Milletvekili Tunç, Yargı Reformu’nu değerlendirdi: “Hedefimiz güven veren bir adalet sisteminin tesisi”

AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkan Vekili Yılmaz Tunç, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin güven veren bir adalet sistemine ve erişilebilir bir adalet sistemine, yagının tarafsızlığını ve bağımsızlığınıgüçlendirmeye yönelik amaçlar ve hedefler içeren 5 yıllık bir yol haritası olduğunu söyledi.
Bu haber 2019-10-09 16:53:11 eklenmiş ve 165 kez görüntülenmiştir.

 

 

 

(Haber Merkezi) - Belge ile amaçlarının güven veren bir adayet sistemi tesis etmek olduğunu vurgulayan Milletvekili Tunç, “Hazırlanış sürecine bakmak lazım. Hazırlanış sürecine baktığımız zaman, özellikle 9 amaç, 63 hedef ve 256 faaliyet içeren ve demokratik hukuk devleti ilkesini güçlendiren, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendirmeyi amaçlayan önemli hususlar içerdiğini görüyoruz. Hazırlanma sürecine baktığımız zaman çok geniş tabanlı bir hazırlık sürecinin geçirildiğini söylemek mümkün” dedi.

 

1. Paket tamam

 

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin 1. paketi olarak TBMM Adalet Komisyonu’na sevkedilen “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifi”nin görüşmeleri tamamlandı. Bartın Milletvekili Tunç, Komisyon görüşmelerindeki konuşmasında, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin önümüzdeki 5 yıl içerisinde güven veren ve erişilebilir bir adalet sisteminin tesisi için önemli hedef ve amaçları içerdiğini savunan Tunç, TBMM gündemine paketler halinde sunulacak olan kanun teklifleri ile yargıda reform sayılacak önemli düzenlemelerin hayata geçirileceğini söyledi.

 

5 yıllık yol haritası

 

Milletvekili Tunç, Adalet Komisyonunda muhalefete mensup milletvekillerinin eleştirilerine de yanıt verirken, “Bu belge, güven veren bir adalet sistemine ve erişilebilir bir adalet sistemine, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını güçlendirmeye yönelik amaçlar ve hedefler içeren 5 yıllık bir yol haritasıdır” dedi. Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde hazırlandığı şeklindeki eleştirilerin haksız olduğunu savunan Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Belgenin açıklamasını Cumhurbaşkanımızın yapmasından yola çıkarak bunu ifade eden arkadaşlarımız oldu. Elbette ki bunun hazırlanma sürecinde Adalet Bakanlığı yürütme, en baş rol üstlendi. Açıklanmasına değil de hazırlanış sürecine bakmak lazım. Hazırlanış sürecine baktığımız zaman, özellikle 9 amaç, 63 hedef ve 256 faaliyet içeren ve demokratik hukuk devleti ilkesini güçlendiren, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendirmeyi amaçlayan önemli hususlar içerdiğini görüyoruz.

 

“Geniş tabanlı bir hazırlık süreci oldu”

 

Hazırlanma sürecine baktığımız zaman çok geniş tabanlı bir hazırlık sürecinin geçirildiğini söylemek mümkün. Yargının tüm taraflarının sürece dâhil olduğunu görüyoruz: Adalet şurasından tutun da üniversitelerimizin, hukuk fakültelerimizin öğretim üyelerinin görüşlerine kadar; Avrupa Konseyi ve AİHM heyetlerinin ülkemizde yaptığı toplantılara varıncaya kadar; Türkiye Barolar Birliği, STK'ler, hukuk derneklerine varıncaya kadar; yüksek yargı mensuplarıyla yapılan toplantılara varıncaya kadar; hatta önceki dönem adalet bakanlarıyla bile bir araya gelinmiştir. Yargı camiası içinde 11 bin 276 hakim, savcı ve yargı çalışanıyla anketler yapılmış, her bölgede, birçok şehirde yüz yüze vatandaşlarla görüşülmüş yani toplumsal talep araştırmasının yapıldığı ve toplumun her kesiminin görüşlerinin yansıtıldığı bir belgeden bahsediyoruz ve tabii ki kabineyle de bu paylaşılmış, Cumhurbaşkanlığı Politika Kuruluyla da strateji belgesi paylaşılmıştır.

