakamı belirlediğini ancak bu kez üçlü uzlaşmanın mümkün olmadığını hatırlatan Balık, bir önceki yıla kıyasla yüzde 157’lik artış yapılan asgari ücretin net 2 bin 324,70 TL’ye brüt ise 2 bin 943 TL’ye yükseldiğini kaydetti. Balık, bunun işverene maliyetinin ise SGK Primi ve İşsizlik Sigorta Fonu’nun işveren payları ile birlikte 3 bin 458,03 TL’yi bulduğunu ifade etti. Balık, işverenin bir personelin kendisine maliyetini hesaplarken çok farklı kalemleri biraraya getirmek durumunda olduğunu bunun sadece verilen ücretle sınırlı olmadığını söyledi. TSO Başkanı Balık, “Bu personelin yeme içme giderleri, ulaşım maliyetleri ve kıdem tazminatları dediğimiz senede 1 maaşı da hesaba katmalı. Yani yılda bir işçi için 13 maaş hesaba alınıyor. Kurumsallaşmasını tamamlamış tüm firmalar bini yapıyor. Tüm bunlar hesaba katıldığı zaman asgari ücretli bir işçinin işverene maliyeti aylık 3 bin 500 TL’den aşağı değil” dedi.

 

“İşçi maliyetindeki artış otomatikman ürün fiyatlarına yansıyor”

 

İşveren olmasına karşın aslında tarafsız olmak zorunda olduğuna dikkat çeken Balık, “Çünkü ekonomi bizi ilgilendiriyor, istihdam bizi ilgilendiriyor…” derken, devletin işverene İŞKUR üzerinden yeni işçi alımlarında desteklerini anımsattı. Balık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Maalesef 2019 yılında biz, asgari ücretteki artışın reel sektörde tüketici üzerindeki yansımalarını gördük. Birçok üründe asgari ücrete yapılan oranın üzerinde fiyat artışları oldu. Bu artışlarla beraber işverenin mutlaka bir maliyet hesabı var. Bu hesaptaki en büyük kalem de personel gideridir. Sektörden sektöre farklılık gösterse de personel giderlerinin ağırlıklı ortalaması yüzde 15 ile yüzde 40 arasında değişmektedir. Bu da otomatik olarak piyasadaki ürün fiyatlarına yansıyor. Yeni asgari ücretin ardından da önümüzdeki günlerde bunun yansımalarını hep birlikte göreceğiz. Burada biz elbette ki çalışanı da düşünüyoruz. Bugün Asgari ücret ile çalışanlara Allah kolaylık versin. Bu rakamlarla nasıl yaşıyor, nasıl idare ediyorlar herkesin merak konusu. Bugünkü kiralarla, hayat pahalılığı ile bebeği olanın masrafları ayrı, okuyan çocuğu olanınki ayrı… Bunlar nasıl karşılanıyor, işin içinden nasıl çıkıyorlar çözebilmiş değiliz.

 

“Dışa bağımlılık en aza indirgenmeli”

 

Asıl olması gereken şey, asgari ücret yükselirken ürün bazlı fiyatlarda bir artış olmaması. Yani alım gücünün yükselmesi. Bunun olması için de şunun olması lazım: Biliyorsunuz 2018’de ABD’den kaynaklı döviz piyasasındaki spekülasyonun yansımasını biz 2019 yılında fazlasıyla gördük. Bundan dolayı hükümet ithalatı azalttı. Cari açığın kapanması için… Halen de düşmeye devam ediyor. Burada bize de bazı görevler düşüyor. Öncelikle gereksiz ithal ürünlerden vazgeçmemiz gerekiyor. Mesela Çin’den aldığımız oyunca ve aksesuar benzeri ürünleri ülkemizde maliyeti yüksek olsa da özel sektör tarafından üretilmesi, lazım. Ham madde bazında da bunun daha ucuza nasıl sağlanabileceği ya da kendimizin nasıl üreteceğinin araştırılması gerekiyor. Yani dışa bağımlılıktan biraz daha fazla kurtulmamız ve bu yöndeki çalışmaların düşük fiyatlarla maliyetlere yansıması sağlanmalı. Eğer bunu yapabilirsek bizim asgari ücretlimiz ve çalışanlarımızın alım gücünü arttırmış oluruz. Çünkü günümüzde asgari ücrete ne oranda zam yapılırsa yapılsın ürün fiyatlarına bunun yansıması da en az o oranda oluyor. Bu yüzden de ücretlinin alım gücü artacağına bir de bakmışsınız daha da düşüyor.

 

“Rekabetçi politikalar geliştirilmeli”

 

Çin ile ABD arasındaki rekabet uluslararası piyasaları da doğrudan etkiliyor. Artık çok daha fazla rekabetçi bir piyasa sözkonusu. Eğer dış pazarda rekabet gücünüz yüksek ise var olabiliyorsunuz. Yok, eğer rekabet gücünüz düşük ise ya iç piyasada kendinize bir Pazar bulmak zorunda kalıyorsunuz ya da küresel firmalara fason çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Tekstilciler gibi… Bu durumda da büyük firmalar tüm maliyetleri en ince ayrıntısına kadar hesap ediyor. Bu da size ancak karın doyuracak kadar bir para kazandırıyor. En ufak bir sıkıntıda, mesela faizlerin artması, dövizin yükselmesi gibi durumlarda bir de bakıyorsunuz işverenin ya ödeme dengesi bozuluyor, ödemelerini aksatıyor, ya da daha kötüsü işçi çıkarmaya başlıyor. Çünkü maliyetin altından kalkamıyor ve en önemli ödeme kalemini işçi maliyetleri oluşturuyor. Bu gibi durumlara düşmemek için de firmalar daha gerçekçi politikalarla gelecek planlaması yapmak durumunda. Çünkü rekabet gücü olmayan firmaların dalgalanmalara karşı direnç göstermeleri mümkün değil.”

  

Asgari Ücret 2020 Yasal Kesintileri (01.01.2020 - 31.12.2020)

Brüt Ücret      2.943,00 TL

Sigorta Primi İşçi Payı         412,02 TL

İşsizlik Sigortası Primi İşçi Payı      29,43 TL

Gelir Vergisi Matrahı            2.501,55 TL

Gelir Vergisi  375,23 TL

Damga Vergisi         22,34 TL

Kesintiler Toplamı    839,02 TL

Asgari Geçim İndirimi (Bekâr ve Çocuksuz)        220,73 TL

NET ÜCRET (Asgari Ücret + AGİ Dahil)  2.324,70 TL

  

İşverene Maliyeti 2020

Asgari Ücret  2.943,00 TL

SGK Primi % 15,5 (İşveren Payı)   456,17 TL

İşveren İşsizlik Sigorta Fonu           58,86 TL

İşverene Toplam Maliyeti    3.458,03 TL

ETİKETLER : tso halil balık asgari ücret alım gücü
Diğer EKONOMİ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2020 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Eybey Medya tarafından yürütülmektedir.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi