CHP Danışma Kurulu’nda Yalçınkaya’ya saygısızlık!

Cumhuriyet Halk Partisi Bartın il teşkilatının yaklaşık 2 yıldır toplanmayan Danışma Kurulu, partinin kongre sürecine girmesinin ardından hafta sonunda toplandı. Partinin son genel seçimlerdeki ve yerel seçimlerdeki performansı başta olmak üzere tüm önemli yerel ve ülke gündemini ilgilendiren konu başlıklarının değerlendirilmesi ve partililerin bu konulardaki görüş ve önerilerinin alınması için yapılan toplantı, 8.5 yıl Belediye Başkanı 11 yıl da milletvekili olarak Bartın’ı ve partisini en iyi şekilde temsil etmiş olan Rıza Yalçınkaya’ya yönelik, hiç bir siyasi ahlak ve üsluba yakışmayan ithamların gölgesinde kaldı. Siyasi hayatı boyunca her zaman Bartın’ın ve Bartınlıların çıkarı doğrultusunda partisinin şanına yakışır bir çizgide yürüdüğünü ancak bunu yaparken kendisinin çok yakınında olan bazı kişilerin acımasız ve gerçek dışı ithamları ile karşılaştığını söyleyen Yalçınkaya, bir parti üyesinin hakarete varan eleştiriler üzerine biraz da sinirlenerek karşılık verince ortam bir anda gerildi.
Bu haber 2019-10-21 16:53:35 eklenmiş ve 1051 kez görüntülenmiştir.

 

 

 

TOLGA AKINER

 

CHP Danışma Kurulu, Halk Eğitim Müdürlüğü’nün toplantı salonunda Pazar günü toplandı. Toplantıya CHP Ankara Milletvekili Nihat Yeşil, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu ile 23, 24, 25 ve 26. Dönem Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya’nın da arasında bulunduğu CHP’nin Bartın’daki tüm il, ilçe ve belde yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda partili katıldı.

 

Karakaş: “Bazılarımız üzülse de...”

 

CHP Bartın İl Başkanı Selim Karakaş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, danışma toplantısında alınan görüşlerin ve kararların tavsiye niteliğinde olup her kademedeki örgüt birimlerinin yol haritasını oluşturduğunu belirtirken, toplantının CHP’nin iktidara hazırlık toplantısı olmasını temenni etti. Toplantıda parti içi eksikliklerin, kusurların, doğru ve yanlış yapılanların tartışılacağını ifade eden Karakaş, “Belki duyduklarımız bazılarının hoşuna gitmeyecek, bazılarımız üzüleceğiz. Ama her şeye rağmen bu toplantının bitiminde bu salondan çıkarken bütün tartışmaları bu salonda bırakıp birbirimizi kucaklamalı ve büyük CHP ailesinin fertleri olarak el ele gönül gönüle partimizin iktidarına yürümeliyiz” dedi.  Partinin kongre sürecine girdiğini anımsatan Karakaş, “CHP iktidarı için kadrolarımızı oluşturmalıyız. CHP’yi iktidara taşıyacak fikirleri tartışmalıyız ilkelerimizi ve geleceğimizi konuşarak iktidara nasıl gideceğimizin yol haritasını planlamalıyız” diye konuştu. Danışma Kurulu’nun önemine değinen Karakaş, Bartın’da şimdiye kadar düzenli olarak toplanamayan Kurul’un bundan sonra Parti Tüzüğü’nde yer aldığı gibi her 3 ayda bir toplanmasının geleneksel hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Karakaş sözlerini,
“Seçim süreçleri başlamadan önce doğru ilkeler ışığında doğru hedeflerin konulması, doğru yöntemlerin oluşturulması örgütümüzün en alt kademesinden en üst yönetim kademelerine kadar düşünce birliğinin oluşturulması bu mekanizmaların işletilmesi ile mümkün olacaktır. Danışma Kurulumuzda söz alacak siz değerli katılımcıların toplantı düzenine uygun hareket etmesini, konuşmacıların sözünü kesmemesini, konuşma suresine sadık kalmalarını her hangi bir kişiye ya da kişilere hakaret içeren söylemlerde bulunmamalarını özellikle rica ediyorum” diyerek noktaladı.