 

“Uyuşmazlıklara çözüm yöntemleri getiriyor”

 

Teklife baktığımız zaman, tabi tek bir maddeyi aldığınızda o maddenin reform olduğunu söylemek elbette ki zor olur ama bu maddeleri birlikte değerlendirdiğimiz zaman, teklifin tamamına baktığımız zaman yargı reformu strateji belgesinde yer alan hedeflerin hemen hemen tamamına yakınını içeren bir teklifi görüyoruz. Dolayısıyla, bu reform yolunda, 5 yıllık yol haritasında önemli bir adım olarak teklifi görmek lazım. Özellikle ceza hukukumuzda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi... Artık dünyada bu trend, hukuk dünyasında iyice gelişiyor. Uyuşmazlıkları en kısa sürede, en az masrafla, en etkili ve tatminkâr biçimde sonuçlandırma yönünde artık ülkemizde de önemli ilerlemeler sağlandı. Özellikle, ön ödeme, uzlaşma, bunların kapsamının genişletilmesi, kamu davasının ertelenmesiyle ilgili kapsamın genişletilmesi ve çocuklar bakımından, çocuğun üstün yararını gözeten düzenlemeler. Yine seri muhakeme usulünün getirilmesi, basit yargılama usulünün getirilmesi... Ceza yargılamamıza 2 tane yeni usul geliyor yani bunu elbette ki reform yolunda bir adım olarak görmek lazım.

 

İfade ve düşünce özgürlüğüne yönelik yeni düzenlemeler

 

İfade özgürlüğüyle ilgili suçlarda temyiz kanun yolunun açılması, haber verme sınırını aşmayan, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağına yönelik düzenlemeler, ifade özgürlüğü anlamında yargıda farklı uygulamaların önüne geçecek önemli bir düzenleme. İnternet erişiminin engellenmesinin sınırlandırılmasına yönelik bir düzenleme de yine düşünce ve ifade özgürlüğü açısından önemli bir düzenleme.

İstinaf mahkemelerinin işleyişinin daha etkin hâle getirilmesine yönelik düzenlemeleri, bölge idare mahkemesiyle ilgili yapılan düzenlemeleri, yargının daha etkin işleyişine yönelik önemli düzenlemeler olarak görmek gerekiyor. Özellikle çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında, mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasında daha fazla örselenmeden ifadelerinin alınmasını sağlayan düzenlemeler burada dikkat çekiyor. Meclis araştırma komisyonu vardı daha önce bu konuda kurulan ve komisyonun da önerileri arasında yer alan önemli bir hususun, Çocuk İzlem Merkezleri’nin, ÇAGO'ların, AGO'ların yeniden yaygınlaştırılmasıyla ilgili düzenlemeler... Özellikle mağdur hakları açısından baktığımızda bu da bir reform olarak, reforma giden yolda bir adım olarak görülmesi gerekiyor. Soruşturma evresinde tutukluluğun üst sınıra bağlanması, özellikle uzun tutukluluk sürelerini sürekli tartıştığımız bir dönemde bunun yasal düzenlemesinin yapılıyor olması da temel hak ve hürriyetler açısından önemli bir düzenleme. Burada çocuklar bakımından baktığınız zaman da çocukların hem kovuşturma aşamasında hem soruşturma aşamasında tutukluluk sürelerinin azaltıldığını burada görmek mümkün.

Hâkim, savcı, avukat, noter yetkinliklerinin artırılması, hukuk mesleklerinde kalitenin artırılması hep yıllarca konuşuldu, avukatlara sınav getirilmesi yıllarca konuşuldu, işte bu teklifle bunları getiriyoruz, bunlar yol haritasında, reforma giden yolda önemli yapı taşları. Avukatlara pasaport verilmesi, hâkim adaylığı mülakat kurulunun yaygınlaştırılması, tüm bunlar yargımız açısından önemli hususlardır.

 

 “Yargı FETÖ’ye teslim edilmedi”

 

Yargının AK Parti iktidarlarında FETÖ'nin emrine verildiğine ilişkin görüşlerin bir kere geçerliliği yoktur değerli arkadaşlar. Çünkü Ergenekon yargılamalarını yapanlar da 17-25 Aralık yargılamalarını yapanlar da MİT tırları soruşturmalarını yapanlar da AK Parti'den önce hâkim ve savcılığa atanan kişilerdir ve bunlar AK Parti daha kurulmadan önce devlet güvenlik mahkemelerine atanan kişilerdir ve bunlar bu soruşturmaları yapmıştır. Sürekli olarak 2010 Anayasa değişikliğiyle yargının FETÖ'nün emrine verildiği yönünde eleştiriler yapıldı, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yapısının değişikliğine yönelik 2010 Anayasa değişikliğinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna -o zaman yüksek kuruldu- üye seçimiyle ilgili Meclisten geçen düzenleme, iktidarın düşüncesine göre ilk derece mahkemelerinden seçilecek olan adli yargıdan 7, idari yargıdan 3, toplam 10 hakîmin -ki HSYK'da önemli bir rakam- seçim usulüyle ilgili Meclisten geçen düzenleme şuydu: Bir hâkim, savcı yalnızca bir adaya oy verecek, dolayısıyla Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda tek bir görüş hâkim olmayacak, çoğulcu bir görüş olacak, çoğunlukçu bir görüş olmayacak, bizim niyetimizin buydu. Meclisten bunu geçirdik ve Anayasa Mahkemesi tek bir adaya oy verme maddesini oradan cımbızla çekti çıkardı ve liste usulü seçimin yapılmasını sağladı. Anayasa Mahkemesine kim başvurdu? AK Parti başvurmadı. CHP başvurdu, CHP’nin başvurusu ile değişen Anayasa değişikliği maddeleri çerçevesinde HSYK seçimleri yapıldıktan sonra ilk derece mahkemelerinden seçilen 10 hâkimin, savcının FETÖ'yle iltisaklı olduğunu da sonradan görmüş olduk. Eğer Anayasa Mahkemesine gidilmemiş olsaydı, iptal edilmemiş olsaydı oraya, HSYK'ye o yargıçlar seçilemeyecekti.

