Sağlıklı beslenme ve obezite anlatılacak

Türk Böbrek Vakfı (TBV) Bartın’daki çocuklara ve yetişkinlere yönelik olarak “sağlıklı beslenme ve obezite” konusunda seminerler düzenleyecek. 10 Mayıs Cuma günü Bartın Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan seminerlere ilişkin bilgi veren TBV Yönetim Kurulu üyesi Ali Salmanoğlu, obezite ve diyabetin insan sağlığını nasıl tehdit ettiğini örnekleriyle anlatırken, ilk olarak yapılması gerekenin tutu ve şekeri hayatımızdan çıkartarak sağlıklı beslenmeyi bir yaşam biçimi haline getirmemiz olduğunu söyledi.
Bu haber 2019-05-09 12:13:46 eklenmiş ve 949 kez görüntülenmiştir.

 

TOLGA AKINER

Bartın’da uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra Dışişleri Bakanlığı’nda bürokrat olarak çalışan, sonrasında da işhayatına atılarak hem siyaset hem de sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alan Bartın’ın da yakından tanıdığı bir isim olan Ali Özer Salmanoğlu, bu kez TBV’nin Yönetim Kurulu üyesi olarak Bartın’da basın ile buluştu. TBV’nin Cuma günü Bartın’da düzenleyeceği seminerler hakkında bilgi vermek amacıyla basınla ilimizdeki yerel basın kuruluşlarının temsilcileriyle buluşan Salmanoğlu, Vakıfın amacının insanlar için kalp kadar hayati önemi olan böbrekler ile ilgili sağlıklı yaşamı vatandaşlara anlatmak olduğunu söyledi. Bunun için de İstanbul Bakırköy’de TBV’ye ait Avrupa’nın en büyük diyaliz merkezini açtıklarını belirten Salmanoğlu, “Bu diyaliz merkezine hergün yaklaşık 250 hastamız diyalize gelip gidiyorlar. Biz onları araçlarla evlerinden alıp tekrar evlerine bırakıyoruz.

TBV 6 yıldır Sağlık Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü bir sağlıklı yaşam projesi var. Bu projede öncelikle tuzun ve şekerin insan sağlığına ne kadar zararlı olduğunu anlatmaya çalışıyoruz” dedi. Üçüncü senenin ardından Sağlık Bakanlığı’nın TBV’nin önerisini kabul ettiğini ve tuzun lokanta ve restoranlarda bundan sonra masaya konulmaması konusunda görüş birliğine varıldığını kaydeden Salmanoğlu, kendilerinin de Vakıf olarak annelere “Lütfen sofralarınıza tuzu kaldırın” çağrısı yaptıklarını söyledi. Salmanoğlu, besin maddelerinin çoğunda doğal olarak tuz bulunduğunu anımsatırken, Türk milletinin dünya ölçülerinin çok üzerinde tuz tükettiğine dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Çağın hastalığı obezite

 

“Şeker ve tuzun yanında bir de çağın hastalığı olarak adlandırılan obezite var. Gelecekte insanların kanser ve sigaradan daha çok obezite nedeniyle öleceğine dair ciddi bulgular sözkonusu. Mesela 195 ülkede araştırmacıların yaptıkları beslenme şekillerinin ölüm ve hastalık oranlarıyla karşılaştırarak yürüttükleri çalışmaya göre dünya genelindeki ölümlerin yüzde 50’si sağlıksız beslenmeden kaynaklı. Yine araştırmalara göre günümüzde her 5 ölümden birinin yüksek tuz ve yağ miktarına karşılık meyve sebze ve lif yönünden çok zayıf olan batı tipi beslenmenin neden olduğu görülmektedir. Bazı beslenme alışkanlıklarının özellikle son dönemde et yönünden zenginleştiğini görüyoruz. Fakat foastfood türü beslenmenin giderek yaygınlaşması da olumsuz olarak değerlendirilmektedir. 2017 yılında sigara ve kanserden ölüm sayısı dünya genelinde 8 milyon kişi. Aslında olay şu; biz ne yersek oyuz.

 

Nüfusumuzun yüzde 32’si obezite ile mücadele ediyor

 

Obezite, 12 ayrı tipte kanser riskini arttırmakta. Türkiye’de obezite vakaları son 5 yılda yüzde 15 arttı. Ülkemizde nüfusun yüzde 32’si obezite ile mücadele ediyor. Uzmanlar, artış hızı böyle devam ettiği takdirde ülkemizdeki yüzde 32 olan obezite ile mücadele eden nüfus oranın 2030 yılına kadar yüzde 40’a çıkacağını tahmin ediyor. Son dönemde ülkemizde mideye kelepçeleme ameliyatları oldukça sık yapılmakta ama bu ameyilatların yüzde 20’si ölümle sonuçlanmakta. Diyet yapanların sayısındaki artış da aslında obezite tehlikesinin bir göstergesi. Ama bu da çözüm değil obezite için. Çünkü obezite konusundaki en iyi diyet aslında sağlıklı beslenme ile olur.