 

Milletvekili Yeşil’den AK parti’ye rejim eleştirisi

 

Daha sonra kürsüye konuk Ankara Milletvekili Nihat Yeşil geldi. Danışma Kurulu toplantılarının partinin anayasası olduğunu vurgularken zaman zaman 3 ayda bir toplanamadığını ancak bu durumun asla parti içinde bir kırgınlığa ya da yaraya dönüşmemesi gerektiğini söyledi. “Çünkü biz CHP olarak topluma her zaman barışın, sevginin ve kardeşliğin hakim olması gerektiğini düşünüyor ve savunuyoruz” diyen Yeşil, sözlerini özetle şöyle sürdürdü:
“Toplumun çok kötü gittiği, toplumsal barıya çok fazla önem verdiğimiz süreçlerde CHP hep bunu yaptı. Kuva-i Milliye’den bu yana... Bunu da ispatladık. Daha önce hiç kimse düşünebiliyor muydu? En sağdaki bir parti ile soldaki bir partinin ittifak yapmasını... Biz toplumu yönetenlerin çok haksız bir şekilde toplumu ayrıştırdıklarına tanık olduk. Türkiye’yi her konuda ayrıştıran bir yönetim anlayışı. 17 yıldan beri bu ülkeyi yöneten anlayış toplumu ayrıştırdı.Şimdi böylesine bir dönemde CHP’nin ayrışması mümkün değil. Biz bütün toplum kesimlerinin birliğini bütünlüğünü sağlamaya çalışırken önce kendi içimizde bu birliği ve bütünlüğü sağlayacağız.

16 Nisan referandumu ile bu ülkede rejim değişti ama kimse bunun farkında değil. Biz de dahi... Şimdi tüm arkadaşlarımız sanki Türkiye’de hala parlamenter sistem varmış gibi hareket ediyor. Oysaki 16 Nisan referandumunda bu ülkede bir rejim değişti. Ama bunu topluma anlatma noktasında belki eksikliklerimiz oldu. Referandum sonrasında Türkiye’nin Tek Adam Rejimi’ne götürüldüğünü söylediğimizde toplum bize inanmıyordu. İki maddesini hemen uyguladılar. Partili Cumhurbaşkanı, aynı zamanda HSK’yı değiştirdi. 18 madde olarak sundular bu topluma, 16 maddesi geri kaldı. Her ne kadar ‘biz vermedik’ dense de 18 madde de 51 küsürlük oy oranı ile onaylandı referandumda. Türkiye’de şu anda bir rejim değişikliği var. Bu rejim dünyada benzeri olmayan bir rejim şekli. Biz şimdi kongrelerimizi yapmaya başlıyoruz ama istese tek bir kararname ile tüm partileri kapatma hakkına sahip bir anlayış... Bunu laf olsun diye ya da komplo teorisi olsun diye söylemiyorum. Toplumdan gelen reaksiyon nedeniyle böyle bir şeyin içerisine girmediler. Peki bu 16 madde içinde en tehlikelisi ne? Diyorki, ‘bu ülkede istediği şekilde bölmeye, parçalamaya, ayrıştırmaya, ötekileştirmeye siyasal parti herkesi bir noktayla taşımakla mükellef rejim anlayışıdır’. ‘Bu rejim nerede uygulanıyor’ diye sorduğumda , ‘Türk tipi Cumhurbaşkanı Başkanlık Sistemi’ diyor. Dünyada benzeri olmayan bir sistem. Normalde dünyada 3 tane rejim sistemi var. Başkanlık, Yarı Başkanlık ve Parlamenter Sistem.Sosyalist sistem vardı ama kalktı. Nerede uygulanıyor diyorum, Bir tek kobay olarak Türkiye Cumhuriyeti...”

 

“Barışı önce kendi içimizde sağlamalıyız”

 