 

“Yargı, Cumhurbaşkanının hakimiyetinde değil”

 

Yeni sistemde Cumhurbaşkanının yargıya hâkim olduğu yönündeki eleştirilere katılmak da mümkün değil. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 13 üyesinin sadece 4'ünü doğrudan Cumhurbaşkanı seçebiliyor. Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinin sadece 4'ünü Cumhurbaşkanı seçebiliyor. Diğerleri Yargıtaydan, Danıştaydan seçimle gelenler ve baro başkanlarının seçtiği kişiler arasından Meclis sadece tercihte bulunabiliyor. Yani burada tek adam rejimi sürekli dile getiriliyor, tabii, biz de sabırla dinliyoruz. Çok da itiraz etmiyoruz. Ama bazen arkadaşlarımızın sabrı da taşıyor. Sürekli tekrar olduğu için, artık bunu her konuşmacının sürekli tekrar etmesi elbette ki arkadaşlarımızın sabırlarını da taşırıyor.

 

“Milletin kararına saygı duymak gerekir”

 

Tabii, yeni sisteme alışmanın kısa sürede gerçekleşmesi biraz zor olacak. Yıllardır parlamenter sistemin uygulamasını yaşadık, Parlamenter sistemde yargının bağımsız olduğunu, tarafsız olduğunu söyleyebilir miyiz? Parlamenter sistemin sıkıntılarını bu ülke darbelerle yaşamadı mı. O darbecilere anayasa yazan anlı şanlı profesörlerimiz hukukçularımız yokmuydu? Dolayısıyla, parlamenter sistemin hukuk devleti ilkesine daha uygun olduğunu, yeni sistemin ise uygun olmadığını söylemek gerçekten doğru değil. Yeni sistem kuvvetler ayrılığı ilkesine daha uygun bir sistemdir. Biz bu sisteme durup dururken gelmedik, geçmişte, koalisyonları, darbeleri, siyasi krizleri, ekonomik krizleri, terörü yaşadık, 2016 neden ihtiyaç duyduk hükümet sistemi değişikliğine, nereden geldik buraya bunu da unutmamak lazım, Biz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine adım adım geldik. Nasıl geldik? 367 krizi gibi bir kriz dayatıldı, Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmek zorunda kaldı ve yürütmedeki iki başlılığı ortadan kaldıran milletimiz oldu. Dolayısıyla milletimizin bu kararına da saygı duymak gerekir.

 

Görüşler, Komisyonda şekilleniyor

 

Burada parlamenter sistemde de çalıştık, yeni sistemde de çalışıyoruz. Yani en azından parlamenter sistemde şu anda kanun teklifinin, tasarının sahibi yürütmeydi ama şimdi milletvekillerimiz ve bu kanun teklifinin sarayda hazırlandığı yönündeki eleştiriler tamamen haksızlık. Neden haksızlık? Çünkü bu teklifin hazırlanması sürecinde çalışan arkadaşlarımız var. Dolayısıyla ‘Bu, Sarayda hazırlandı. Tek adam, dikta...’ diyerek milletvekillerimizin emeklerine de haksızlık etmemek lazım. Görüşmekte olduğumuz teklif birinci yargı reformudur, daha bunun gerisi gelecektir. Hep beraber ‘Muhalefetin görüşleri alınsın’ diyorsunuz, işte, görüşler burada şekilleniyor. Burada önergelerle değişiklikler elbette ki yapılabilir. Adalet Komisyonunda daha da olgunlaşacağına inanıyorum.

ETİKETLER : tunç yargı reformu
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
926 Kez Okundu
659 Kez Okundu
549 Kez Okundu
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2013 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
Bartın Web Tasarım