Karakaş: “Kalaycı, İl Müdürü’ne ayar verdi”

CHP Bartın İl Başkanı Selim Karakaş, Bartın tarım İl Müdürlüğü yetkililerinin ilimizdeki üreticileri ve Pazar esnafını bilgilendirmek amacıyla geçtiğimiz Salı günü Kadınlar Hazarı’nda toumculuk kanunu ve bunun emredici cezai hükümleri konusunda yapılan bilgilendirme üzerine AK Parti Bartın İl Başkanı Turhan Kalaycı’nın yaptığı “Pazarcılara ve üreticilere bu kanuna muhalefetten bir ceza kesilmeyeceği” yönündeki açıklamayı İl Müdürlüğüne ayar vermek olarak nitelendirdi.
Bu haber 2019-05-18 10:13:13 eklenmiş ve 131 kez görüntülenmiştir.

 

TOLGA AKINER

CHP’li Karakaş, 12 Mayıs Pazar günü kutlanan Anneler günü ile başlayan ve geride bıraktığımız bir haftayı değerlendiren basın toplantısı düzenledi. Geçtiğimiz hafta sonu kutladığımız anneler gününden başlamak üzere bu hafta sonuna kadar geçireceğimiz bir hafta cumhuriyet tarihimizin en önemli haftalarından biri olduğunu ifade eden Karakaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hafta 15 Mayıs 1919’da İzmir in işgali sırasında düşmana atılan ilk kurşunun, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının ve Milli Mücadele’nin başlangıcının 100. yılını kutluyoruz. Böyleşine önemli bir hafta içinde 1 asıra yaklaşan cumhuriyet tarihimizde tartıştığımız konu ise ‘adalet, hukuk, demokrasi, kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye ve vatandaşlarımızın vicdanı’... Geçmişte bu hafta içinde neler olmuş bir kez istiyorum. 12 mayıs da anneler gününü kutladık. Anneler gününde Tam 24 yıldır Cumartesi Anneleri evlatlarını arıyor. İlk kez 27 Mayıs 1995’te ‘Çocuklarımızı istiyoruz’ dediler. Cumartesi Annelerinin, her siyasal görüşten, çocukları gözaltına alındıktan sonra kayboldular. Bu anneler o tarihten bu yana evlatlarının mezarını arıyor ve başlarına gelenin araştırılmasını istiyorlar. Siyaset kurumunun, yani devleti yönetenlerin yanı devlette söz sahibi olanların bu annelerin talebini yerine getirmesi gerekmiyor mu? Bu annelerin taleplerini yerine getirmeyen insanlar da vicdan var mıdır?

 

 

“Demokrasi kadar güzel bir şey yok”

 

14 Mayıs 1950, Demokrat Parti’nin iktidarı... Soruyorlar, ‘Demokrat Parti kazandı, ne diyorsun? Yenildin’ diyorlar. ‘Evet, bu yenilgim benim en büyük zaferimdir, çünkü bu ülkeye demokrasi geldi’ diyor. Demokrasiyi her ortamda savumak ve darbelere karşı çıkmak zorundayız. Demokrasi kadar güzel bir şey yok. İnsanların aktardıkları, yanlışları büyük bir rahatlıkla dile demokrasi ve sürekli kendisini geliştiren bir kav Mayıs 1950’i Türk demokrasi tarihinde önemli bir milattır.

 

“Soma’da adalet yerini bulmadı”

 

Bu hafta Soma’da yaşanan maden faciasının 5. yılı. Soma’da 5 yıl önce 301 madencimiz hayatını kaybetti. Adalet yerini buldu mu? Hayır. Aileler hâlâ mağdur, hâlâ adaleti arayan aileler var, hâlâ adalet nerede diye ağlayan aileler var, onların çocukları var. Ve bizler Soma faciasını asla unutmayacağız. Ama bir şeyi daha unutmayacağız. Geçen 5 yıl içinde 2014-2018 arasında 299 madencimiz daha hayatını kaybetti. Soma’yı niye unutmuyoruz? 301 madencimiz bir arada öldüğü için, ama yaşanan sürede bir o kadar madencimizin Anadolu’nun madencimizin Anadolu’nun değişik yerlerinde hayatlarını kaybettiklerini biliyoruz Bunlar ekmek parası için, rahat yaşam için, çoluk çocuğuna ekmek götürmek için, mücadele ettiler çalıştılar. Bunların döktükleri her alın teri damlasını yüceltmek zorundayız. Bu vesile ile tüm maden şehitlerimizi bir kez daha anmak istiyorum.