 

Sağlık düşmanı fastfood

 

Tüm dünyada ölüm sebepleri incelendiğinde kanseri de geçerek birinci sıraya yerleşen obezite vakaları artık global bir tehlike haline gelmiştir. Bugün Amekirada mesela halkın yüzde 60’ı obez. Çünkü fastfood’un doğum yeri Amerika. Örneğin bir yaprak cipste neredeyse bir tatlı kaşığı kadar yağ vardır. Bir torba cips yendiğinde ne kadar yağ tükettiğinizi sizler düşünün. Hele bir de fastfood restoranlarda o patateslerin aynı yağ ile 20-25 kere kızartıldığını bir düşünün... Çok sağlıksız bir yaşam tarzı. 21. yılılın en büyük halk sağlığı sorunlarından biri olan Obezite1980 yılından bu yana Avrupa’da 3 kat arttı. 11-15 yaş arası erkek çocuklarda yüzde 23, aynı yaş grubundaki kız çocuklarında ise yüzde 12 oranında obezite vakası görülüyor.

 

Yaşam kalite ve süresi üzerinde etkisi büyük

 

Obeziteye bağlı olarak ortaya çıkan şeker, yüksek tansiyon, uyku apnesi, depresyon, astım ve kısırlık gibi sağlık sorunları yaşam süresi ve kalitesini ciddi bir şekilde tehdit ediyor. Obezite ile kapsamlı yekilde mücadele edebilmek için önce anne ve babalar ardından da okuldaki beslenmeler önümüze geliyor.  Ebeveynler okullarda verilen yemeklerin ve kantinlerde satılan gıda maddelerinin ne kadar sağlıklı olduğunu bizzat denetlemesi gerekiyor. Bakanlıklar bunları belli ölçüde denetliyor ama velilerin de çocuklarının okulda ne yiyip içtiği ile yakından ilgilenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Gidin okulda çocuklarınızın yediğinin tadına bakın. Fördüğünüz aksaklıkları önce okul müdürüne, öğretmenlere, eğer giderilmiyor ise ilçe ve il milli eğitim müdürlüklerine bunları bildirin.

 

Sağlık düşmanı tuz ve şeker

 

Obezite ile topyekün mücadele etmemiz gerekiyor. Bu mücadelenin bayında da öncelikle tuzu ve şekeri nasıl ne kadar kullanmamız gerektiğini öğrenmeliyiz. Bir kere sofralarımızdan tuzu kaldırmalıyız. Şeker de keza aynı şekilde çok zararlı mutlaka azaltılmalı mümkün ise birakılmalı. Bugün diyabet kanserden ve kalk krizinden daha tehlikeli. Bakıyorsunuz ailesinde daha önce hiç şeker hastalığı olmayanlar bile 40 yaşın üzerinde diyabet pastası olabiliyorlar. Bu sağlıksız beslenmekten kaynaklı. Mesela kaliteli bir baklava için hele bir de fıstıklı ise kilosuna 100 TL’yi gözden çıkarmalısınız. Ama bakıyorsunuz merdivenaltı üretim dediğimiz baklavalar kilosu 25 ila 40 TL arasında satılabiliyor. Siz de bunları alıp tüketiyorsunuz. Şekeri mısır şurubundan mı nişastadan mı belli değil. Sırf ucuz diye sağlığınızı riske atıyorsunuz aslında. Bunları sık sık tükettiğinizde de bakıyorsunuz diyabet hastası olmuşsunuz.

Bartın’da çok şeker hastası var. Biz özellikle şeker ve tuzu azaltarak gelecekte şeker hastalığını ve obeziteyi azaltmayı hedefliyoruz. Tüm Bartın halkına sağlıklı bir yaşam diliyorum. Tuzdan ve şekerden uzak durmayı diliyorum.

 

Cuma günü iki panel düzenlenecek

 

İstanbul’dan Perşembe günü heyetimiz gelecek. Bartın Valisi Sayın Sinan Güner’i ve Belediye Başkanı Cemal Akın’ı ziyaret edeceğiz. Cuma günü de sabah 10.00-12.00 saatleri arasında Kültür Merkezi’nde İl Milli Eğitim ve İl Sağlık Müdürlüğü ile yaptığımız protokoller çerçevesinde 400 çocuğumuza yönelik sağlıklı beslenme ve obezite konusunda bir eğitim semineri düzenlenecek. Aynı gün öğleden sonra da 15.30-17.30 saatleri arasında yetişkinlere yönelik olarak bir seminer düzenlenecek. Bartın Türkiye genilinde bu semineri düzenlediğimiz 22. İl oluyor.”

ETİKETLER : Bartın Türk Böbrek Vakfı diyabet obezite Ali Salmanoğlu
Diğer SAĞLIK haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Anket
BARTIN HALK GAZETESİ
© Copyright 2013 . Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
Bartın Web Tasarım