Bartın’ın tarih boyunca çok fazla toplumsal olaya öncülük ettiğini ve Türkiye’nin aydınlık yüzüne her zaman hizmet ettiğini savunan milletvekili Nihat Yeşil, barışı önce parti içinde sağlamak gerektiğini söyledi. “Biz eğer toplumsal barışı bü ülkede egemen kılarsak o zaman çok daha güzel şeyler olur” diyen Yeşil, sözlerini şöyle noktaladı:
“Son dönemde birlik ve beraberliğe çok fazla ihtiyaç duyuyoruz. Eğer böyle bir dönemde biz Danışma Meclisimizi yapıyorsak, ben asla geleceğe dair bir kaygı duymuyorum. Umuyorum ki, halkımız tıpkı 31 Mart ve 23 Haziran’daki İstanbul seçimlerinde olduğu gibi halkımız ülkemizi kötü günlere sürükleyen AKP iktidarına gerekli dersi önümüzdeki ilk seçimde verecektir. Ülkemizi hangi güç zor durumda bırakırsa bıraksın karşısında CHP’yi bulmuştur, bundan sonra da bulacaktır. Biz CHP olarak bu ülkenin menfaatleri için ne adım atılması gerekiyorsa onu korkmadan atarız. Ama kendi kişisel emelleri ve varlıkları için yok yere bizi Ortadoğu bataklığına sürükleyen bu anlayışı Türk toplumu asla hak etmiyor. Elbette ki teröre karşı birlikte olalım, mücadele edelim. Ama ‘ne işimiz var bizim Ortadoğu bataklığında’ dediğimizde CHP’nin ne kadar haklı olduğuna birlikte tanık oluyoruz”

 

Bankoğlu: “Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor”

 

Milletvekili Yeşil’in ardından Karakaş, Rıza Yalçınkaya’ya söz vermek istedi ancak Yalçınkaya, daha sonra konuşacağını, önce diğer konuşmacıları dinlemek istediğini söyledi. Bunun üzerine kürsüye CHP bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu davet edildi. Bankoğlu, sözlerine Türkiye’nin çok zor bir süreçten geçtiğini vurgulayarak başladı. Bankoğlu şöyle konuştu:

“Ardı ardına gelen seçimler, bunların hem siyasi aktörlere hem de yurttaşlara baskısı, çıkmaza girmiş bir ekonomi, dış siyaset ve işsizlik derken bugün hiç de istemediğimiz bir noktaya sürüklenmiş bulunuyoruz. Suriye’ye gerçekleştirilen harekatla ilgili Perşembe gecesi bir ara verme üzerinde anlaşıldı. Sürüklendiğimiz bu noktada başta ABD ve AB olmak üzere dünyanın her yerinden gelen baskı, tehdit ve yaptırımlarla karşı karşıyaydık. Hala da baskılar sona ermedi. Sınırımızdaki tehditlere yönelik bir harekat düzenlediğimizde birlik olsak da AKP iktidarının Suriye stratejisinde ilk düğmeyi yanlış iliklediğini, başından beri hatalar yapıldığını da yeri geldiğinde söylemek bizim görevimiz. Dış politikada malesef yalnızlaştık. ‘Sıfır sorun’ derken komşuları sıfırladık. Yurttaşlarımız için elbette ülkemizin güvenliği çok önemli.

 

“Mutfakta yangın var”

 

Ancak bir diğer yandan da mutfaklarda yangın var. Hepimiz bunu çok derinden hissediyoruz. Asgari Ücret 2020 lira, ama açlık sınırı 2 bin 65 lira olmuş. 22.5 milyon yurttaşımızın açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşadığını biliyoruz. 8 milyona yakın yurttaşımız işsiz ve ne yazık ki bunların yarısına yakını genç. Bu yılın Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde geçen yıla kıyasla 1 milyon 65 bin kişi daha işsiz kalmış. Doğalgazdan elektriğe, şekerden ete neredeyse herşeye yüzde 50 zam geldi. Geçen hafta görüştüğümüz Yargı Reformu diyle ortaya konan torbanın içinde ise ne yazık ki elle tutulur büyük bir değişiklik de yer almıyor. Yani yatırımcıya güven verecek bir hukuk devleti yine yok. Kadınlar yok, çocuklar yok... Bu hafta içinde Meclis Genel Kurul Salonu’nda yaptığım konuşmada da iktidarın bu eksikliğini ve samimiyetsizliğini dile getirmiştim.

 

“Kişisel kırgınlıklar emekleri boya çıkartır”

 

Biliyoruz ki şartlar hepimiz için çetin. Partimiz için emek sarfedenler olarak daha çok yurttaşımızla temasta kalmalı, adeta yarın seçim olacakmış gibi dikkatli ve özenli olmalıyız. Kişisel kırgınlıkların vereceği tahribatı, emeklerin boşa gideceğini, Bartınımız için unutmamalıyız. Daha güçlü olmak için gereken yol haritalarını birlikte bulmalı ve birlikte çalışmalıyız. Çok zor durumda olan hemşehrilerimizin ve tüm yurtttaşlarımızın bu çıkmazdan kurtulmak için bizden çok şey beklediklerini asla ama asla unutmamalıyız.