 

 

“Çiftçi kanunun emrettiği desteği alamıyor”

 

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutlandı. 17 yıldır, yani AK Parti’nin iktidarda bulunduğu süre içinde 33 milyon 790 bin hektar alan yani iki Trakya bölgesi büyüklüğütndeki alan çiftçiler tarafından ekilmiyor. Niçin? Ektikleri zaman karşılığını alamıyorlar da ondan. Eken olmayınca, son 16 yılda 661 bin 522 çiftçi işini bıraktı, çiftçilikle uğraşmıyor. Dışarıdan ithal ediyoruz, mısırdan tutun fasulyeye kadar, canlı hayvandan tutun ete kadar her şey dışarıdan ithal ediliyor. 2002 yılından bu yana çiftçilerin borçları olağanüstü arttı, milyarlarca lira bankalara borçları var. Bugün faiz oranları çok yüksek ve çiftçi gerçekten de inim inim inliyor. Çiftçi perişan vaziyette, ‘geçinemiyorum’ diyor. Mazot fiyatları, Elektrik fiyatları, gübre fiyatları, ilaç fiyatları, su fiyatları çiftçinin ürünü ekmesine imkân vermiyor. 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun 21.maddesi, milli gelirin yüzde 1 oranında çiftçiye destek verilmesi gerektiğini emrediyor. 2018’e kadar olan rakamlara baktığınızda, milli gelirin yüzde 1’i hiçbir dönemde çiftçiye verilmedi. Önümüzdeki dönemde AKP iktidarında da verilebileceğini zannetmiyoruz. Dileğimiz çiftçinin hakkı olan ve parlamentonun iradesi olan milli gelirin yüzde 1’i oranındaki payın çiftçiye verilmesidir.

 

İsrail tohumuna muhtaç ettiler

 

Yine 2006 yılında yürürlüğe giren 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’na göre Türk çiftçisine yerli tohum ekimini ve satışını engelleyen, ekip fide üretip satarsa 23 bin TL’ye kadar para cezası veren, yabancı tohum kullanmazsa teşvik yasağı getiren, yani köylümüzü ve çiftçimizi İsrail tohumuna muhtaç eden yerli ve milli bir iktidarımız var.

 

Kalaycı’nın açıklamalarına tepki

 

14 Mayıs Çiftçiler Günü’nde Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri, Bartın Galla Pazarı’nda denetim yapmış ve 5553 sayılı tohumculuk kanununa göre fide ve tohum satışının yasak olduğunu belirterek buna rağmen satış yapıldığını tespit etmeleri durumunda 23 bin TL ceza yazılacağını üreticilere ve Pazar esnafına ifade etmişlerdir. Konu ile ilgili açıklama yapan AKP Bartın İl Başkanı Turhan Kalaycı bu konuda köylünün bilgilendirilmesi gerektiğini söylerken tohum ve fide üretimi ile satışının devletin kontrolü altında yapılması gerektiğini ifade ederek bu işin kuralları olduğunu söylemiştir. İşte bu kurallar 5553 sayılı tohumculuk yasası ile belirlenmiş olup yerli tohumun üretimi bunlardan elde edilecek fidenın pazarda satışı bu kanunla yasaklanmıştır. Sayın Kalaycı popülist bir yaklaşımla kendi iktidarları döneminde çıkan bu kanuna karşılık Tarım İl Müdürlüğü yetkililerine ayar vermektedir. Ve demektedir ki ‘Galla pazarında halkımıza kendi ürettiği fide ve tohum konusunda cezai yaptırım olmayacaktır.’