 

“Siyasette yeni dil istiyoruz”

 

Çoğunuzun yaşça benden daha deneyimli olduğunuz şüphesiz. Bunu yadsımak ya da görmezden gelmek akılsızlık olur. Ancak 15-24 yaş arası genç nüfusumuz, şu an ülkede 13 milyon. Yine 24-30 yaş arası 6 milyon yurttaşımız var. Yeni şeyler yapmak, yeni yollar açmak ve siyasette yeni dil istiyoruz. Bir genç olarak sizlerden ricam ise Türkiye’nin içinde bulunduğu bu çok kötü dönemde ülkemizin değişimine katkı sağlayacak politikaları birlikte üretmek olacak. Çünkü aynı yoldan gidip farklı yere çıkılmayacağını hepimiz biliyoruz. Atatürk’ün Türkiye’yi emanet ettiği gençlerden biri olmanın sorumluluğunu çok iyi biliyorum. Ve bunu sizlerle birlikte TBMM’ye taşıdık. Müteşekkirim. Ve orada ben yokum biz varız. O kürsüde konuşan biziz. O yüzden Bartın’da başaracağımız şey ülkemizde başaracaklarımız anlamına geliyor. Bugün benim ismimin önünde hepimizin davası yazılıdır. Evet, CHP Milletvekili ama Aysu Bankoğlu bunun arkasından gelir. Sizden ricam önce CHP ve Bartın için çalıştığımızı unutmayalım. Bakın yerel seçim sürecinde oluşan Millet İttifakı sinerjisi büyükşehirlerdeki belediye başkanlığı sayımızı 14’ten 21’e yükseltti. Bu yüzde 50’lik artış büyük bir başarıdır. CHP sayesinde başta İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Adana’dan tüm ülkeye yayılan umut dalgasını hep birlikte gördük. Tabiki Bartın’da Amasra gibi başarı öykülerimizin çok daha fazla olmasını isterdik. O yüzden de Bartın’da 2014 sonrasında gelişmelere, değişimlere ve partimizin zayıf kaldığı noktalara odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Kan kaybettiğimiz yerleri, konuları, noktaları doğru analiz etmeliyiz ki arzu ettiğimiz ivmeyi yakalayabilelim. İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi’nde sayımızı arttırmış olmayı ya da genel seçimlerde oylarımızı arttırmayı başarı olarak görebiliriz. Ama asıl başarı yukarı koyduğumuz çıtaya erişebilmek, yurttaşlarımızın bizden beklentilerini gerçekleştirebilmek ve bunun için daha güçlü olmaktır.

 

“Eleştirilere tahammülümüz, yeniliklere kapımız açık olmalı”

 

Şimdi il ve ilçe başkanlıklarımızda tüm üyelerimizi bu süreci sorgulayıp önümüzdeki seçim dönemi için çok daha önceden hazırlanmalıyız. Ama hedefi üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek olanlara partimizin de seçmenlerimizin de ülkenin de bundan çok fazla zarar gördüğünü hatırlatmak istiyorum. Türkiye’nin uzak ya da yakın tarihi bu kısır çekişmelerin hazin sonuçları ile dolu. Birlikte olduğumuzda başardığımızı biliyoruz ve bunu hiç unutmamalıyız. Gerçekçi ve yapıcı çözüm önerilerine açık olmaya devam etmeliyiz. Eleştirilere tahammülümüz, yeniliklere de kapımız açık olmalı.

 

“Türkiye’nin tek umudu CHP”

 

Hedefi iktidar olan bir ana muhalefet partisiyiz. Sorunların çözümünü de her zaman için şeffaflık, hesap verilebilirlik ve hukuktan vazgeçmeden birlikte hareket ederek aramalıyız. Bu uğurda çalışmaktan ve sesimizi herkese duyurmaya çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü sadece Bartın’ın değil, Türkiye’nin tek umudu vardır o da CHP’dir. İktidarı koltuğundan edecek olan partimizin ve bizim bu kararıdır.

Danışma Kurulu toplantımızın amacı hem partimize hem de kentimize fayda sağlayacak yol haritalarını belirlemek ve bundan daha da ileriye gitmektir. Buradan güçlenerek ve birlik olarak çıkacağımıza inancım tamdır. Partimizin sendelemesinden güç bulan siyaseti yalanlar üzerine kuranlara inat CHP’nin ortak değerlerden vazgeçmeyen anlayışını herkese haykıracağımıza inanıyorum. Saygı ve sevgi dilinin hakim olacağına inandığım toplantımızın verimli geçmesini umuyorum.”

 

Çakır: “Yerelden iktidarı kuracak bir dil oluşturmalıyız”

 

Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır da konuşmasında yerel seçimlerde ortaya çıkan Millet İttifakı’nın oylarını arttırması ve CHP’nin önceki seçime kıyasla çok daha fazla belediye başkanlığı kazanmasının halkın tek adam rejimine yanıtı olduğunu savundu. Çakır, “Bize yakışan yerelden gelen iktidarı kuracak bir dil oluşturmak, aynı zamanda Cumhuriyetin değerlerini güncel ve yeni olanla birleştirerek iktidarın yolunu açmaktır” dedi. Bu başarıyı Millet İttifakı içinde kazandıklarını iyi bildiklerini ifade eden Çakır, karşı oldukları sistemi değiştirmenin tek yolunun sonraki seçimlerde yüzde 50+1’i kazanmak olduğunu söyledi. Çakır, herkesin bu hedefin nasıl gerçekleştirileceğini herkesin tartışması gerektiğini belirtirken mutlaka yapılan işlerde eksiklik olduğunu, alınan kararların tartışılabildiğini ama CHP’lilerden de bir beklentileri olduğunu söyledi. Çakır, “Yüzde 50+1’i bulmak için gerekli yol konusunda öneride bulunmak. Eleştirmek ve muhalefet etmeyi iyi biliriz. Çok da iyi yapıyoruz. Elimize sağlık. Ülkenin muhalefete de ihtiyacı var, parti içi muhafelete de ihtiyaç var. Biz tek sesli bir toplum değiliz. Bu muhalefetin parti içinde ya da ülke genelinde hatta yerel yönetimlerde ihtiyacı alternatif üretmektir. Bu alternatifin ana hedefi de bugün bizi biraraya getiren CHP’yi büyüten bir dil oluşturmaktır. CHP’nin bu dönem önündeki tarihsel sorumluluk yüzde 50+1’i alarak bu ülkeyi kuruluş değerlerine geri döndürmek, barış, kardeşlik ve sevgi dilini oluşturmaktır.

 

“Başarı öykümüzde Türkiye’ye ışık tutmak istiyoruz”

 

Bizim Amasra’da yapmaya çalıştığımız da budur. Amasra Belediyesi’nin CHP’nin ortak aklına ihtiyacı var. Bu kongre süreçleri sonrası sadece Amasra değil, Bartın ili ve ilçe yönetimlerinin oluşturacağı komisyonların da Amasra İlçe Yönetimi’nin koordinasyonu ile yerel yönetim anlayışımızı en iyi şekilde hayata geçirecek politikaları belirlemede desteğine ihtiyacımız var. Amasra’dan yazacağımız başarı öyküsü diğer ilçeler, Bartın merkez, daha sonra Batı Karadeniz ve tüm Türkiye’ye ışık tutacaktır. Kazanmaktan ve başarmaktan başka çaremiz yok. Başaracağımıza da inancım tam.”

 

Yalçınkaya, hakkındaki dedikoduları aydınlattı

 