 

Valilik ya da Müdürlük halkı bilgilendirmeli

 

Bu konuda Bartın Valiliğini ve Tarım İl Müdürlüğü’nü halkımızı bilgilendirmeye davet ediyoruz. Yoksa 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimlerine kadar 5553 sayılı tohumculuk yasası da Sayın Kalaycı’nın verdiği ayarla askıya mı alındı? Adı Adalet ve Kalkınma Partisi ama ne adaleti kaldı ne kalkınması... AK Parti dediler, milleti kandırdılar, ceplerini doldurdular. Üretemeyen çiftçiler var, yüz binlerce fakir var, geçinemeyen emekçiler var, milyonlarca çocuk yatağa aç giriyor.

 

“Adaleti yok eden yargının kendisidir”

 

Buradan yola çıkarak hak, hukuk, adalet, demokrasiden yani 23 Haziran’daki İstanbul seçimlerinden söz etmek istiyorum. Adaleti yok eden yargının kendisidir. Eğer yargıç adaletli davranmazsa hukukun üstünlüğüne inanmazsa, vicdanına göre karar vermezse, adaleti katlediyor demektir. Bunlara hakim denmez. Bunlar hakim değildir, bunlar adalet dağıtmazlar. Bunlar kul hakkı yiyenlerdir. Yüksek Seçim Kurulu yüksek hakimlerden, Yargıtay’dan ve Danıştay’dan seçilen üyelerden oluşuyor. İtiraz ettiler, ‘bu seçimlerle hile yapılmıştır’ dediler. Bakıldı, hile yapıldı mı yapılmadı mı diye. ‘Geçersiz oyları sayacağız’ dediler. Sayıldı mı? Sayıldı Bir şey çıktı mı? Hayır. ‘6 ilçede bütün oyları sayacağız’ dediler, olur sayın Sayıldı, bir şey çıktı mı? Çıkmadı. ‘22 ilçede sondajlama yöntemi yapacağız’ dedi Yüksek Seçim Kurulu. Bakın, hiç bugüne kadar başvurulmayan bir yönteme başvurdu. ‘22 ilçeden 57 sandık belirleyeceğim, sondajlama yapacağım’ dedi. Yaptı, değişti mı tablo? Değişmedi. Efendim ‘41 bin 132 kısıtlı seçmen oy kullanmış’ dediler. Bakalım denildi, buyurun bakın. 41 bin 132 değil 766 kısıtlı seçmen çıktı Sonuç yine değişmedi.

 

“23 Haziran'dan sonra Herşey çok güzel olacak”

 

Burada bir sandık var; sandık aynı sandık, seçmen aynı seçmen, sandık kurulu aynı sandık kurulu, oy pusulaları da aynı oy pusulaları. Vatandaş geldi oyunu kullandı, dört pusulayı bir zarfa koydu ve attı. Yüksek Seçim Kurulu diyor ki, efendim diyor bu dört pusuladan sadece büyükşehır belediye başkanının seçiminde yanlışlık var veya kumpas var Diğerlerinde bir şey yok bu yüzden İstanbul Büyük Şehir Belediye başkanlığı seçimlerim iptal ediyoruz dediler. O zaman seçimlerin tamamını iptal edin. 39 ilçede yeniden seçime gidelim, hodri meydan dedik. Karar verdiler, olmaz dediler Sadece büyükşehri iptal ediyoruz dediler, diğerlerim etmeyiz dediler Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını geri aldıiar. Ben buradan İstanbullulara ve İstanbul’da yaşayan Bartınlı hemşehrilerime sesleniyorum; ‘sizin Ekrem İmamoğlu'na 23 Hazıran’da oy verme yükümlülüğünüz vardır’. O sırtı kalınların hakkını savunmadı, sizin hakkınızı savundu, sizin için çalıştı. 18 günde bir çok başarıya imza attı. Şimdi bunlar biz yapıyoruz diyorlar Ekrem İmamoğlu’ndan seçimleri yeniden kazanacak diye korkuyorlar. Bu nedenle ülkemize adaleti, demokrasiyi, hukuku teslim edecek olanlar İstanbullu yurtdaşlarımızdır. 23 Haziran’dan sonra her şey çok güzel olacak diyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

 

ETİKETLER : Bartın CHP AK Parti Selim Karakaş Turhan Kalaycı tohumculuk kanunu Soma Anneler Günü YSK Ekrem İmamoğlu
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2013 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
Bartın Web Tasarım