Toplantının basına kapalı bölümünde bir konuşma yapan CHP’nin  5 dönem milletvekilliğini yapan eski Bartın Belediye Başkanlarından Rıza Yalçınkaya ise Danışma Kurulu’nun hem 31 Mart yerel seçimlerinin değerlendirmesini yapmak hem de seçim öncesi ve sonrasında yaşanan süreçte dedikodu kültürüne mahkum olduğunu vurguladığı kişiler tarafından Bartın’da kendisi hakkında yaptıkları ileri geri konuşmaların ne derece doğru olduğunu ortaya çıkartılarak ve partililerin gerçekleri öğrenmesi açısından önemli bir fırsat olarak gördüğünü söyledi. Kimin doğru kimin yalan söylediğinin ortaya çıkmasını istediğini belirten Yalçınkaya, kavga etmek için değil şahsına yönelik haksız ithamlara cevap vermek için Danışma Kurulu’na geldiğini söyledi. Yalçınkaya sözlerini özetle şöyle sürdürdü:
“22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri için o dönem partimizin yönetici kadrolarında bulunan arkadaşlarımız, bana bizzat gelerek Belediye Başkanlığı görevimden istifa ederek CHP’nin Bartın Milletvekili Adayı olma teklifini getirdiler. Birlikte Genel Merkez Yönetimicilerimiz ile görüşerek istifa etme tarihi olan 8 Mayıs 2007’de Ankara’dan yola çıkarak saat 17.00’da Bartın Valiliği’ne istifa dilekçemi verdim. Genel Merkez’deki görüşmemizde Genel Sekreter Önder Sav ve Genel Başkan Yardımcısı Eşrem Erdem beyler ‘Rıza Başkan, 22 Temmuz bu ülkenin dönüm noktası. Bu görevden kaçamazsın, birinci sıra adayımızsın, ikinci sıra adayını belirleyerek hemen çalışmalara başla’ dediler. Ben ikinci sıra adayımız Sabri Aktaş, partililerimiz ve dostlarımızla yola koyulduğumuzda Bartın’da 2002 seçimlerinde partimizin oyu 14 bindi ve iki milletvekilliğini de AK Parti kazanmıştı. Bu mevcut duruma ve tüm olumsuzluklara rağmen CHP olarak il genelindeki oyumuzu 25 bin 600’lere çıkartarak il olduğumuz 1991 tarihinden 16 yıl sonra ilk defa bir milletvekilliğini kazandık.

 

“Hepimizin başarısıydı”

 

TBMM’de CHP Milletvekili olarak Bartın’ı temsil etmenin onurunu ve gururunu yaşadım. Bu hepimizin başarısıydı, hepimizin ortak gururuydu. O günden 24 Haziran 2018 tarihine kadar 11 sene partimizin başarısı için gece gündüz demeden koşturarak, çalışarak, partimizin bugün sahip olduğu oy potansiyeline gelmesi için partime hizmet ettim. Bu günlere, bu sonuca kolay kolay gelinmedi. Ben ve partimize gönül veren emektarlarımızla, örgütümüzle, sevenlerimizle, dostlarımızla, yarı aç, yarı tok, yağmur kar demeden köy, mahalle, sokak demeden kapı kapı dolaşarak, halkımızla buluştuk, partimize oy istedik. 2002’de 14 bin  olan oyumuzu 37 binlere çıkardık. Bugün hep birlikte eriştiğimiz bu oy potansiyeli sayesinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak Bartın’dan yüce Meclis’e milletvekili gönderebiliyoruz.

 

Vicdanlarını satılığa çıkaranlar...

 

Bunun için emeği geçenlere teşekkür edilmesi gerekirken bazı kişiler boğazları kuruyana kadar bana ve yol arkadaşkarımıza haksız eleştirilerde bulunarak hakaretlere varan konuşmalar yapıyorlar. Bu konuşmaları yapanlarda vefa duygusu yok, insanlık da yok. Vicdanlarını satılığa çıkarmışlar. Gerçekten çok üzülüyorum. CHP’nin milletvekili olarak 11 senede 9 seçim geçirdim. 2007 milletvekilliği seçimleri, 2009 yerel seçimler, 2010 referandum, 2011 milletvekilliği seçimleri, 2014 yerel seçimler, 2015 7 Haziran milletvekilliği seçimleri, 2015 1 Kasım milletvekilliği seçimi, 2017 Cumhurbaşkanlığı sistem değişikliği referandumu olmak üzere bu 9 seçimde gece gündüz demeden koşturarak partimizin başarısı için çalıştım. Benimle birlikte partimize gönül veren dostlarımız, arkadaşlarımız ve partimizin emektarları varını yoğunu ortaya koyarak çalıştılar.

 

“Partim zarar görmesin diye sustum”

 

Sadece ve sadece partimizin başarısı ve ülkemizin geleceği için... Hiç mi bunların kaydı değeri yok. Nasıl bu kadar çalışmayı, nasıl bu kadar emeği yok sayarak görmezden geliyorsunuz? Bu çalışmaları görmezden gelip bizi eleştirenlerin çoğu o zor günlerde yanımızda olmayıp ortalıkta gözükmeyenlerdi. Şimdi de en çok bunların sesi çıkıyor. Ben şimdiye kadar partimize zarar gelmesin diye sustum. Duyduklarıma cevap vermedim, yazılanları görmezden geldim. Partim zarar görmesin, kamuoyunca partim tartışılmasın diye benim gösterdiğim bu hassasiyeti maalesef başkaları göstermedi. Çünkü onların işi gücü Rıza Yalçınkaya’yı kötülemek, Rıza Yalçınkaya’ya dost olanları düşman olarak görmekti.

 

“Allah’a havele ediyorum”

 

Aslında bu tedavisi mümkün olmayan kronik Rıza Yalçınkaya hastalığına yakalananların çoğuna da iyilik yaptım. Elimden geldiğince yardımcı oldum. Kendilerinin iyi günlerinde de, kötü günlerinde de yanlarında oldum. Onlarla birlikte üzüldüm, onlarla birlikte sevindim, arkadaş bildim, dost bildim... Ama yanlış tanımışım bunları. Ne diyeyim? Şimdi, bir şey diyemiyorum. Sadece Allah’a havale ediyorum.

 

“Mehmet Arslan’a söylemiştim”

 

Konuşmamı bitirmeden son bir şey daha söylemek istiyorum. Sayın Mehmet Arslan, bu olayın canlı şahididir. İl Başkanı olduğu zaman herhalde 2017 başında sen, ben ve Hacı Gölbucaklı üçümüz partide beraberdik. ‘Bak başkanım ben bugün milletvekiliyim ama yarın olmayabilirim. Benim yerime içinizden biri milletvekili veya belediye başkanı adayı olduğunda yanınızda olup size destek verebilmem için birbirimize karşı doğru, dürüst, ahlaklı bir siyasi yaklaşım içinde olmamız gerekir. Ama bu partinin çatısı altında senin de olduğun ortamlarda, toplantılarda bazı kendini bilmezler, bu partinin milletvekili olduğum halde şahsıma yönelik kötü sözler sarf ediyor, hakaretlerde bulunuyor, ileri geri konuşuyorlar. Bunları duyuyorum, üzülüyorum. Sen de buna sessiz kalıyorsun. Bu böyle devam ederse bu ahlaksız tutum ve davranışlardan vazgeçilmezse yarın sizin içinizden biri bir yerde aday olduğunda yanınızda olmam, destek vermem. Bana ihtiyacınız olduğunda beni yanınızda göremezseniz’ dedim. Açık ve net biçimde Sayın Aslan’ın yüzüne konuştum. O gün söylediklerimle bugün olduğum yer örtüşüyor. Onun için o dedikodu kültürüne mahkum olanların ‘Rıza niye yanımızda olmadı, niye çalışmalara katılmadı?’ deme hakkı yok.

 

“CHP Bayrağına leke sürmedim”

 

22 Temmuz 2007’de şahsıma teslim edilen CHP bayrağına leke sürmedim. partime ihanet etmedim, doğru, dürüst ve ahlaklı bir şekilde 11 sene partimin ve Bartın halkının güvenine layık olmaya çalıştım. Benim vicdanım rahat, vicdanı rahat olmayanlar düşünsün.”

 

Yalan beyan ve iftiralar ortamı gerdi

 

Edinilen bilgiye göre; sonrasında toplantı partililerin tek tek söz alarak duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri şeklinde sürdü. Ancak bir iki partilinin Rıza Yalçınkaya’nın şahsına yönelik ağır ithamlar içeren sözleri ortamın bir anda gerilmesine neden oldu. Yalçınkaya, yalan beyanlar karşısında sessiz kalan parti yöneticilerini de eleştirerek salonu terketti. Toplantı salonundaki pek çok partili, partiye önemli hizmetlerde bulunmuş bir kişiye karşı gösterilen ve kabul edilemez söylem ve davranışa parti yönetiminin nasıl müsade ettiğini ve buna neden müdahale etmediğini “nerede sürekli bahsedilen ahde vefa” sözleriyle sorguladılar.

ETİKETLER : Bartın CHP CHP İl Danışma Kurulu Rıza Yalçınkaya
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2013 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
Bartın Web Tasarım